Yeni anayasaya millî iradenin vereceği EVETkararı, Türkiyede tarihî bir değişikliğin başlangıcı olacak ve hakiki medeniyete ve hürriyete geçişin kapalı olan yolunu açacaktır. Bu sebeble de milletimiz reyini kullanmakta çok dikkatlı olması ve yalan ve garazkâr propagandalara ve yaygaralara aldanmamasının, Türkiye ve alem-i İslam ve hatta beşer dairesi genişliğinde ehemmiyeti vardır. Hem gizli ve sinsi nifak cereyanı zahiren haktan yana görünüp, milleti heyecanlandırıp tahrik ederler. Bu tarz tahriklere de kapılmamak ve süküneti muhafaza etmek elzemdir.
Herkesin gözü önünde görünen manzara şu ki, anayasaya değişikliğine hayır diyenlerin ekseriyet-i mutlaka ile solcu ve dine karşı oldukları biliniyor. Bir müslüman, sol ve dinden kopuk ve bir kısmı da dine düşman olan ceryanlara asla tarafdar olupo büyük suçlarınna ortak olmaz. Çünki bütün insanların menfi müsbet bütün hareketleri, Allahın huzunda muhakeme için ebedi olarak filimleri alındığını, Kur’an haber veriyor. Bir ayette şöyle buyruluyor:
AHİRZAMANDA BAZI MÜSLÜMANLARIN DURUMUNU ANLATAN BİR DERS
Ekseriyetle yahudilerden bozuk ve bozguncu kısmının sebebiyet verdiği ve rivayette duhan tabir edilen fitne ve bu duhan cemiyetinin vesile olduğu çeşidli neticeleri vardır. Mesela
1-Şer’î hükümlere bağlı kalmak yerine, hissiyata dayanan beşerî meyillerle hareket etmek.
2-Çocuklar da, yine rivayetin ifadesiyle uram olur. Yani hırçın ve gürültücü ve insanları rahatsız edecek şekilde bağırırlar ve haylaz olurlar. Çocukların oynadıkları sokağa bakılınca bu durum açıkça görünür.
3-Büyükler de, Hz. Üstadın tabiri ile sakallı çocular, yani şer’î hükümlere göre değil, çocuklar gibi beşerî meyillerine göre düşünür ve konuşurlar. Bir rivayette mealen şöyle buyruluyor:
“Yaşlıları emr-i bil-ma’rufu yapmaz; sünneti bid’at gibi, bid’atı sünnet gibi görürler…” Ramüz-ül ehadis:502
Onun için Hz. Üstadın, yeğeni Abdurrahman’a insanlarla ihtilat etmemeyi sık sık tenbih ettiğini, Üstada yazdığı şu ifadelerinden anlıyoruz:
Asrımızda, İslamı ve müslümanları alâkadar eden her meseleye çareler getiren Bediüzzaman Hazretleri, İslam aleyhinde teşekkül eden cereyanları, Allah’ın izniyle tesbit etmiş ve ehl-i imanı ikaz etmiştir.
Rivayetlerde “Süfyan” diye bildirilen ahirzamanın dehşetli şahsı ve devreleri ve rükünleri hakkında kısa bir tesbit şöyledir:
“Hem de "İnna A'tayna"nın sırrı kısmen tahakkuk etmiş. Çünki Süfyaniyetin dört rüknünden en kuvvetlisi ve dehşetlisi bütün bütün çekildi. Kabir altında azab çekiyor. Ve en büyüğü dahi alâkası bilfiil çekilmiş. Mason komitesinin mahkûmu ve âleti olup azabıyla meşguldür. Yalnız onun gölgesi hükmediyor. İleri tecavüz etmemekle beraber kısmen geriliyor. Bâki kalan iki şahıs ise, ellerinden gelse tamire çalışacaklar.”Şualar (735)
Hadis meali: Cenab-ı Allah şu ümmetin (ümmet-i Muhammed A.S.M.) üstünde hem Deccal’ın kılıncını hem de büyük harb kılıncını beraber cem’etmeyecektir. (Melhame-i kübra olan İkinci Harb-i Umumî hırpalamadığı işaretiyle, İslâmlar içinde bir Deccal, âlem-i İslâm’ı başka bir tarzda hırpalayacak.)”