Menu Content/Inhalt

Hicrî Takvim

ittihad.com.tr ittihad.com.tr - Adalet Nasıl Sağlanır?

Güncel Konular

Katliamlar ve Vahşetler

Son Müceddid

Zamanımıza Bakan Manalar

Din ve Vicdan Hürriyeti

Komitelerin İçyüzü

Allahü Ekber Hakikatı (2)

Lahika Mektubu İddiasına Cevap

Mehdi ve Mehdiyet

1918'den Sonra Ermeniler ve Kürtler

Def'i Mefasid (kötülükleri kaldırmak)

Ordu ve Asker

İngilizler de İslam Birliğine Taraftar Olacak

İslam Kahramanı Milletimiz

Ahirzamanda Bazı Müslümanların Durumu

Tuzakları Bozalım Derken Tuzağa Düşmek

Zina İsnadı Hakkında Şeriatın Hükmü

İslam İlerleme Vesilesidir

Ahirzaman Fitneleri-01

Avrupa Hristiyanlığın Sembolüdür

Ramazan-ı Şerif - 2

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-3

Nur Merkezi İhtiyacı

Türkiye'de Laiklik Serüveni

Kudsiyetin Hakikatı

Bediüzzaman Hazretlerinin İttihad-ı İslam Tarifi

Sabır ve Cihad Kahramanlığı

Ahirzamanda İman Durumu

Hadisata Nasıl Bakılmalı

Gizli İfsad Komitesi ve Süfyaniyet

Hakiki İrtica Nedir?

Gıybet Hakkında Bir Mektup (Gayr-ı Münteşir)

Deccaliyetin Büyük İfsadatı

Faiz Sistemi, Bankalar ve Dünyanın Hali

Adab-ı Muaşeret

Hükümete Mühim bir Tavsiye

Meclis'e (TBMM) Tavsiye ve İkazlar

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-2

Din Düşmanları ve Planları

Halk Partisi Hakkında

1.Dünya Harbinde Ermeniler

Fitneden Teyakkuz Dersi

Risale-i Nurun 27. Mektubu Lahikalar Bölümü Abdülkadir BADILLI

23 Tem­muz 1908'den 23 Temmuz 2007'ye

Bu Vatan için en büyük tehlikelerden biri... HALK PARTİSİ İKTİDARI

Keyfi İdare Anlayışı ve Bediüzzaman

İslam ve Demokrasi

Garip Bir İddia

Deccaldan Kurtulacağız

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı

Yeni Anayasada Lâiklik Tarifi Nasıl Olmalı

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-4

Zamanımıza da Bakan Bazı İşaretler

Üç-Dört Adamı Reddedin..

Kur'an Talebesi ve Dava Adamı Nasıl Olunur?

Süfyaniyetin Rükünleri Kimler?

Anayasa Değişikliği Hakkında

Maidet-ül Kur'an'dan

Dar Daire Hususiyeti

Gazete Şartnamesi ve Zübeyir Gündüzalp (1968-1971)

Zübeyr Ağabeyin Külliyattan Tesbitli Hususiyetleri

Bu Vatandaki Gizli Komiteler

Mürşidlik ve Şahıs Merciiyeti Meselesi

Ekonomik Kriz Sebeb ve Çareleri

Leyle-i Berat

Peygamberimize (asm) hergün beş defa biatımızı tecdid ediyoruz

Kadınlarda Haya Duygusu

Devlet İçin Fert Feda Edilir mi?

Halk Partisi (CHP) Ne Yapmalı?

Son Müceddid

DECCAL İLE BERABERLİK TEHLİKESİ

Allahü Ekber ve Kurban Bayramı

Siyasi Muvaffakiyet

Münafık Cereyanın Tecavüz Planı

Amerika Dostluğunun Ehemmiyeti

Küçük Deccal Büyük Deccal Kavramları

Hukuk Hakkında

Leyle-i Berat

Ahirzaman Fitneleri-03

Başörtüsü Şeair-i İslamiyedendir

Yüz Sene Önce Ekilen Tohumların Sümbüllenmesi

Risale-i Nur Sadeleştirilemez

Anarşi Belası

Mi'rac Hadisesi

Bediüzzamandan 7 Mektup

Musibetlerde Nokta-i Nazar

İslâm Cumhuriyeti, Hilâfet ve Şeriat

Yahudi milletinin sonu mu geliyor?

Müslümanlara Atılan İftiralar

Allahü Ekber Hakikatı (3)

Nifak ve Münafıklık

Kur'an'ın Haber Verdiği Dokuz Çete Reisi

İnsana Uygun İdare Şekli

Asıl Mehdi Gelmedi mi?

Yahudilerin Mahiyeti Nedir ?

Mütecaviz Ehl-i Bida

Milliyetçiler, Halkçılarla El Ele Olmamalı !

Meşrutiyet (Demokratlık) ve Günümüz Anayasası

Dindar Demokratlar

Ramazan-ı Şerif-1

Şahsı Manevi Kuvveti

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı (3)

Hz. Muhammed Aleyhissalatü Vesselam

Tesettürde Şer'i Ölçüler

Dersim Hadisesi ve Said Nursi

Adalet Nasıl Sağlanır?

Üç Mehdi İddiası

Geniş Daire Hizmetleri

Hoşgörü Meselesi (Müsamahada Ölçü)

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı (2)

Süfyan'ın Büyük Deccal'dan Eşeddiyeti

Ye'cüc ve Me'cüc Kimdir?

Ortalığı Karıştıracak Neşriyatlar

Güneş Üflemekle Sönmez

Avrupa Hakkında

Ekonomik Çöküntü ve Çaresi

Radyo Televizyonla Yapılan Tahribat

Kurban Bayramındaki Sır

Ordu'nun Durumu

Türkiye'nin Terör Meselesi ve Çaresi

Ayasofya İbadete Açılmalı

Açık-Saçıklıkla Yapılan Tahribat

Mehdi Meselesi Hakkında

Mehdi Hadisleri

Yüzüncü Yılında 31 Mart Hadisesi

Bütün Okullarda Din Dersleri Okutulmalıdır

Allahü Ekber Hakikatı (1)

Üç Mehdi Meselesi ve Hz.İsa'ın (a.s.) Nüzulü

Kim Demokrat

Dikdurmak ve Başeğmemek

Laiklik Nedir

Beş Büyük Tehlike ve Çaresi

Kör Hissiyat

Süfyan'ın Büyük Deccalden Daha Dehşetli Olduğu

Ahirzaman Fitnesinden Uzak Durmak

Halkçılar, Irkçılar El Ele.

Geçim Derdi ve Dini Hayat ve Hükümet

Avrupa Birliği mi, İslam Birliği mi?

Kürd Milleti Hakkında

Nokta-i Telâkinin Mahiyeti ve Ehemmiyeti

Ahlâk Kaideleri

İktidar Partisine Tavsiye ve İkazlar

Askerler Siyasete Karışmalı mı?

Ordu ve Asker Meselesi

Gizli Komiteler (Örgütler) Dağıtılmalı !

Teali-i İslam Cemiyeti ve Bediüzzaman Said Nursi

Hristiyanların Necatı

Gizli Ene ve Kusurunu Görmek

Laiklik Hakkında

İngilizler ve Türkler

Halk Partisi (CHP) Ne Yapmalı ?

Avrupa Birliği meselesi

Sarıklı Genç

Anarşi-Terör Sebep ve Çareleri

Zülkarneyn Kimdir ?

Nifak Cereyanı Dağıtılmalı

Gizli Planlara Dikkat !

Adab-ı İslamiye

Ahirzaman Fitneleri-02

Deccal Komitesi ve İktidar Partisi

Feveran

"Red başka, kabul etmemek başkadır."

Maidet-ül Kuran ve Hazinet-ül Bürhan

Kadir Gecesi

Mehdi Hadisesi ve İseviler Mektubu (Gayr-ı Münteşir)

İki Cereyan

Rahmet Rahmet Yağdın Âleme

Kitab-ı Kainatı Okumak Mesleği

Ramazan-ı Şerif - 3

Amerika Hakkında Bir Mektup

Marifet-in Nebiyy

Ahirzaman Fitneleri-04

Dindar Siyasilere Tavsiye ve İkazlar

Zübeyr ve Tahiri Abiler Hakkında Hatıra Notları

Zübeyir Abi'nin Ehl-i İman ile Münasebeti

Yüz Sene Sonra

Adalet ve Mahkemeler

İki İddiaya Cevap

Yahudilerin İçyüzü

Hükümet İslam Birliğine Çalışmalı

İktisadi Krizin Sebep ve Çareleri

Cemiyetin Bozulması

Milletin Halini Nazara Alın

Ermeni Meselesi ve Bediüzzaman Said Nursi Şahitliği

"Ümitvar Olunuz"

Bidat ve Şeair'in Mahiyet ve Neticeleri

İslam ve Demokrasi

Ehl-i Kitap

II. Meşrutiyetin 100. yılı 23 Temmuz 1908 / 23 Temmuz 2008

Avrupa Fikir Hayatının İslama Aykırılığı

Nur Talebeleri Ergenekon'a Nasıl Bakmalı ?

Yüzüncü Yılında 31 Mart Hadisesi-2

Geniş Daire Hizmeti

Risale-i Nur Muarızı Yazarların İsnadları Hakkında İlmi Bir Tahlil (1965/2006)

Şuhûr-u Selase (Üç Aylar)

Gazete ve Neşriyat Şartnamesi

Örtünme Müdafaası ve Bediüzzaman

Ölmüş Gitmiş ve Hükümetten Alakası Kesilmiş Şahıs (Yaşanmış)

Dindar Demokratlar

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Devlet Adamına 7 Mektup-1

Süfyan Cereyanının Sonu!



Ermeni Zulümlerinin Belgesi

Apr 30 2010
Adalet Nasıl Sağlanır? PDF Yazdır e-Posta
Değerlendirme: / 2
Kötüİyi 
Yazan ittihad ilmi araştırma heyeti   
Friday, 30 April 2010

ADALET NASIL SAĞLANIR?

Adalet, haklıya ve haksıza gereken muamelenin yapılması manasındadır. Fakat haklılığın ve haksızlığın; iyiliğin ve kötülüğün ölçüsü nedir?

Beşer aleminde Allahın sonsuz ilim ve hikmetine dayanan İlahî hukuk olduğu gibi beşeri anlayışlara ve fani dünyanın menfaatlarına dayanan beşeri hukuk olarak başlıca iki hukuk vardır. İlahî hukuku ve neticeleri sonsuza doğru uzanır.

İlâhî Hukuka dayanmayan cezalar müessir ve makbul olmadığını anlatan Bediüzzaman Hz. diyor ki:

Cezalar “Emr-i İlahî ile olmadığından o cezalar da adalet değil. Abdestsiz, kıblesiz namaz kılmak gibi battal olur, bozulur.[1] Demek hakikî adalet ve tesirli ceza odur ki: Allah'ın emri namıyla olsun. Yoksa tesiri yüzden bire iner.

İşte bu cüz'î sirkat mes'elesine sair küllî ve şümullü ahkâm-ı İlahiye kıyas edilsin. Tâ anlaşılsın ki: Saadet-i beşeriye dünyada adalet ile olabilir. Adalet ise doğrudan doğruya Kur'anın gösterdiği yol ile olabilir.

...

Eğer beşer çabuk aklını başına alıp adalet-i İlahiye namına ve hakaik-i İslâmiye dairesinde mahkemeler açmazsa, maddî ve manevî kıyametler başlarına kopacak, anarşilere, ye'cüc ve me'cüclere teslim-i silâh edecekler diye kalbe ihtar edildi.” H:78

“Eski zamanda, Hürriyetin başında [2] bazı dindar meb'uslar, Eski Said'e dediler:

Sen her cihette siyaseti dine, şeriata âlet ediyorsun ve dine hizmetkâr yapıyorsun ve yalnız şeriat hesabına hürriyeti[3] kabul ediyorsun. Ve meşrutiyeti de meşruiyet suretinde beğeniyorsun. Demek hürriyet ve meşrutiyet, şeriatsız olamaz. Bunun için seni de "şeriat isteriz" diyenlerin içine 31 Mart'ta dâhil ettiler.

Eski Said onlara[4] demiş ki:

Evet millet-i İslâmiyenin sebeb-i saadeti, yalnız ve yalnız hakaik-i İslâmiye ile olabilir. Ve hayat-ı içtimaiyesi ve saadet-i dünyeviyesi şeriat-ı İslâmiye ile olabilir. Yoksa adalet mahvolur. Emniyet zîr ü zeber olur. Ahlâksızlık, pis hasletler galebe eder. İş yalancıların, dalkavukların elinde kalır.” H:74

Avrupaî anlayışa sahib olanların Şeriattan istiğnaları bir tevehhüm-ü bâtıl olduğunu anlatan Bediüzzaman Hazretleri şu izahatı veriyor:

"Meleke-i marifet-i hukuk" dedikleri, her fenalığın maddeten zararını ihsas ede ede ve efkâr-ı umumiyeyi ikaz etmekle hasıl olan "meleke-i riayet-i hukuk" dedikleri emri, şeriat-ı İlahiyeye bedel olarak dinsizlerin tasavvuru ve şeriattan istiğnaları bir tevehhüm-ü bâtıldır. Zira dünya ihtiyarlandı. Öyle bir şeyin mukaddematı da zahir olmadı. Bilakis mehasinin terakkisiyle beraber mesavi dahi terakki edip daha dehşetli ve aldatıcı bir şekle giriyor. Evet nasılki nevamis-i hikmet, desatir-i hükûmetten müstağni değildir.[5] Öyle de, vicdana hâkim olan kavanin-i şeriat ve fazilete eşedd-i ihtiyaç ile muhtaçtır. İşte şöyle mevhume olan meleke-i ta'dil-i ahlâk, kuva-yı selâseyi [6] hikmet ve iffet ve şecaatta muhafaza etmesine kâfi değildir. Binaenaleyh insan bizzarure vicdan ve tabiatlara müessir ve nafiz olan mizan-ı adalet-i İlahiyeyi tutacak bir Nebi'ye muhtaçtır.” Mu:141

Adliyede adalet hakikatı ve müracaat eden herkesin hukukunu bilâ tefrik muhafazaya, sırf hak namına çalışmak vazifesi hükmettiğine binaendir ki; İmam-ı Ali (R.A.) hilafeti zamanında bir Yahudi ile beraber mahkemede oturup, muhakeme olmuşlar.

Hem bir adliye reisi bir memuru, kanunca bir hırsızın elini kestiği vakit o memurun o zalim hırsıza hiddet ettiğini gördü. O dakikada o memuru azleyledi.

Hem çok teessüf ederek dedi: Şimdiye kadar adalet namına böyle hissiyatını karıştıranlar pekçok zulmetmişler. Evet hükm-ü kanunu icra etmekte o mahkûma acımasa da hiddet edemez, etse zalim olur. Hattâ kısas cezası da olsa hiddetle katletse, bir nevi katil olur diye o hâkim-i âdil demiş.[7] ” Ş:379

Evet “İslâmiyet'in ..... bir kanun-u esasîsi şu hadîs-i şeriftir:

سَيِّدُ الْقَوْمِ خَادِمُهُمْ hakikatıyla, memuriyet bir hizmetkârlıktır; bir hâkimiyet ve benlik için tahakküm âleti değil. Bu zamanda terbiye-i İslâmiyenin noksaniyetiyle ve ubudiyetin [8] za'fiyetiyle benlik, enaniyet kuvvet bulmuş.[9] Memuriyeti hizmetkârlıktan çıkarıp, bir hâkimiyet ve müstebidane bir mertebe tarzına getirdiğinden; abdestsiz, kıblesiz namaz kılmak gibi, adalet adalet olmaz, esasıyla da bozulur ve hukuk-u ibad da zîr ü zeber olur. Hukuk-u ibad, hukukullah hükmüne geçemiyor ki, hak olabilsin; belki nefsanî haksızlıklara vesile olur.” Em:173

ŞİMDİ HUKUKUN DİN VE VİCDAN HÜRRİYETLERİ BAHSİNE GEÇİYORUZ

“Malûmdur ki, her hükûmette muhalifler bulunur. Asayişe, emniyete dokunmamak şartiyle, hiç kimse vicdaniyle, kalbiyle kabul ettiği bir fikirden, bir metoddan dolayı mes'ul olmaz. Bu hukukî bir mütearifedir.[10]

Dininde çok mutaassıb ve cebbar bir hükûmet olan İngilizlerin yüz sene hâkimiyetleri altında bulunan yüz milyondan ziyade Müslümanlar, İngilizlerin küfür rejimlerini kabul etmeyip Kur'an ile reddettikleri halde, İngiliz mahkemeleri, şimdiye kadar onlara o cihetten ilişmedi.

Burada ve bütün İslâm hükûmetlerinde eskiden beri Yahudiler, Nasraniler tâbi oldukları memleketin dinine, kudsî rejimine muhalif, zıd ve mu'teriz bulundukları halde o hükûmetler hiçbir zaman kanunlarla onlara o cihetten ilişmediler.

Hazret-i Ömer, hilâfeti zamanında, âdi bir hıristiyan ile mahkemede birlikte muhakeme olundular. Halbuki o hıristiyan, İslâm hükûmetinin mukaddes rejimlerine, dinlerine, kanunlara muhalif iken, mahkemede, onun o hali nazara alınmaması açıkça gösterir ki adalet müessesesi hiçbir cereyana kapılmaz, hiçbir tarafgirliğe kaymaz. Bu, din ve vicdan hürriyetinin bir ana umdesidir ki; komünist olmıyan Şarkta, Garbda, bütün dünya adalet müesseselerinde câri ve hâkimdir.” T:651

Keza “Ayn-ı adalet olan bu semavî ve kudsî وَ لاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرَى nass-ı kat'îsiyle Kur'anın bir kanun-u esasîsi muhabbet ve uhuvvet-i hakikiyeyi temin eden ve bu millet-i İslâmiyeyi ve memleketi büyük tehlikeden kurtaran bu kanun-u esasî ki: Birisinin hatasıyla başkası mes'ul olamaz. Kardeşi de olsa, aşireti ve taifesi de olsa, partisi de olsa o cinayete şerik sayılmaz. Olsa olsa o cinayete bir nevi tarafgirlikle yalnız manevî günahkâr olup âhirette mes'ul olur; dünyada değil. Eğer bu kanun-u esasî çabuk düstur-u esasî yapılmazsa, hayat-ı içtimaiye-i beşeriye, iki harb-i umumînin gösterdiği tahribatın emsaliyle esfel-i safilîn olan o vahşi irticaa düşecek.” Em: 82

“Hürriyeti, âdâb-ı şeriatla takyid ediniz. Zira cahil efrad ve avam-ı nâs kayıtsız hür olsa, şartsız tam serbest olsa, sefih ve itaatsız olur.[11] Adalet namazında kıbleniz dört mezheb olsun. Tâ ki, namaz sahih ola. Zira hakaik-i meşrutiyetin sarahaten ve zımnen ve iznen dört mezhebden istihracı mümkün olduğunu dava ettim.[12] ” D:17

Adalet müessesesinin lüzumu

“İnsan, bütün hayvanlardan mümtaz ve müstesna olarak, acib ve latif bir mizac ile yaratılmıştır. O mizac yüzünden, insanda çeşit çeşit meyiller, arzular meydana gelmiştir. Meselâ: İnsan en müntehab şeyleri ister, en güzel şeylere meyleder, zînetli şeyleri arzu eder, insaniyete lâyık bir maişet ve bir şerefle yaşamak ister.

Şu meyillerin iktizası üzerine yiyecek, giyecek ve sair hacetlerini, istediği gibi güzel bir şekilde tedarikinde çok san'atlara ihtiyacı vardır. O san'atlara vukufu olmadığından, ebna-yı cinsiyle teşrik-i mesaî etmeye mecbur olur ki; herbirisi, semere-i sa'yiyle arkadaşına mübadele suretiyle yardımda bulunsun ve bu sayede ihtiyaçlarını tesviye edebilsinler.

Evet “İnsandaki kuvve-i şeheviye, kuvve-i gazabiye, kuvve-i akliye Sâni' tarafından tahdid edilmediğinden ve insanın cüz'-i ihtiyarîsiyle terakkisini temin etmek için bu kuvvetler başıboş bırakıldığından, muamelâtta zulüm ve tecavüzler vukua gelir. Bu tecavüzleri önlemek için, cemaat-ı insaniye çalışmalarının semerelerini mübadele etmekte adalete muhtaçtır. Lâkin her ferdin aklı, adaleti idrakten âciz olduğundan, küllî bir akla ihtiyaç vardır ki; ferdler, o küllî akıldan istifade etsinler. Öyle küllî bir akıl da ancak kanun şeklinde olur. Öyle bir kanun, ancak şeriattır.” İ:84

“İnsanın hayat-ı içtimaiyesini ifsad eden bir desise-i şeytaniye şudur ki: Bir mü'minin bir tek seyyiesiyle, bütün hasenatını örter. Şeytanın bu desisesini dinleyen insafsızlar, mü'mine adavet ederler.

Halbuki Cenab-ı Hak haşirde adalet-i mutlaka ile mizan-ı ekberinde a'mal-i mükellefîni tarttığı zaman, hasenatı seyyiata galibiyeti, mağlubiyeti noktasında hükmeyler. Hem seyyiatın esbabı çok ve vücudları kolay olduğundan, bazan bir tek hasene ile çok seyyiatını örter. Demek bu dünyada, o adalet-i İlahiye noktasında muamele gerektir. Eğer bir adamın iyilikleri fenalıklarına kemmiyeten veya keyfiyeten ziyade gelse, o adam muhabbete ve hürmete müstehaktır. Belki kıymetdar bir tek hasene ile, çok seyyiatına nazar-ı afv ile bakmak lâzımdır.

Halbuki insan, fıtratındaki zulüm damarıyla, şeytanın telkiniyle, bir zâtın yüz hasenatını bir tek seyyie yüzünden unutur, mü'min kardeşine adavet eder, günahlara girer. Nasıl bir sinek kanadı göz üstüne bırakılsa; bir dağı setreder, göstermez. Öyle de insan garaz damarıyla, sinek kanadı kadar bir seyyie ile dağ gibi hasenatı örter, unutur; mü'min kardeşine adavet eder, insanların hayat-ı içtimaiyesinde bir fesad âleti olur.” L:88

Netice: Beşer aleminde çeşitli hisler ve temayüllerden doğan anlaşmazlıkların ıslahı için hak ve müsellem bazı ortak kaideler, yani nokta-i telaki teşkil eden bağlayıcı esaslar bulunmalıdır. İnsanlar bilhassa usulüne uygun teşkil edilmiş olan merciler tatbikatçı olurlar. Kanun ve kaideler ise haklılık ve haksızlığı tesbit eden hükümlerdir. Bu kaideler ve hükümler beşerîliğe değil ilahî hakimiyete istinad etmelidir. Bilhassa bu kaide islam cemiyetlerinde şart ve zarurîdir.



[1] Yani Kur’an nazarında, ilahî hukukun yerine beşerî kanunlar makbul olmuyor.

[2] Yani 1909’larda

[3] Yani meşrutiyeti

[4] Yani sual soranmebuslara

[5] Yani, hikmetin gösterdiği maslahatlarını, devletin kuvveti icra etmesi lazımdır.

[6] Yani kuvve-i akliye, gazabiye ve şeheviyeyi

[7] Yani resmiyette maddi ve manevi tecziye yalnız Allah’a aittir. Beşer araya giremez. Çünkü kişinin cezaya liyakat durumunu hakkıyle ancak Allah bilir.

[8] Yani şer’î ahkâma uymanın

[9] Hâkimiyeti kişi kendine alıyor.

[10] Evet düşünce ve anlayış fiile çıkmadıkça suç sayılmaz.

[11] Cemiyetteki alenî yaşayış, diğer ferdlere tesir eder.

[12] Har zamana bakan bu beyan, 1909’larda askerî mahkemede söylenmiştir.

Son Güncelleme ( Monday, 03 May 2010 )
 
< Önceki   Sonraki >

Vecizeler

Hadis meali: Cenab-ı Allah şu ümmetin (ümmet-i Muhammed A.S.M.) üstünde hem Deccal’ın kılıncını hem de büyük harb kılıncını beraber cem’etmeyecektir. (Melhame-i kübra olan İkinci Harb-i Umumî hırpala­madığı işaretiyle, İs­lâmlar içinde bir Deccal, âlem-i İslâm’ı başka bir tarzda hırpalayacak.)

Said Nursî R.A.
Tefekkürname sh: 287

Sayaç

Bugün76
Dün260
Bu Hafta2202
Bu Ay1212
Tümü262711