Menu Content/Inhalt

Hicrî Takvim

ittihad.com.tr ittihad.com.tr - Son Müceddid

Güncel Konular

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-4

Musibetlerde Nokta-i Nazar

Mehdi Meselesi Hakkında

Hristiyanların Necatı

Ahirzaman Fitnesinden Uzak Durmak

Anarşi Belası

İki Cereyan

Yüzüncü Yılında 31 Mart Hadisesi

İnsana Uygun İdare Şekli

Milliyetçiler, Halkçılarla El Ele Olmamalı !

Gıybet Hakkında Bir Mektup (Gayr-ı Münteşir)

Beş Büyük Tehlike ve Çaresi

Süfyan'ın Büyük Deccalden Daha Dehşetli Olduğu

Bidat ve Şeair'in Mahiyet ve Neticeleri

Yeni Anayasada Lâiklik Tarifi Nasıl Olmalı

Siyasi Muvaffakiyet

Dar Daire Hususiyeti

Din Düşmanları ve Planları

Sabır ve Cihad Kahramanlığı

Kitab-ı Kainatı Okumak Mesleği

Geçim Derdi ve Dini Hayat ve Hükümet

Kim Demokrat

Risale-i Nurun 27. Mektubu Lahikalar Bölümü Abdülkadir BADILLI

Hakiki İrtica Nedir?

Avrupa Birliği mi, İslam Birliği mi?

Avrupa Fikir Hayatının İslama Aykırılığı

Ordu ve Asker

Ortalığı Karıştıracak Neşriyatlar

Bu Vatandaki Gizli Komiteler

Bu Vatan için en büyük tehlikelerden biri... HALK PARTİSİ İKTİDARI

Nifak Cereyanı Dağıtılmalı

Avrupa Birliği meselesi

Avrupa Hristiyanlığın Sembolüdür

Garip Bir İddia

Katliamlar ve Vahşetler

Gizli Komiteler (Örgütler) Dağıtılmalı !

Bediüzzamandan 7 Mektup

Hoşgörü Meselesi (Müsamahada Ölçü)

Türkiye'de Laiklik Serüveni

Zamanımıza Bakan Manalar

Ordu'nun Durumu

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Devlet Adamına 7 Mektup-1

İslam ve Demokrasi

Hükümete Mühim bir Tavsiye

Küçük Deccal Büyük Deccal Kavramları

Bütün Okullarda Din Dersleri Okutulmalıdır

"Ümitvar Olunuz"

Dindar Demokratlar

Peygamberimize (asm) hergün beş defa biatımızı tecdid ediyoruz

Risale-i Nur Sadeleştirilemez

Ye'cüc ve Me'cüc Kimdir?

Din ve Vicdan Hürriyeti

Sarıklı Genç

Üç-Dört Adamı Reddedin..

İngilizler de İslam Birliğine Taraftar Olacak

Tesettürde Şer'i Ölçüler

DECCAL İLE BERABERLİK TEHLİKESİ

Ermeni Zulümlerinin Belgesi

Bediüzzaman Hazretlerinin İttihad-ı İslam Tarifi

Yüzüncü Yılında 31 Mart Hadisesi-2

Ramazan-ı Şerif - 2

Nur Merkezi İhtiyacı

Tuzakları Bozalım Derken Tuzağa Düşmek

Nifak ve Münafıklık

Ölmüş Gitmiş ve Hükümetten Alakası Kesilmiş Şahıs (Yaşanmış)

Mi'rac Hadisesi

İslam ve Demokrasi

Süfyaniyetin Rükünleri Kimler?

Zamanımıza da Bakan Bazı İşaretler

Zübeyr ve Tahiri Abiler Hakkında Hatıra Notları

Nur Talebeleri Ergenekon'a Nasıl Bakmalı ?

Süfyan'ın Büyük Deccal'dan Eşeddiyeti

Şahsı Manevi Kuvveti

Allahü Ekber ve Kurban Bayramı

Radyo Televizyonla Yapılan Tahribat

Kürd Milleti Hakkında

Ekonomik Çöküntü ve Çaresi

Hz. Muhammed Aleyhissalatü Vesselam

Kadir Gecesi

Meşrutiyet (Demokratlık) ve Günümüz Anayasası

Ahirzamanda İman Durumu

Son Müceddid

İslam İlerleme Vesilesidir

Deccaldan Kurtulacağız

Hadisata Nasıl Bakılmalı

Lahika Mektubu İddiasına Cevap

Deccal Komitesi ve İktidar Partisi

Keyfi İdare Anlayışı ve Bediüzzaman

Yüz Sene Sonra

Dindar Siyasilere Tavsiye ve İkazlar

Leyle-i Berat

Komitelerin İçyüzü

İktisadi Krizin Sebep ve Çareleri

Örtünme Müdafaası ve Bediüzzaman

Amerika Hakkında Bir Mektup

Ahlâk Kaideleri

Ahirzaman Fitneleri-04

Kur'an'ın Haber Verdiği Dokuz Çete Reisi

Mehdi Hadisesi ve İseviler Mektubu (Gayr-ı Münteşir)

Hukuk Hakkında

II. Meşrutiyetin 100. yılı 23 Temmuz 1908 / 23 Temmuz 2008

Gizli İfsad Komitesi ve Süfyaniyet

Ahirzaman Fitneleri-03

Mehdi ve Mehdiyet

Ayasofya İbadete Açılmalı

Kör Hissiyat

Mütecaviz Ehl-i Bida

Deccaliyetin Büyük İfsadatı

Kur'an Talebesi ve Dava Adamı Nasıl Olunur?

Adab-ı İslamiye

Allahü Ekber Hakikatı (1)

Hükümet İslam Birliğine Çalışmalı

Laiklik Hakkında

Kudsiyetin Hakikatı

Milletin Halini Nazara Alın

Leyle-i Berat

Zülkarneyn Kimdir ?

Anarşi-Terör Sebep ve Çareleri

Zübeyr Ağabeyin Külliyattan Tesbitli Hususiyetleri

Maidet-ül Kur'an'dan

Gazete ve Neşriyat Şartnamesi

Risale-i Nur Muarızı Yazarların İsnadları Hakkında İlmi Bir Tahlil (1965/2006)

İslam Kahramanı Milletimiz

Ekonomik Kriz Sebeb ve Çareleri

Askerler Siyasete Karışmalı mı?

Ehl-i Kitap

Ramazan-ı Şerif - 3

Allahü Ekber Hakikatı (3)

Nokta-i Telâkinin Mahiyeti ve Ehemmiyeti

Dindar Demokratlar

Meclis'e (TBMM) Tavsiye ve İkazlar

Halk Partisi (CHP) Ne Yapmalı?

Üç Mehdi İddiası

Başörtüsü Şeair-i İslamiyedendir

Şuhûr-u Selase (Üç Aylar)

"Red başka, kabul etmemek başkadır."

Son Müceddid

Yüz Sene Önce Ekilen Tohumların Sümbüllenmesi

Teali-i İslam Cemiyeti ve Bediüzzaman Said Nursi

İktidar Partisine Tavsiye ve İkazlar

Mürşidlik ve Şahıs Merciiyeti Meselesi

Gizli Planlara Dikkat !

Feveran

Halk Partisi (CHP) Ne Yapmalı ?

Dersim Hadisesi ve Said Nursi

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-2

Üç Mehdi Meselesi ve Hz.İsa'ın (a.s.) Nüzulü

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı (3)

Ahirzamanda Bazı Müslümanların Durumu

Halk Partisi Hakkında

Def'i Mefasid (kötülükleri kaldırmak)

Anayasa Değişikliği Hakkında

Mehdi Hadisleri

Laiklik Nedir

Türkiye'nin Terör Meselesi ve Çaresi

Münafık Cereyanın Tecavüz Planı

Yahudi milletinin sonu mu geliyor?

Açık-Saçıklıkla Yapılan Tahribat

Asıl Mehdi Gelmedi mi?

Ahirzaman Fitneleri-02

Marifet-in Nebiyy

Ermeni Meselesi ve Bediüzzaman Said Nursi Şahitliği

Zina İsnadı Hakkında Şeriatın Hükmü

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı

Avrupa Hakkında

Rahmet Rahmet Yağdın Âleme

Faiz Sistemi, Bankalar ve Dünyanın Hali

Gizli Ene ve Kusurunu Görmek

Adalet ve Mahkemeler

Halkçılar, Irkçılar El Ele.

Gazete Şartnamesi ve Zübeyir Gündüzalp (1968-1971)

Güneş Üflemekle Sönmez

Zübeyir Abi'nin Ehl-i İman ile Münasebeti

Adalet Nasıl Sağlanır?

Adab-ı Muaşeret

İslâm Cumhuriyeti, Hilâfet ve Şeriat

Dikdurmak ve Başeğmemek

23 Tem­muz 1908'den 23 Temmuz 2007'ye

Maidet-ül Kuran ve Hazinet-ül Bürhan

Ahirzaman Fitneleri-01

Amerika Dostluğunun Ehemmiyeti

Kurban Bayramındaki Sır

Geniş Daire Hizmetleri

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı (2)

Yahudilerin Mahiyeti Nedir ?

Müslümanlara Atılan İftiralar

Allahü Ekber Hakikatı (2)

Fitneden Teyakkuz Dersi

İngilizler ve Türkler

Ordu ve Asker Meselesi

Ramazan-ı Şerif-1

1918'den Sonra Ermeniler ve Kürtler

1.Dünya Harbinde Ermeniler

Yahudilerin İçyüzü

Devlet İçin Fert Feda Edilir mi?

Cemiyetin Bozulması

Geniş Daire Hizmeti

Süfyan Cereyanının Sonu!

İki İddiaya Cevap

Kadınlarda Haya Duygusu



Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-3

Feb 23 2007
Son Müceddid PDF Yazdır e-Posta
Değerlendirme: / 18
Kötüİyi 
Yazan ittihad ilmi araştırma heyeti   
Friday, 23 February 2007
RİSALE-İ NUR VE SON MÜCEDDİD MES’ELESİ
  • Bazı çevrelerce Risale-i Nur’a veya Bediüzzaman’a atfen, müceddiddir, değildir veya geçmiş asrın müceddididir gibi iddialar ileri sürülmesi üzerine, mes’eleyi asıl kaynağı Risale-i Nur’dan araştırma ihtiyacı doğmuştur.
  • Önce usulî bir esas zikredilecek. Malumdur ki, dinî mes’elelerin isbat ve tahkikinde, söz sahibi dinî büyük şahsiyetlerin kitap ve sünnete istinaden yazdıkları temel kitaplar esas alınır. Bu sahada beşerî mülahaza ve şahsî kanaatlar, hakikî bir değer taşımaz. Bilhassa bir mes’ele mezkür me’haz kitaplarda ele alınıp tesbit edilmiş ise, o mes’elede kitabı esas almak, dine bağlılığın gereğidir. Aksi halde kişinin dine bağlılığı ve sadakatı şaibelidir.
  • İşte bu nokta-i nazardan Bediüzzaman Hz. ve Risale-i Nur’un son müceddidliği mes’elesini bizzarure kitaptan arayacağız ve aramaya başlıyoruz. Hz. Üstad diyor ki:
  • Risale-i Nur'un yüz bin nüshalarının bâki dilleri susmaz, konuşur. Ve hâlis talebeleri, binler kuvvetli lisanlar ile o kudsî ve küllî vazife-i Nuriyeyi şimdiye kadar olduğu gibi, inşâallah kıyamete kadar devam ettirecekler.” (Şualar sh: 377)
  • Evet, dünya ilim ve irfan sahasına Türkiye’den bir güneş doğmuştur. Bu yeni doğan güneş, bin üç yüz yıl evvel âlem-i beşeriyete doğmuş olan güneşin bir in'ikâsıdır ve o manevî güneşin her asırda parlayan lem'alarından birisidir ve beklenilen son mucize-i manevîsidir!” (Tarihçe-i Hayat sh: 156)
  • Mezkür iki parçada siyah yazılı beyanlar, kesindir, te’vil kaldırmaz.
  • Risale-i Nur, Kur'anın son asırlarda beklenen bir mu'cize-i mânevîsi olarak tulû etmiş.” (Tarihçe-i Hayat sh: 155)
  • “Üstad, Nurların yazılmasına, teksirine çok ehemmiyet verirdi. "Risale-i Nur, bu asrı ve gelecek asırları tenvir edecek olan bir mucize-i Kur'âniyedir." deyip, Nur'a ait hizmeti, zamanın en büyük meselesi olarak kabul eder, bu ehemmiyetle davranırdı.” (Tarihçe-i Hayat sh: 463)
  • “Nur Risaleleri, şiddetli ihtiyaç zamanında te'lif edildiğinden, her yazılan risale, gayet şifalı bir tiryak ve ilâç hükmünü taşıyor ve öyle de tesir edip pek çok kimselerin manevî hastalıklarını tedavi ediyor. Risale-i Nuru okuyan her bir kimse; güya o risale kendisi için yazılmış gibi bir hâlet-i ruhiye içinde kalarak büyük bir iştiyak ve şiddetli bir ihtiyaç hissederek mütalâa ediyor. Nihayet öyle eserler vücuda geliyor ki; bu asır ve gelecek asırların bütün insanlarının imanî, İslâmî, fikrî, ruhî, kalbî, aklî ihtiyaçlarına tam cevab verecek ve kâfi gelecek Kur'anî hakikatlar ihsan ediliyor.” (Tarihçe-i Hayat sh: 160)
  • Tarihçe-i Hayat eserinde Bediüzzaman Hazretlerine atfen deniliyor ki:
  • “Cenab-ı Hak; Kemâl-i Rahmetiyle bu ferd-i ferîdi, kemalât-ı insaniyenin bütün envaını câmi bir istidadda yaratmış ve bu istidadların da azamî şekilde inkişafını irade etmiş ki; bu müstesna zatı, İslâmiyet ağacının son asırlara uzanan ve binler dal budak salan Risale-i Nur şahs-ı mânevîsi itibariyle bütün hakaikde "üstad-ı küll" hükmüne getirmiş ve topyekûn İslâmiyet hakikatlarının bir aks-i nurunu ve tecellisini Risale-i Nur şahs-ı mânevîsinde dercederek, ehl-i hakikat ve kemali hayretle baktırmış ve böylece, Risalet-i Ahmediye ve hakikat-ı Muhammediyenin câmi bir âyinesi olan Risale-i Nur ile Said Nursî, bir Said olarak çürümüş, erimiş; fakat mânen bütün âlem-i İslâm olarak tevellüd etmiş, beka bulmuştur. Ve tâ kıyamete kadar Risale-i Nur bâki kalacak ve daima tekemmül edecektir.” (Tarihçe-i Hayat sh: 168)
  • Bediüzzaman Hazretlerinin yüksek şahsiyetini tavsif eden bir yazıda deniliyor ki:
  • “Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî'nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât elbette Seyyid-ül Enbiya Hazretlerinin (A.S.M.) en yüksek iltifatına mazhar ve en âlî himaye ve himmetine naildir. Ve şübhesiz o Nebiyy-i Akdes'in (A.S.M.) emr u fermanıyla yürüyen ve tasarrufuyla hareket eden ve onun envâr ve hakaikına vâris ve ma'kes olan bir zât-ı kerim-üs sıfattır.
  • Envâr-ı Muhammediyeyi (A.S.M.) ve maarif-i Ahmediyeyi (A.S.M.) ve füyuzat-ı şem'-i İlahîyi en müşa'şa' bir şekilde parlatması ve Kur'anî ve hadîsî olan işarat-ı riyaziyenin kendisinde müntehî olması ve hitabat-ı Nebeviyeyi (A.S.M.) ifade eden âyât-ı celilenin riyazî beyanlarının kendi üzerinde toplanması delaletleriyle, o zât hizmet-i imaniye noktasında risaletin bir mir'at-ı mücellası ve şecere-i risaletin bir son meyve-i münevveri ve lisan-ı risaletin irsiyet noktasında son dehan-ı hakikatı ve şem'-i İlahînin hizmet-i imaniye cihetinde bir son hâmil-i zîsaadeti olduğuna şübhe yoktur.” (Şualar sh: 670)
  • Risale-i Nur'un mümtaz bir hasiyeti, imanın en son ve en küllî istinad noktasını, kuvvetli ve kat'î beyan olduğundan; bu hasiyet Âyet-ül Kübra Risalesi'nde fevkalâde parlak görünüyor. Ve bu acib asırda mübareze-i küfür ve iman, en son nokta-i istinada sirayet ederek ona dayandırıyor......Ehl-i imana hücum eden ehl-i dalalet, -bu asır cemaat zamanı olduğu cihetiyle- cem'iyet ve komitecilik mayesiyle bir şahs-ı manevî ve bir ruh-u habis olmuş, Müslüman âlemindeki vicdan-ı umumî ve kalb-i küllîyi bozuyor. Ve avamın taklidî olan itikadlarını himaye eden İslâmî perde-i ulviyeyi yırtıyor ve hayat-ı imaniyeyi yaşatan, an'ane ile gelen hissiyat-ı mütevâriseyi yandırıyor. her bir müslüman tek başıyla bu dehşetli yangından kurtulmaya me'yusane çabalarken, Risale-i Nur Hızır gibi imdada yetişti. Kâinatı ihata eden son ordusunu (*) gösterip ve ondan mukavemetsûz maddî, manevî imdad getirmek hizmetinde hârika bir emirber nefer olarak Âyet-ül Kübra Risalesi'ni İmam-ı Ali (R.A.) keşfen görmüş, ehemmiyetle göstermiş.” (Kastamonu Lahikası sh: 55)
  • “Lillahilhamd Risalet-in Nur, bu asrı belki gelen istikbali tenvir edebilir bir mu'cize-i Kur'aniye olduğunu çok tecrübeler ve vakıalar ile körlere de göstermiş. Ona ait medh ü senanız tam yerindedir; fakat bana verdiğinizden, binden birine de kendimi lâyık göremem.” (Kastamonu Lahikası sh: 6)
  • Keza, bu müteaddid parçalardaki siyah yazılmış beyanlar gayet sarih olduğu halde, bu ifadelerde te’vile kaçmak, kişinin şahsî arzusuna bağlı kaldığına delalet eder.Risale-i Nur’un şahs-ı manevîsi tasvir edilirken deniliyor ki:
  • Sen bir şiir-i destanî değilsin. Fakat o kadar fasih ve belig ve edalı ve sadâlı ve nağmeli yazılmış ve bütün harflerin birbirine dayanarak kelime ve kelâmların siyak u sibak, intizam ve insicam ile dizilmiş ve bunlar birbirine o kadar kuvvet ve kudret ve metanet vermiş ki; mensur ve Türkî ibareli olduğun halde, yine mislin getirilemez. Senin gibi parlak bir eser bir daha kimseye nasib olmaz...... Senin bürhanlarındaki kuvvet ve kanaat ve asalet ve cezaletin, insanın irade ve ihtiyarını alıp teshir ediyor. Herkesi kendine çekip râm ediyor. Hele o güzel teşbih ve tabirlerin bir misli, bir daha bulunup söylenemez. Sendeki mukayese ve muhakemelerin, vak'a ve temsillerin bir benzeri ve bir naziri bir daha getirilemez.” (Konferans sh: 85-86)
  • Risale-i Nur gerek bu asrın, gerekse önümüzdeki asrın beşeriyetini fikir karanlıklarından kurtarıp tenvir ve irşad edecektir.” (Hutbe-i Şamiye sh: 153)“Risale-i Nur müellifi muazzez Üstadımız, uzun yıllar boyunca hizmet-i Nuriyenin muhtelif safhalarında talebeleriyle birlikte mâruz bırakıldığı çeşitli hallerde, zaman ve zemine münasip ve o hallere muvafık ders, îkaz ve irşadlarda bulunmuştur. Risale-i Nur’daki hakaik, nasılki doğrudan doğruya feyz-i Kur’an’dan mülhem hakaik-ı imâniyedir; zaman ve zemine göre değişmez, ebedî hakikatlardır. O kudsî hakaikın ders ve taliminde, neşir ve ilânatında da hizmete taalluk eden irşad, îkaz, teşvik ve tergîbi tazammun eden şu gelecek mes’eleler de herhalde değişmez dersler ve esasattır ki, Nur Talebeleri hayatın ve hizmetin muhtelif saha ve safhalarında onlardan istifade ederler, müşkilatlarını giderirler.” (Hizmet Rehberi sh: 8)
  • Evvelâ: Bâki bir hakikat, fâni şahsiyetler üstüne bina edilmez. Edilse, hakikata zulümdür. Her cihetle kemalde ve devamda bulunan bir vazife, çürümeye ve çürütülmeye maruz ve mübtela şahsiyetlerle bağlanmaz; bağlansa, vazifeye ehemmiyetli zarardır.” (Emirdağ Lahikası-1 sh: 70)
  • Aziz, sıddık kardeşlerim!Evvelâ: Nur'un ehemmiyetli ve çok hayırlı bir şakirdi, çokların namına benden sordu ki: Nur'un hâlis ve ehemmiyetli bir kısım şakirdleri, pek musırrane olarak âhirzamanda gelen Âl-i Beyt'in büyük bir mürşidi seni zannediyorlar ve o kadar çekindiğin halde onlar ısrar ediyorlar. Sen de bu kadar musırrane onların fikirlerini kabul etmiyorsun, çekiniyorsun. Elbette onların elinde bir hakikat ve kat'î bir hüccet var ve sen de bir hikmet ve hakikata binaen onlara muvafakat etmiyorsun. Bu ise bir tezaddır, herhalde hallini istiyoruz.Ben de bu zâtın temsil ettiği çok mesaillere cevaben derim ki: O has Nurcuların ellerinde bir hakikat var. Fakat iki cihette bir tabir ve tevil lâzım:
  • Birincisi: Çok defa mektublarımda işaret ettiğim gibi, Mehdi-i Âl-i Resul'ün temsil ettiği kudsî cemaatinin şahs-ı manevîsinin üç vazifesi var. Eğer çabuk kıyamet kopmazsa ve beşer bütün bütün yoldan çıkmazsa, o vazifeleri onun cem'iyeti ve seyyidler cemaati yapacağını rahmet-i İlahiyeden bekliyoruz. Ve onun üç büyük vazifesi olacak:
  • Birincisi: Fen ve felsefenin tasallutuyla ve maddiyyun ve tabiiyyun taunu, beşer içine intişar etmesiyle, her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyun fikrini tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır. Ehl-i imanı dalaletten muhafaza etmek ve bu vazife hem dünya, hem herşeyi bırakmakla, çok zaman tedkikat ile meşguliyeti iktiza ettiğinden, Hazret-i Mehdi'nin o vazifesini bizzât kendisi görmeğe vakit ve hal müsaade edemez. Çünkü hilafet-i Muhammediye (A.S.M.) cihetindeki saltanatı, onun ile iştigale vakit bırakmıyor. Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife bir cihette görecek. O zât, o taifenin uzun tedkikatı ile yazdıkları eseri kendine hazır bir proğram yapacak, onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve manevî ordusu, yalnız ihlas ve sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahib olan bir kısım şakirdlerdir. Ne kadar da az da olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar...... Şimdi hakikat-ı hal böyle olduğu halde, en birinci vazifesi ve en yüksek mesleği olan imanı kurtarmak ve imanı tahkikî bir surette umuma ders vermek, hattâ avamın da imanını tahkikî yapmak vazifesi ise, manen ve hakikaten hidayet edici, irşad edici manasının tam sarahatını ifade ettiği için, Nur şakirdleri bu vazifeyi tamamıyla Risale-i Nur'da gördüklerinden, ikinci ve üçüncü vazifeler buna nisbeten ikinci ve üçüncü derecedir diye, Risale-i Nur'un şahs-ı manevîsini haklı olarak bir nevi Mehdi telakki ediyorlar.” (Emirdağ Lahikası-1 sh: 265-266)
  • “Evet dinin, şeriatın ve Kur'an'ın yüzden ziyade tılsımlarını, muammalarını hall ve keşfeden ve en muannid dinsizleri susturup ilzam eden ve Mi'rac ve haşr-i cismanî gibi sırf akıldan çok uzak zannedilen Kur'an hakikatlarını en mütemerrid ve en muannid feylesoflara ve zındıklara karşı güneş gibi isbat eden ve onların bir kısmını imana getiren Risale-i Nur eczaları, elbette Küre-i Arz ve küre-i havaiyeyi kendi ile alâkadar eder ve bu asrı ve istikbali kendi ile meşgul edecek bir hakikat-ı Kur'aniyedir ve ehl-i iman elinde bir elmas kılınçtır.” (Emirdağ Lahikası-1 sh: 47)
  • “Hazret-i İmam-ı Ali Radıyallahü Anhü, Kaside-i Ercuze'sinde (Ehrufu ‘ucmin suttirat testira) deyip, bu zamanda tamim edilen ecnebi harflerine bakıp, bu cümledeki harflerin cifrî ve ebcedî rakamlarının bu zamana parmak basmalarıyla vaki' cereyan-ı küfriyaneye işaret ettiği gibi; hem Ercuze'sinde, hem Ercuze'yi teyid ve takviye eden Kaside-i Celcelutiye'sinde sarahata yakın (Tukadü siracünnuri sırren beyaneten, Tukadü siracüssürci sırren tenevveret) fıkrasıyla, o cereyanın karşısında vücudu ziyasıyla anlaşılan ve zulmetin pek şiddetli ve sisli, yakıcı dehşetine karşı sönmeyen ve gittikçe zulmeti yararak dünyayı ziyalandırmaya çalışan Risale-i Nur'a ve müellifine hususî iltifatını (Ekıd kevkebî bil ismi nuran ve behceten mededdehri veleyyami yâ nuru celcelet) deyip, âhirzamana kadar Risale-i Nur'un bedi' bir surette ışık vermesini ve yanmasını dua ve niyaz eden ve Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın en mühim bir şakirdi ve ulûmunun birinci naşiri olan Hazret-i İmam-ı Ali Radıyallahü Anhü, bidayet-i İslâmda Kur'anın aleyhine açılan çok kapılara karşı mübarek ism-i a'zamı şefi' tutup kahramanane ve merdane hakaik-i şeriatı ve esas-ı İslâmiyeti muhafazaya çalıştığı gibi, âhirzamanda bütün bütün Kur'ana muhalefet eden zendeka cereyanına karşı, aynı ism-i a'zamı şefi' ve melce' ve tahassüngâh ittihaz edip cerhedilmez Kur'anın i'cazından gelen ve hâtem-i mu'cizeyi gösteren Risale-i Nur'un sönmez nuruyla ve susmaz lisanıyla şecaatkârane mukabele ve mukavemet edip, yerin yüzünü yakıp çok çiçekleri kurutan zendeka nârını, ism-i a'zamın kibriyalı, azametli nuruyla ve İsm-i Rahman ve Rahîm'in şefkatli ve re'fetli tecellisinden nebean eden âb-ı hayat ile söndüren; ve yanan yerlerde kuruyan nehir ve bağ çiçeklerine mukabil, dağlarda ve kırlarda sema yağmuru ve rahmetiyle hararete mütehammil ve şiddet-i bürudete dayanıklı çiçekleri yetiştiren Risale-i Nur'u görmesi ve şefkatkârane ve tesellidarane ve kerametkârane bakması, Hazret-i İmam-ı Ali Radıyallahü Anh'ın makam-ı velayetinin iktiza ettiğini hakkalyakîn gösterir.” (Lem’alar sh: 447)
  • Yukarıda Risale-i Nur eserlerinden kısmen nakledilen beyanların neticesi olarak deriz ki: Risale-i Nur’a bağlı olanlar için sarahat üzere bağlayıcı kat’iyetiyle, Risale-i Nur son müceddid ve mehdidir.Risale-i Nur’dan nakledilen mezkür parçaların bir kısmı bizzat Bediüzzaman Hz. tarafından yazılmıştır. Diğerleri ise yakın talebelerinin ifadeleri olup hepsi de Hz. Üstad’ın tashih ve tasvibinden geçmiştir.Risale-i Nur’da nazara verilen gelecek zat mes’elesi ise, yine Risale-i Nur’da sarahat üzere beyan ediliyor ki O zat Risale-i Nur’a bağlı olup Risale-i Nur’u kendine hazır bir proğram yapacak ve ikinci ve üçüncü vazifeleri icra edecektir.Bu gibi beyan ve ifadelerin neticesi gösteriyor ki, O gelecek zat, Hz. Üstad’ın ve Risale-i Nur’un derecesinde olması veya geçmesi mezkür nakiller müvacesinde düşünülemez. Keza böyle mesail, itikadî kat’iyeti isteyen mes’elelerden değildir. Ancak şu hususlar unutulmamalıdır ki Risale-i Nur’un hakaik-i imaniyeyi, Kur’an’ın çok ehemmiyetle ve tekraratla nazara verdiği kitab-ı kâinattan isbat etmesi ve isbatındaki harikalığı ve Hz. Üstad’ın beynelminel ifsad cereyanının dehşetli hücumları karşısında tavizsiz mukabele etmesi gibi fiilî vakıalar insafla düşünülürse, Bediüzzaman’ın beklenen son dinî şahsiyet olduğu anlaşılır.
  • Ek: İfhamnameden
  • 29. Mektubun Ye­dinci Kısmının sonundaki ikinci sualin birinci ve ikinci işaretlerinden birinci İşa­rette Mehdinin âlemi ıslah etmesinin imkanını, hem Kud­ret-i İlahiye noktasından, hem esbab dairesi ve Hikmet-i Rabbaniye açısından ispat ettikten sonra, ikinci işarette:
  • “Hazret-i Mehdinin cem’iyet-i nuraniyesi süfyan komi­tesinin tahribatçı rejim-i bid’atkaranesini tamir edip, sünnet-i seniyyeyi ihya edecek. Yani Alem-i İslâmiyette risalet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) inkâr niyetiyle Şeriat-ı Ahmediyenin tahribine çalışan Süfyan Komitesi Haz­ret-i Mehdi Cemiyetinin mu’cizekar kılıncıyla öldürü­lecek ve dağıtılacak…”
  • Bunun devamında da, Hazret-i İsa’nın (A.S.) yapacağı hizmet ve vazifelerini şerh eylemiştir. İşte dikkat edilirse; Hazret-i Üstad Onbeşinci Mek­tupta: “Süfyanın Risalet-i Muhammediyeyi inkar ile Şeriat-ı İslâmiyeyi tahrib etmeya çalışmasına karşı âl-i beyt-i Nebeviyenin silsile-i nuraniyesine bağlanan ehl-i velayet ve ehl-i kemalin başına geçecek âl-i beytten Muhammed mehdi isminde bir zat-ı nuranî o süfyanın şahs-ı manviyesi olan cereyan-ı münafıkaneyi öldürüp dağıtacaktır.” diyor Şeriat-ı İslâmiyenin tahribine çalışan süfyan ve komi­tesini kim ispat etmiş, ortaya koymuş ve göstermiş ise; ve onun müthiş ve komiteli tahribatını gün yüzüne çıkar­mışsa, Kur’anın en keskin elmas kılınçlı bürhanlarıyla din-i İslâmın esasatını ve imanın erkanını delail-i akliye ve hadsiyat-ı vicdaniye ile ispat edip tamir etmiş ise; ahirzamanın sahibi odur. Ve o ise hiç şüphesiz Hazret-i Bediüzzamandan başka kimse değildir ve bu noktada onun eşi ve benzeri alemde görülmüyor.
  • Demek beklenen Mehdi-i A’zam mutlaka O dur ve onun teşkil eylediği Risale-i Nur cemiyeti ve cemaatıdır ki biiznillah kıyamete kadar devam edecek ve Mehdinin va­risleri olarak bütün hizmetleri yerine getireceklerdir inşal­lah.

(*) Kâinatı dağıtamayan bir kuvvet onu bozamaz.
Son Güncelleme ( Monday, 25 June 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >

Vecizeler

Bu zamanda en büyük farz vazife, İttihad-ı İslam'dır...

Bediüzzaman Said Nursi

Sayaç

Bugün235
Dün286
Bu Hafta521
Bu Ay1957
Tümü263456