Menu Content/Inhalt

Hicrî Takvim

ittihad.com.tr ittihad.com.tr - Sarıklı Genç

Güncel Konular

Keyfi İdare Anlayışı ve Bediüzzaman

Kur'an'ın Haber Verdiği Dokuz Çete Reisi

Allahü Ekber Hakikatı (2)

Zübeyr Ağabeyin Külliyattan Tesbitli Hususiyetleri

Deccaldan Kurtulacağız

İktisadi Krizin Sebep ve Çareleri

Nifak ve Münafıklık

İki Cereyan

Leyle-i Berat

Ordu ve Asker

Garip Bir İddia

Halkçılar, Irkçılar El Ele.

Adalet Nasıl Sağlanır?

Kitab-ı Kainatı Okumak Mesleği

Bütün Okullarda Din Dersleri Okutulmalıdır

Nur Merkezi İhtiyacı

Asıl Mehdi Gelmedi mi?

Ahlâk Kaideleri

Bu Vatan için en büyük tehlikelerden biri... HALK PARTİSİ İKTİDARI

Kudsiyetin Hakikatı

Faiz Sistemi, Bankalar ve Dünyanın Hali

Yeni Anayasada Lâiklik Tarifi Nasıl Olmalı

Maidet-ül Kuran ve Hazinet-ül Bürhan

Yahudilerin Mahiyeti Nedir ?

Allahü Ekber Hakikatı (1)

İki İddiaya Cevap

İslam ve Demokrasi

Halk Partisi (CHP) Ne Yapmalı ?

Zamanımıza da Bakan Bazı İşaretler

Geniş Daire Hizmetleri

Marifet-in Nebiyy

Dikdurmak ve Başeğmemek

Dindar Demokratlar

Hakiki İrtica Nedir?

1918'den Sonra Ermeniler ve Kürtler

Devlet İçin Fert Feda Edilir mi?

Kadınlarda Haya Duygusu

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Devlet Adamına 7 Mektup-1

Ekonomik Kriz Sebeb ve Çareleri

Türkiye'nin Terör Meselesi ve Çaresi

Ayasofya İbadete Açılmalı

1.Dünya Harbinde Ermeniler

Dindar Siyasilere Tavsiye ve İkazlar

İngilizler de İslam Birliğine Taraftar Olacak

Zina İsnadı Hakkında Şeriatın Hükmü

Sabır ve Cihad Kahramanlığı

İslâm Cumhuriyeti, Hilâfet ve Şeriat

Lahika Mektubu İddiasına Cevap

Tesettürde Şer'i Ölçüler

Kurban Bayramındaki Sır

İslam ve Demokrasi

Zübeyir Abi'nin Ehl-i İman ile Münasebeti

Dersim Hadisesi ve Said Nursi

Gizli Ene ve Kusurunu Görmek

Feveran

Ahirzaman Fitneleri-01

Avrupa Birliği meselesi

Risale-i Nur Muarızı Yazarların İsnadları Hakkında İlmi Bir Tahlil (1965/2006)

Beş Büyük Tehlike ve Çaresi

Askerler Siyasete Karışmalı mı?

Mi'rac Hadisesi

İslam İlerleme Vesilesidir

Allahü Ekber Hakikatı (3)

Yüz Sene Sonra

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı (2)

İngilizler ve Türkler

Yüzüncü Yılında 31 Mart Hadisesi-2

Ermeni Zulümlerinin Belgesi

Kim Demokrat

Üç Mehdi Meselesi ve Hz.İsa'ın (a.s.) Nüzulü

Risale-i Nurun 27. Mektubu Lahikalar Bölümü Abdülkadir BADILLI

Son Müceddid

Zübeyr ve Tahiri Abiler Hakkında Hatıra Notları

Geniş Daire Hizmeti

Halk Partisi Hakkında

İnsana Uygun İdare Şekli

Ehl-i Kitap

Cemiyetin Bozulması

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-3

Ahirzamanda İman Durumu

Küçük Deccal Büyük Deccal Kavramları

Müslümanlara Atılan İftiralar

Anarşi-Terör Sebep ve Çareleri

Yüzüncü Yılında 31 Mart Hadisesi

Deccaliyetin Büyük İfsadatı

Gizli Planlara Dikkat !

Musibetlerde Nokta-i Nazar

Peygamberimize (asm) hergün beş defa biatımızı tecdid ediyoruz

Mehdi Hadisleri

Amerika Dostluğunun Ehemmiyeti

Komitelerin İçyüzü

Bediüzzamandan 7 Mektup

Hükümet İslam Birliğine Çalışmalı

Ramazan-ı Şerif-1

Meclis'e (TBMM) Tavsiye ve İkazlar

Zülkarneyn Kimdir ?

"Ümitvar Olunuz"

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı

Ahirzaman Fitneleri-04

Açık-Saçıklıkla Yapılan Tahribat

Süfyan'ın Büyük Deccalden Daha Dehşetli Olduğu

Risale-i Nur Sadeleştirilemez

Geçim Derdi ve Dini Hayat ve Hükümet

Nur Talebeleri Ergenekon'a Nasıl Bakmalı ?

Deccal Komitesi ve İktidar Partisi

Nifak Cereyanı Dağıtılmalı

Allahü Ekber ve Kurban Bayramı

Din ve Vicdan Hürriyeti

Ahirzaman Fitnesinden Uzak Durmak

Tuzakları Bozalım Derken Tuzağa Düşmek

Halk Partisi (CHP) Ne Yapmalı?

Mehdi Hadisesi ve İseviler Mektubu (Gayr-ı Münteşir)

Din Düşmanları ve Planları

Ordu'nun Durumu

Türkiye'de Laiklik Serüveni

Süfyan Cereyanının Sonu!

Ramazan-ı Şerif - 3

Leyle-i Berat

Anarşi Belası

Münafık Cereyanın Tecavüz Planı

Avrupa Hristiyanlığın Sembolüdür

Ordu ve Asker Meselesi

Milliyetçiler, Halkçılarla El Ele Olmamalı !

Ölmüş Gitmiş ve Hükümetten Alakası Kesilmiş Şahıs (Yaşanmış)

Teali-i İslam Cemiyeti ve Bediüzzaman Said Nursi

Kör Hissiyat

Gazete ve Neşriyat Şartnamesi

Ortalığı Karıştıracak Neşriyatlar

Yahudi milletinin sonu mu geliyor?

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-4

Süfyan'ın Büyük Deccal'dan Eşeddiyeti

Hz. Muhammed Aleyhissalatü Vesselam

"Red başka, kabul etmemek başkadır."

Kur'an Talebesi ve Dava Adamı Nasıl Olunur?

Mürşidlik ve Şahıs Merciiyeti Meselesi

Hadisata Nasıl Bakılmalı

Adab-ı Muaşeret

Nokta-i Telâkinin Mahiyeti ve Ehemmiyeti

Hukuk Hakkında

Katliamlar ve Vahşetler

Ye'cüc ve Me'cüc Kimdir?

Adalet ve Mahkemeler

Def'i Mefasid (kötülükleri kaldırmak)

Gizli Komiteler (Örgütler) Dağıtılmalı !

Dar Daire Hususiyeti

Yahudilerin İçyüzü

Ekonomik Çöküntü ve Çaresi

Bidat ve Şeair'in Mahiyet ve Neticeleri

Süfyaniyetin Rükünleri Kimler?

DECCAL İLE BERABERLİK TEHLİKESİ

Hristiyanların Necatı

İktidar Partisine Tavsiye ve İkazlar

Güneş Üflemekle Sönmez

Sarıklı Genç

Mütecaviz Ehl-i Bida

Laiklik Nedir

Laiklik Hakkında

Örtünme Müdafaası ve Bediüzzaman

Başörtüsü Şeair-i İslamiyedendir

Gizli İfsad Komitesi ve Süfyaniyet

Son Müceddid

Mehdi Meselesi Hakkında

Ahirzamanda Bazı Müslümanların Durumu

Mehdi ve Mehdiyet

Ermeni Meselesi ve Bediüzzaman Said Nursi Şahitliği

Siyasi Muvaffakiyet

Üç Mehdi İddiası

Amerika Hakkında Bir Mektup

Avrupa Birliği mi, İslam Birliği mi?

Gazete Şartnamesi ve Zübeyir Gündüzalp (1968-1971)

Avrupa Hakkında

Hükümete Mühim bir Tavsiye

Zamanımıza Bakan Manalar

Ahirzaman Fitneleri-02

Adab-ı İslamiye

Şuhûr-u Selase (Üç Aylar)

Anayasa Değişikliği Hakkında

Bu Vatandaki Gizli Komiteler

Dindar Demokratlar

Şahsı Manevi Kuvveti

Yüz Sene Önce Ekilen Tohumların Sümbüllenmesi

Meşrutiyet (Demokratlık) ve Günümüz Anayasası

Ahirzaman Fitneleri-03

Üç-Dört Adamı Reddedin..

Fitneden Teyakkuz Dersi

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı (3)

Kürd Milleti Hakkında

Hoşgörü Meselesi (Müsamahada Ölçü)

Milletin Halini Nazara Alın

Kadir Gecesi

Ramazan-ı Şerif - 2

Gıybet Hakkında Bir Mektup (Gayr-ı Münteşir)

Avrupa Fikir Hayatının İslama Aykırılığı

II. Meşrutiyetin 100. yılı 23 Temmuz 1908 / 23 Temmuz 2008

İslam Kahramanı Milletimiz

Maidet-ül Kur'an'dan

Bediüzzaman Hazretlerinin İttihad-ı İslam Tarifi

Radyo Televizyonla Yapılan Tahribat

Rahmet Rahmet Yağdın Âleme

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-2



23 Tem­muz 1908'den 23 Temmuz 2007'ye

Feb 23 2007
Sarıklı Genç PDF Yazdır e-Posta
Değerlendirme: / 15
Kötüİyi 
Yazan ittihad ilmi araştırma heyeti   
Friday, 23 February 2007

SARIKLI GENÇ

Mektubat 349. sahifede geçen bu tabirin mahiyeti nedir?

Evet, senelerden beridir bazı şahıslara mal edilmek istenen bu sarıklı gencin hakikatı bir şahıs değil bir şahs-ı manevi olması gerekir. Çünkü Risale-i Nur’da tekraren beyan edildiği üzere zaman, cemaat ve şahs-ı manevi zamanıdır.

Evet, Hazret-i Üstad der ki: “Bu zaman cemaat zamanıdır. Ehemmiyet ve kıymet, şahs-ı manevîye göre olur. Maddî ve ferdî ve fâni şahsın mahiyeti nazara alınmamalı.” (Kastamonu Lahikası sh: 6)

Yine Hazret-i Üstad diyor:

“Risale-i Nur'un şakirdleri şahsı için keramet ve keşfiyatlar istememek, peşinde koşmamak lâzım ve elzemdir. Hem onun mesleğinde şahsa ehemmiyet verilmiyor. Şirket-i maneviye ve kardeşler birbirinde tefani noktasında Risale-i Nur'un mazhar olduğu binler keramet-i ilmiye ve intişar-ı hizmetteki teshilât ve çalışanların maişetindeki bereket gibi ikramat-ı İlahiye umuma kâfi gelir; daha başka şahsî kemalât ve kerameti aramıyorlar.” Emirdağ Lahikası:87 şeklindeki beyanlar, bu meselede de nazara alınmalıdır.

Keza, İslam cemiyetinde sarık en yaygın ve en üstün dinî bir kisvedir.

Evet, en mühim ve en zâhir şeairden olan sarık (imame) hakkında gelen ehadiste, şeair ciheti daha çok nazara verilmiştir.Bir hadis mealinde: “Camilere sarıklı olarak gitmek, müslümanların simasından (alâmetinden) dir” buyurulur. (Ramuz-ul Ehadis. sh: 5)

“Yine İncil'de "Sahib-üt Tâc"dır. Evet "Sahib-üt Tâc" ünvanı, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'a mahsustur. Tâc, ımame yani sarık demektir.” Mektubat:170

Yani İncil, Peygamberimizi A.S.M. şerefli sarık alâmeti ile nazara veriyor.

Sarığın muhafazası uğrunda ve sarığa karşı çıkarılan şapkaya muhalefetle idamı göze alan Bediüzzaman Hazretlerinin bir hadisesi şöyle nakledilir:

“İslâmî kıyafeti kat'iyyen ve aslâ tebeddül etmeyen ve kıyafetine ilişmek isteyen ve sonra kendi kendini öldürmekle tokadını yiyen Nevzad isminde Ankara valisine: "Bu sarık bu başla beraber çıkar" tarzında konuşarak boynunu göstermesi...” (Emirdağ Lahikası:19) sarık uğrunda gösterilen şehamet-i imaniyenin ibretlik bir hadisesidir.

Gayr-i müslimlerin İslâm şeairine muhalefet göstermeleri de büyük şeair olan sarığın lüzümuna delildir.

Mesela: “Bir âdi Bulgar'a veya bir nefer-i İngiliz'e veya bir serseri Fransız'a "Sarık sar. Sarmazsan hapse atılacaksın!" denilse, taassubları muktezasınca diyecek: "Hapse değil, öldürseniz bile, dinime ve milliyetime bu hakareti yapmayacağım!" Mektubat: 438)

Evet, sarığın şeair cihetiyle İslâmî hayat ve hissiyatı, millî bünyede sosyolojik te’siri ile idame ettirdiğindendir ki gizli cereyan öncelikle sarığı hedef almış ve faaliyetine baştan başlamıştır. Bid’atları tamir etmekle manen vazifedar Bediüzzaman Hazretlerinin de, sarık için hayatını ortaya koyması, çok manidar ve dikkat çekici tarihî bir hadisedir.

Bediüzzaman Hazretleri bir mahkeme müdafaasında diyor ki:

“Yirmisekiz sene, gâvurlara benzememek için inzivayı ihtiyar eden bir İslâm fedaisi ve hakikat-ı Kur'aniyenin fedakâr hizmetkârına maslahatsız, kanunsuz denilse ki; "Sen Yahudi ve Hristiyan papazlarına benzeyeceksin, onlar gibi başına şapka giyeceksin, bütün İslâm ülemasının icmaına muhalefet edeceksin; yoksa ceza vereceğiz" denilse, elbette öyle her şeyini hakikat-ı Kur'aniyeye feda eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse, cehenneme de atılsa, kat'iyyen yüz ruhu da olsa, bütün tarihçe-i hayatının şehadetiyle, feda edecek.” Emirdağ Lahikası 2: sh.166

Bediüzzaman Hazretlerinin şeairi korumada gösterdiği bu azimkâr ve metanetli tavrının sebebi ise: Bütün müslüman ırkların cem olmuş olduğu Müslüman Türk milletinin, bin seneden beri ruhunda ve vicdanında yerleşen dinî hissiyat ve yaşayışına muhalif olan tecavüzlere karşı; ve hem bütün hür dünyada değişmez prensipler olan din ve vicdan hürriyetlerini açıkça çiğnemek hareketine karşı, Bediüzzaman’daki bu metanet ve fedailik, İslamî şahsiyetinin icabıdır. Bunlar, unutulmaması gereken tarihî vak’alardır.

Şu halde sarık, umum şeairi temsil etme hakkına sahibdir. Buna göre sarıklı genç tabirinin bir işarî manası olarak, bid’alara karşı ve şeairi korumada hassas ve gayretli Nurun keyfiyetli şahs-ı manevilerine işaret ettiği düşünülebilir. Nurculuk hareketinin bu tarz muhafızlarının muhalifleri olduğu gibi müdafileri de olur. Kadın-erkek bütün müdafiler, bu şahs-ı manevide manen ortak oldukları gibi böyle şahs-ı maneviyi de onlar teşkil ederler.

Şimdi rü’ya bahsinde sarıklı gencin geçtiği kısma giriyoruz. Yani Bediüzzaman Hazretlerinin rüyadaki hakikatlerin te’vili ile gösterdiği işaretlerine başlıyoruz. Şöyleki:

“Senin müjdeli, mübarek ve güzel rü'yanın tabiri, Kur'an için ve bizim için (1) çok güzeldir. Hem zaman tabir etti ve ediyor, (2) tabirimize ihtiyaç bırakmıyor. Hem kısmen (3) tabiri güzel olarak çıkmış. Sen dikkat etsen anlarsın. Yalnız bir-iki noktasına işaret ederiz. Yani bir hakikat beyan ederiz. (4) Senin hakikat-ı rü'ya nev'inden olan (5) vakıalar, (6) o hakikatın temessülâtıdır. (7) Şöyle ki:

O vasi' meydanlık, âlem-i İslâmiyettir. Meydanlığın nihayetindeki mescid, Isparta vilayetidir. Etrafı bulanık çamurlu su, hal ve zamanın sefahet ve atalet ve bid'atlar bataklığıdır. Sen selâmetle, bulaşmadan, sür'atle mescide eriştiğin; herkesten evvel envâr-ı Kur'aniyeye sahib çıkıp, kalbini bozmadan sağlam kaldığına işarettir. Mesciddeki küçük cemaat ise; Hakkı, Hulusi, Sabri, Süleyman, Rüşdü, Bekir, Mustafa, Ali, Zühdü, Lütfü, Hüsrev, Re'fet gibi Sözler'in hameleleridir. (8) Ufak kürsü ise, Barla gibi küçük bir köydür. Yüksek ses ise, Sözler'deki kuvvet ve sür'at-i intişarlarına işarettir. Birinci safta sana tahsis edilen makam ise, Abdurrahman'dan sana münhal kalan yerdir. O cemaat; telsiz âletlerin âhizeleri hükmünde, bütün dünyaya ders işittirmek istemek işareti ve hakikatı ise inşâallah tamamıyla sonra çıkacak.(9) Şimdi efradı birer küçük çekirdek iseler de, ileride tevfik-i İlahî ile birer şecere-i âliye hükmüne geçerler. Ve birer telsiz telgrafın merkezi olurlar. Sarıklı küçük genç bir zât ise; Hulusi'ye omuz omuza verecek belki geçecek birisi, naşirler ve talebeler içine girmeye namzeddir. Bazılarını zannederim, fakat kat'î hükmedemem. (10) O genç, kuvve-i velayetle (11) meydana atılacak bir zâttır. Sair noktaları sen benim bedelime tabir et.” Mektubat:349

Şimdi de altı çizili yerlerin her zamana bakıp hisse verebilir olan manalarına bakalım:

1- Kur'an için ve bizim için : Yani hakaik-ı Kur’aniyeye ve hizmet-i Nuriyenin inkişafına bakan müjdelerine dikkat çekiliyor manasında....

2- ediyor :Yani rüyanın gelecek zamana bakan işaretleri var manasında...

3- kısmen : Yani rüyanın görüldüğü zaman bir kısım manası çıkmış ileride de çıkacak.

4- hakikat beyan ederiz : Yani bu rüya hayalî değil, levh-i mahfuz ve misal aleminde mukadder olup onun temessülatı olan hakikattır.

5- hakikat-ı rü'ya : “Rü'ya üç nevidir: İkisi, tabir-i Kur'anla اَضْغَاثُ اَحْلاََمٍ da dâhildir; tabire değmiyor.” Mektubat:347 ifadesiyle bildirilen hayalî rüya değil, gerçek rüya kısmından olan.

6- vakıalar : Lügatta, var olan mevcûd bir hâdise demektir.

7- temessülâtıdır : var olan görüntüleridir.

8- Sözler'in hameleleridir : Yani, Nurcular dairesindeki hâlis ve sâdık şakirdlerden naşir, hâmi, muhafız gibi sıfatlara sahib haslar taifesi kıyamete kadar bulunacaktır. Burada zikredilenler, saff-ı evvel olan zatlardır.

9- sonra çıkacak : Yani saff-ı evvelin devamı manasında olan mu’temed taife, teknik gelişmeler neticesi olarak hakaik-ı Kur’aniye olan Risale-i Nur derslerini bütün dünyaya tebliğini devam ettirecek.

10- Yani Nurculuk hareketinin zaman zaman zaafa düştüğü ve asliyetini muhafaza etmek ihtiyacının doğduğu devrelerde, muhafızlık hareketine, yani şahs-ı manevinin teşekkülüne vesile olan bazı hamiyetkâr şahıslara da müşevvikane işaret olabilir. Yani Hz. Üstad, böyle muhafız bir şahs-ı maneviyi umum zaman ve mekânlara teşmil ve teşvik için muayyenlik vermiyor diye anlıyoruz.

11- kuvve-i velayetle : Yani Risale-i Nurda esas alınan velayet-i kübradır ki, şöyle tarife edilir:

“Doğrudan doğruya, tarîkat berzahına uğramadan, lütf-u İlahî ile hakikata geçmektir ki, Sahabeye ve Tâbiîne has ve yüksek ve kısa tarîk şudur. Demek hakaik-i Kur'aniyeden tereşşuh eden Nurlar ve o Nurlara tercümanlık eden Sözler, o hâssaya mâlik olabilirler ve mâliktirler.” Mektubat sh:356

Mezkûr velayet bu manada nazara alınmalıdır.

Ezcümle, neviler içinde bazı mümtaz ferdler ve meziyet sahibleri bulunur. Bunlar taayyün etmedikçe, kıyamete kadar kuvve-i maneviyeyi koruyan ümid ve şevk vesilesi olurlar. Eğer muayyen olsalar, yalnız zamanlarına münhasır kalıp gelecek zamandaki insanlar me’yusiyete düşebilirlerdi diye Bediüzzaman Hz. Şu izahatı veriyor:

Meziyetin Varsa Hafa Türabında Kalsın; Tâ Neşvünema Bulsun

Ey zîhassa-i meşhure! Taayyünle zulmetme, ger perde-i hafanın altında sen kalırsan, ihvanına verirsin ihsan ve bereketi.

Herbir ihvanın altında sen çıkması, hem de o sen olması imkân ve ihtimali, herbirine celbeder bir nazar-ı hürmeti.

Eğer taayyün edip perde altından çıksan, mükrim iken altında; üstünde zalim olursun. Güneş iken orada; burada gölge edersin.

İhvanını düşürttürüp hem nazar-ı hürmetten. Demek taayyün ve teşahhus, zalim birer emirdir, sahih doğru böyle ise, hem de böyle görürsün.

Nerede kaldı yalancı tasannu' ve riya ile kesb-i teşahhus-u şöhret? İşte bir sırr-ı azîm ki hikmet-i İlahî, hem o nizam-ı ahsen…” Sözler:720

Şu halde böyle ümid vesileleri, sarahaten taayyün etmemesi gerektiği gibi, tamamen de mechul olmayıp işarî haberle varlığı muhtemel mertebede olmalı.

Bu meselede dikkat edilecek cihetler vardır. Bu en büyük fitne zamanında bu mu’temed şahs-ı manevide bazı meziyet ve hususiyetlerin bulunması zaruridir. Şöyle ki:

Bu fitne-i ahirzamanın esası olan bid’alara cidden muhalif ve şeaire de cidden sahip ve nâşir olmaları ...

Kitaplara bağlı kalmak manasında olan sadakatta hassas davranmaları temayülerine göre davranmamaları...

Kitaba müstenid olarak yaptıkları hizmetin karşılığında ne dünyevî ve ne de uhrevî bir maksad ve menfaatı gaye etmemiş olmaları, fiiliyatlarında görülmesidir. Bu ise ihlasın hakikatıdır.

Mektubat’ın 349. sahifesinden alınan parçada geçen: “...naşirler ve talebeler içine girmeye namzeddir” ifadesiyle bildirilen: Nurun derslerini neşretme, şahsa bağlılık yerine kitaba bağlı kalma, yani talebelik sıfatına tam sahip olmak şarttır ve bu hükümler külliyattan alınan sarih hükümlerdir.

Mezkûr hakikatlar müvacehesinde Hz.Üstad’ın şu hükmü dikkat çekici oluyor: “Nerede kaldı yalancı tasannu' ve riya ile kesb-i teşahhus-u şöhret?” (Sözler:721)

Sarıklı genç meselesine muhatab olan merhum Hulusi Ağabeyimiz şöyle diyor:

“Hulusî Bey, bu mes’elede bazı zatların sun’î şekilde kendilerini o sarıklı genç tasavvur etmelerine üzülüyordu. Ve “Halbuki o mes’ele sun’îlikten uzak olması lâzımdır. Hem de herkesin o olabilme ihtimali vardır. Onu inhisar altına almamak lâzımdır. Edenler ne oldu sanki!.. Evet, herkes evvela gençtir. Ve her bir genç nur talebesi de o olabilme imkânı vardır. Bu açık kapılı ihtimal içindir ki, her zaman da öylesi ferdlerin çıkması mümkündir” diyordu.”

Hz. Üstâd’ımız 1955 senesinde, Isparta’da bir gün “Ben bir zaman o sarıklı genç Ceylan’dır demiştim... Hakikatta o bir kişi değildir. Muteaddid kişilerdir” demişlerdi. (Mufassal Tarihçe-i Hayat Cild 2 Sh:784 dipnotu- İkinci Baskı)

Son Güncelleme ( Monday, 25 June 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >

Vecizeler

Bu zamanda en büyük farz vazife, İttihad-ı İslam'dır...

Bediüzzaman Said Nursi

Sayaç

Bugün76
Dün300
Bu Hafta1325
Bu Ay2761
Tümü264260