Menu Content/Inhalt

Hicrî Takvim

ittihad.com.tr ittihad.com.tr - Adab-ı İslamiye

Güncel Konular

Mehdi Meselesi Hakkında

Din ve Vicdan Hürriyeti

Mütecaviz Ehl-i Bida

Zübeyr Ağabeyin Külliyattan Tesbitli Hususiyetleri

Mehdi Hadisesi ve İseviler Mektubu (Gayr-ı Münteşir)

İki İddiaya Cevap

Avrupa Fikir Hayatının İslama Aykırılığı

Münafık Cereyanın Tecavüz Planı

Ehl-i Kitap

Meclis'e (TBMM) Tavsiye ve İkazlar

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-3

Bidat ve Şeair'in Mahiyet ve Neticeleri

İslam ve Demokrasi

İnsana Uygun İdare Şekli

Kur'an Talebesi ve Dava Adamı Nasıl Olunur?

Kürd Milleti Hakkında

Ramazan-ı Şerif - 3

Avrupa Birliği mi, İslam Birliği mi?

Küçük Deccal Büyük Deccal Kavramları

Ermeni Zulümlerinin Belgesi

Siyasi Muvaffakiyet

İngilizler ve Türkler

Ahirzamanda İman Durumu

Leyle-i Berat

Zamanımıza Bakan Manalar

Geçim Derdi ve Dini Hayat ve Hükümet

Halk Partisi (CHP) Ne Yapmalı ?

Zülkarneyn Kimdir ?

Kör Hissiyat

Gazete Şartnamesi ve Zübeyir Gündüzalp (1968-1971)

İktisadi Krizin Sebep ve Çareleri

Faiz Sistemi, Bankalar ve Dünyanın Hali

Ahirzaman Fitneleri-03

Mi'rac Hadisesi

Ordu ve Asker Meselesi

Zina İsnadı Hakkında Şeriatın Hükmü

Bediüzzaman Hazretlerinin İttihad-ı İslam Tarifi

Hz. Muhammed Aleyhissalatü Vesselam

Ekonomik Çöküntü ve Çaresi

Türkiye'nin Terör Meselesi ve Çaresi

Yüz Sene Sonra

Süfyan'ın Büyük Deccal'dan Eşeddiyeti

Ayasofya İbadete Açılmalı

Ahirzaman Fitnesinden Uzak Durmak

Deccal Komitesi ve İktidar Partisi

Zübeyir Abi'nin Ehl-i İman ile Münasebeti

Hükümet İslam Birliğine Çalışmalı

Bu Vatan için en büyük tehlikelerden biri... HALK PARTİSİ İKTİDARI

Dikdurmak ve Başeğmemek

Ramazan-ı Şerif-1

Anayasa Değişikliği Hakkında

Ordu'nun Durumu

Ekonomik Kriz Sebeb ve Çareleri

Başörtüsü Şeair-i İslamiyedendir

İslam ve Demokrasi

Allahü Ekber Hakikatı (1)

Üç Mehdi İddiası

Şuhûr-u Selase (Üç Aylar)

Kadınlarda Haya Duygusu

Cemiyetin Bozulması

Leyle-i Berat

Yahudi milletinin sonu mu geliyor?

Adalet ve Mahkemeler

Avrupa Hristiyanlığın Sembolüdür

Maidet-ül Kur'an'dan

Ortalığı Karıştıracak Neşriyatlar

Adalet Nasıl Sağlanır?

Fitneden Teyakkuz Dersi

1918'den Sonra Ermeniler ve Kürtler

Ye'cüc ve Me'cüc Kimdir?

Garip Bir İddia

Askerler Siyasete Karışmalı mı?

Allahü Ekber Hakikatı (3)

"Ümitvar Olunuz"

Ahirzamanda Bazı Müslümanların Durumu

Süfyan Cereyanının Sonu!

Marifet-in Nebiyy

Gizli Planlara Dikkat !

Kitab-ı Kainatı Okumak Mesleği

İslam Kahramanı Milletimiz

Avrupa Hakkında

Yüz Sene Önce Ekilen Tohumların Sümbüllenmesi

Anarşi-Terör Sebep ve Çareleri

Ahirzaman Fitneleri-04

Son Müceddid

Teali-i İslam Cemiyeti ve Bediüzzaman Said Nursi

Deccaldan Kurtulacağız

Komitelerin İçyüzü

Örtünme Müdafaası ve Bediüzzaman

Nur Talebeleri Ergenekon'a Nasıl Bakmalı ?

Hakiki İrtica Nedir?

Amerika Dostluğunun Ehemmiyeti

Maidet-ül Kuran ve Hazinet-ül Bürhan

Def'i Mefasid (kötülükleri kaldırmak)

Müslümanlara Atılan İftiralar

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-2

Bu Vatandaki Gizli Komiteler

Lahika Mektubu İddiasına Cevap

1.Dünya Harbinde Ermeniler

Kurban Bayramındaki Sır

Beş Büyük Tehlike ve Çaresi

Gazete ve Neşriyat Şartnamesi

Dindar Demokratlar

Allahü Ekber Hakikatı (2)

Gizli Komiteler (Örgütler) Dağıtılmalı !

İslâm Cumhuriyeti, Hilâfet ve Şeriat

Nur Merkezi İhtiyacı

Deccaliyetin Büyük İfsadatı

Zübeyr ve Tahiri Abiler Hakkında Hatıra Notları

Milletin Halini Nazara Alın

Feveran

Halkçılar, Irkçılar El Ele.

Sarıklı Genç

Dindar Demokratlar

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı

Hükümete Mühim bir Tavsiye

Anarşi Belası

Hoşgörü Meselesi (Müsamahada Ölçü)

Yeni Anayasada Lâiklik Tarifi Nasıl Olmalı

23 Tem­muz 1908'den 23 Temmuz 2007'ye

Nifak Cereyanı Dağıtılmalı

Halk Partisi (CHP) Ne Yapmalı?

Yüzüncü Yılında 31 Mart Hadisesi-2

"Red başka, kabul etmemek başkadır."

Laiklik Hakkında

Kim Demokrat

II. Meşrutiyetin 100. yılı 23 Temmuz 1908 / 23 Temmuz 2008

Açık-Saçıklıkla Yapılan Tahribat

Din Düşmanları ve Planları

Ahirzaman Fitneleri-01

Ahirzaman Fitneleri-02

Tuzakları Bozalım Derken Tuzağa Düşmek

Nifak ve Münafıklık

Dindar Siyasilere Tavsiye ve İkazlar

Zamanımıza da Bakan Bazı İşaretler

Mürşidlik ve Şahıs Merciiyeti Meselesi

Asıl Mehdi Gelmedi mi?

Kudsiyetin Hakikatı

Türkiye'de Laiklik Serüveni

İki Cereyan

İngilizler de İslam Birliğine Taraftar Olacak

Laiklik Nedir

Amerika Hakkında Bir Mektup

Ramazan-ı Şerif - 2

Mehdi ve Mehdiyet

Avrupa Birliği meselesi

İktidar Partisine Tavsiye ve İkazlar

Kur'an'ın Haber Verdiği Dokuz Çete Reisi

Mehdi Hadisleri

Şahsı Manevi Kuvveti

Allahü Ekber ve Kurban Bayramı

Rahmet Rahmet Yağdın Âleme

Tesettürde Şer'i Ölçüler

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Devlet Adamına 7 Mektup-1

Meşrutiyet (Demokratlık) ve Günümüz Anayasası

Milliyetçiler, Halkçılarla El Ele Olmamalı !

Risale-i Nur Sadeleştirilemez

Son Müceddid

Hristiyanların Necatı

Risale-i Nur Muarızı Yazarların İsnadları Hakkında İlmi Bir Tahlil (1965/2006)

Adab-ı Muaşeret

Ahlâk Kaideleri

Gizli İfsad Komitesi ve Süfyaniyet

Keyfi İdare Anlayışı ve Bediüzzaman

Peygamberimize (asm) hergün beş defa biatımızı tecdid ediyoruz

Hukuk Hakkında

Bediüzzamandan 7 Mektup

Süfyaniyetin Rükünleri Kimler?

Ermeni Meselesi ve Bediüzzaman Said Nursi Şahitliği

Risale-i Nurun 27. Mektubu Lahikalar Bölümü Abdülkadir BADILLI

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-4

Kadir Gecesi

Adab-ı İslamiye

Güneş Üflemekle Sönmez

Halk Partisi Hakkında

Yahudilerin İçyüzü

Yüzüncü Yılında 31 Mart Hadisesi

Geniş Daire Hizmetleri

Süfyan'ın Büyük Deccalden Daha Dehşetli Olduğu

Dersim Hadisesi ve Said Nursi

Radyo Televizyonla Yapılan Tahribat

Gizli Ene ve Kusurunu Görmek

Gıybet Hakkında Bir Mektup (Gayr-ı Münteşir)

Musibetlerde Nokta-i Nazar

Katliamlar ve Vahşetler

Yahudilerin Mahiyeti Nedir ?

Üç-Dört Adamı Reddedin..

Üç Mehdi Meselesi ve Hz.İsa'ın (a.s.) Nüzulü

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı (3)

Ordu ve Asker

Bütün Okullarda Din Dersleri Okutulmalıdır

Devlet İçin Fert Feda Edilir mi?

Geniş Daire Hizmeti

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı (2)

Sabır ve Cihad Kahramanlığı

İslam İlerleme Vesilesidir

Hadisata Nasıl Bakılmalı

Nokta-i Telâkinin Mahiyeti ve Ehemmiyeti

DECCAL İLE BERABERLİK TEHLİKESİ

Dar Daire Hususiyeti



Ölmüş Gitmiş ve Hükümetten Alakası Kesilmiş Şahıs (Yaşanmış)

Apr 11 2010
Adab-ı İslamiye PDF Yazdır e-Posta
Değerlendirme: / 4
Kötüİyi 
Yazan ittihad ilmi araştırma heyeti   
Sunday, 11 April 2010

İslam’ın Terbiye Kaidelerinden

ADAB

Adab, edebin cemi’dir. Edeb ise İslam’ın ahlâk kaidelerini ifade eder. Beşerî münasebetlerde adab kaidelerine riayet etmek ile insan kemâlat sahibi olur.  Aksi halde basit bir derecede kalır. Yaşanan adab kaidelerinin tamamının canlı filimleri çekilir ve ebedî âleme gidip ebedî kalır. Böylece kişi ebedîlik âleminde cennete yakışır üstün faziletler sahibi olarak cennette ebedî kalır. Bu mesele her insan için çok değerli bir neticedir. Bu mükemmelliğe de Sünnet-i Seniyeye uymak ile ulaşılır.

Risale-i Nur Külliyatından Lem’alar kitabında Bediüzzaman Hazretleri der ki:

“Sünnet-i Seniyyenin meratibi var.

Bir kısmı vâcibdir, terkedilmez. O kı­sım, Şe­riat-ı Garra’da tafsilatıyla beyan edilmiş. Onlar muhkemattır. Hiçbir ci­hette tebed­dül etmez.

Bir kısmı da nevâfil nevindendir. Nevâfil kısmı da iki kı­sımdır.

Bir kısım, ibadete tabi Sünnet-i Seniyye kısımlarıdır. Onlar dahi Şe­riat kitablarında beyan edilmiş. Onların tağyiri bid’attır.

Diğer kısmı, “âdab” tabir ediliyor ki, Siyer-i Seniyye kitaplarında zikredilmiş. Onlara muhalefete, bid’a denilmez. Fakat, âdab-ı Nebevî’ye bir nevi muhalefettir ve onların nu­rundan ve o hakiki edebden istifade etmemektir. Bu kısım ise (örf ve âdât), muamelât-ı fıt­riyede Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselâm’ın tevatürle mâ­lum olan harekâ­tına ittiba etmektir.

Meselâ: Söylemek âdabını gösteren ve yemek ve içmek ve yatmak gibi hâlatın âdabının düsturlarını beyan eden ve muaşerete ta­alluk eden çok Sünnet-i Seniyyeler var. Bu nevi Sünnetlere “âdab” tabir edilir.

Fakat o âdaba ittiba eden, âdâtını ibadete çevi­rir. O âdabdan mühim bir feyz alır. En kü­çük bir âdabın müraatı, Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselâm’ı ta­hattur ettiri­yor; kalbe bir nur veriyor.

Sünnet-i Seniyyenin içinde en mühimmi, İslâmiyet alâmetleri olan ve şeaire de taalluk eden Sünnetlerdir. Şeair, adeta hu­kuk-u umumiye nev’inden cemiyete ait bir ubudiyettir. Birisinin yapmasıyla o cemiyet umumen istifade ettiği gibi, onun terkiyle de umum cemaat mes’ul olur. Bu nevi şeaire riya giremez ve ilan edilir. Nafile nev’inden de olsa, şahsi farzlardan daha ehem­miyetlidir...

Sünnet-i Seniye, edebdir. Hiçbir mes’elesi yoktur ki, altında bir nur, bir edeb bulunmasın! Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselâm ferman etmiş:

اَدَّبَنِى رَبِّى فَاَحْسَنَ تَاْدِيبِى

Yani: “Rabbim bana edebi, güzel bir su­rette ih­san etmiş, edeblendirmiş.” Evet Siyer-i Nebeviyeye dikkat eden ve Sün­net-i Seniyeyi bilen, kat’iyyen anlar ki: Edebin envaını, Cenab-ı Hak Habibinde cem’etmiştir. Onun Sünnet-i Seniyyesini terkeden, edebi terkeder.” L:53

İşte görüldüğü gibi insanın manevî kıymetini artıran bu anlayış ve yaşayıştır.

“Sual: Her şeyi bilen ve gören ve hiçbir şey ondan gizlenemiyen Allam-ul Guyub’a karşı edeb nasıl olur? Sebeb-i hacâlet olan hâletler, Ondan gizlene­mez. Edebin bir nev’i tesettürdür. Mucib-i istikrah hâlatı setretmektir. Allâm-ul Guyub’a karşı tesettür olamaz?

Elcevab: Evvela: Sâni-i Zülcelal, nasılki kemâl-i ehemmiyetle sanatını gü­zel görmek istiyor ve müstekreh şeyleri perdeler altına alıyor ve nimetlerine, o nimetleri süslendirmek cihetiyle nazar-ı dikkati celbediyor. Öyle de: Mah­luka­tını ve ibadını sair zişuurlara güzel göstermek istiyor. Çirkin vaziyetlerde gö­rünmeleri, Cemil ve Müzeyyin ve Latîf ve Hakîm gibi isimlerine karşı bir nevi isyan ve hilaf-ı edeb olu­yor.

İşte, sünnet-i seniyyedeki edeb, o Sani-i Zülcelal’in esmalarının hududları içinde bir mahz-ı edeb vaziyetini takınmaktır.

Saniyen: Nasılki bir tabib, doktorluk noktasında bir nâmahremin en nâ­mahrem uzvuna bakar ve zaruret olduğu vakit ona gösterilir. Hilaf-ı edeb de­nilmez. Belki, edeb-i tıb öyle iktiza eder denilir. Fakat o tabib reculiyet ünvanıyla, yahut vaiz ismiyle, yahut hoca sıfatıyla o nâmahremlere bakamaz. Ona gösterilmesi edeb fetva veremez. Ve o cihette ona göstermek, hayasız­lıktır. Öyle de: Sâni-i Zülcelal’in çok esması var. Her bir ismin ayrı bir cilvesi var.

Meselâ: “Gaffar” ismi, günahların vü­cudunu ve “Settar” ismi kusuratın bulun­masını iktiza ettikleri gibi; “Cemil” ismi de, çirkinliği göstermek iste­mez. “La­tif, Kerim, Hakîm, Rahim” gibi esma-i cemâliye ve kemâliye, mev­cudatın güzel bir surette ve mümkün vaziyetlerin en iyisinde bulun­malarını iktiza ederler. Ve o esmâ-i cemâliye ve kemâliye ise, melaike ve ruhani ve cin ve insin nazarında güzelliklerini, mevcudatın güzel vaziyetleriyle hüsn-ü edebleriyle göstermek isterler.

İşte Sünnet-i Seniyedeki âdab, bu ulvi âdabın işaretidir ve düsturlarıdır ve nümuneleridir.” L.54

“Vahiy ne kadar ilhamdan yüksek ise; semere-i vahiy olan âdâb-ı şer'iye, o derece semere-i ilham olan âdâb-ı tarîkattan yüksek ve ehemmiyetlidir. Onun için, tarîkatın en mühim esası, Sünnet-i Seniyeye ittiba' etmektir.” M:452

“Asya kıt'asının ve istikbalinin keşşafı ve miftahı, şûradır. Yani nasıl ferdler birbiriyle meşveret eder; taifeler, kıt'alar dahi o şûrayı yapmaları lâzımdır ki, üçyüz belki dörtyüz milyon İslâmın ayaklarına konulmuş çeşit çeşit istibdadların kayıdlarını, zincirlerini açacak, dağıtacak, meşveret-i şer'iye ile şehamet ve şefkat-i imaniyeden tevellüd eden hürriyet-i şer'iyedir ki, o hürriyet-i şer'iye, âdâb-ı şer'iye ile süslenip, garb medeniyet-i sefihanesindeki seyyiatı atmaktır.” H:61p.2

Bu kısımda, cemiyette yaşanan adab dairesine Avrupaî bid’atlar serbestçe içine girerse avamın nazarında adabın kıymetini azaltır ve bulandırır diye dikkat çekilmiştir.

“Avrupa, bizdeki cehalet ve taassub müsaadesiyle, şeriatı -hâşâ ve kellâ- istibdada müsaid zannettiklerinden, nihayet derecede kalben üzülmüştüm. Onların zannını tekzib etmek için, meşrutiyeti herkesten ziyade şeriat namına alkışladım. Lâkin yine korktum ki, başka bir istibdad tekrar o zannı tasdik eder diye, ne kadar kuvvetim varsa Ayasofya Câmiinde meb'usana hitaben feryad ettim. Ve söyledim ki:

Meşrutiyeti, meşruiyet ünvanı ile telakki ve telkin ediniz. Tâ yeni ve gizli ve dinsiz bir istibdad, pis eliyle o mübareği ağrazına siper etmekle lekedar etmesin. Hürriyeti, âdâb-ı şeriatla takyid ediniz. Zira cahil efrad ve avam-ı nâs kayıtsız hür olsa, şartsız tam serbest olsa, sefih ve itaatsız olur. Adalet namazında kıbleniz dört mezheb olsun. Tâ ki, namaz sahih ola. Zira hakaik-i meşrutiyetin sarahaten ve zımnen ve iznen dört mezhebden istihracı mümkün olduğunu dava ettim.” D:17

Burada, İslam cemiyetinde yaşanması gereken adabın içine bid’atlar karışmasıyla avama zarar vereceği ifade ediliyor.

“Sual: Hürriyeti bize çok fena tefsir etmişler. Hattâ âdeta hürriyette insan her ne sefahet ve rezalet işlerse, başkasına zarar vermemek şartıyla birşey denilmez diye bize anlatmışlar. Acaba böyle midir?

Cevab: Öyleler hürriyeti değil, belki sefahet ve rezaletlerini ilân ediyorlar ve çocuk bahanesi gibi hezeyan ediyorlar. Zira nazenin hürriyet, âdâb-ı şeriatla müteeddibe ve mütezeyyine olmak lâzımdır. Yoksa sefahet ve rezaletteki hürriyet, hürriyet değildir. Belki hayvanlıktır, şeytanın istibdadıdır, nefs-i emmareye esir olmaktır.” Mü:19p.5

İmam-ı Azam’ın Ebu Yusuf’a vasiyeti:

Hanefi fakihlerinden İbn-i Nüceym’in “Eşbah ve Nezair” adlı fıkıh kita­bının sonunda yazdığına göre, İmam-ı Azam bu tavsiyesini, Ebu Yusuf’ta rüşd ve halk üzerinde şerefi zahir olduktan sonra yapmıştır. Burada kısmen dercedilmiş bulunan vasiyetnamede İmam-ı Azam, Ebu Yusuf’a şu tavsiye­lerde bulunuyor:

“Sultan ile muamelende ateşten faydalandığın gibi ol! Uzakta dur; ona çok yak­laşma!

İlimde ve hukukî meselelerde sana teklif edeceği işlerinden ancak kendi meşreb ve mezhebine uygun gördüklerini kabul et ki, hükümet işlerinde başka bir mezheb tutmak ihtiyacında kalmıyasın.

Halk önünde konuşma, yalnız sorduklarına cevap ver! Avam ve tüccar arasında da dinî ve zarurî bilgiye ait olmıyan sözlerden ka­çın. Avam arasında ne gül, ne de gülümse! Çarşı pazara da çok çıkma! Halk ile çokça düşüp kalkma! Onlar seni arasınlar.

Kazançsız azıksız on sene de kalsan, ilim öğrenmekten yüz çevirme!

Avamdan ve maiyyetinden biri ile münakaşa etme! Çünkü böyleleri ile müna­kaşa itibarını giderir.

Âlimleri bulunan bir beldeye vardığın zaman orasını kendine tahsis edip halkı etrafına çekip çevirme! Belki sen de oranın sakinlerinden biri ol ki, se­nin orada bir mevki kazanmak istemediğini bilsinler.

Eğer-âlimler-senden belirli meseleler sorarlarsa, verdiğin cevaplar üze­rinde on­larla münazara ve münakaşa yapma. Yalnız onlara her şeyi açık delili ile söyle! Hoca ve üstadlarına dil uzatma!

Laf ederken gürleme, bağırıp çağırma, yüksek sesle de konuşma!

Namazların arkasında kendine bir (vird) tutun!

Sultana yakınlık vesilesi arama! Onun seni yakınları arasına almasını da arzu etme! Şayet bunu kendiliğinden yaparsa, halktan gizle!

Fenalığını bildiğin bir kimseyi, o kötülüğü ile anma! Belki ondan fayda ve iyilik ara! Ve iyi hali ile an! Meğer ki onun fena hali din hususunda ola. Eğer o fenalığı hakikaten onun diyanetinde görürsen, bunu insanlara söyle ki, ona uymasınlar ve ondan sakınsınlar.

İşlerini ehil ve erbabına havale et ki, bilgi ve ihtisasa karşı olan inan ve saygın sağlamlaşsın!

Delilerle konuşmaktan, münazara âdabını bilmiyen ve iddialarını delilleri ile isbat edemeyen ilim adamları ile söze girişmekten kaçın! Mevki ve makam peşinde koşan halk arasındaki günlük meselelere dalan ve bu suretle kendilerine şöhret ve menfaat sağlamak istiyen kimselerin söz­lerini ve aralarına ka­rışma!

Bir cemaat içinde bulunduğun zaman seni saygı ile öne sürmedikçe sen kendili­ğinden ileri safa geçme! Aynı şekilde muamele görmeden de mihraba geçip imam olma! Avama mahsus olan parklara ve mesireliklere de çıkma!

Nüfuzundan faydalanan ve tezkiyeni kazanan birisini doğrudan vaiz ta­yin ey­leme! Belki bu işi mahallen halkından ve sana yakın olmayanlardan kendilerine inandıkların ile dostlarından birisine havale et!...” (İmam-ı Azam’ın Ebu Yusuf’a vasiyeti, terceme, Serdengeçti Neşriyatı, 1962 Ankara)

 
< Önceki   Sonraki >

Vecizeler

Hadis meali: Cenab-ı Allah şu ümmetin (ümmet-i Muhammed A.S.M.) üstünde hem Deccal’ın kılıncını hem de büyük harb kılıncını beraber cem’etmeyecektir. (Melhame-i kübra olan İkinci Harb-i Umumî hırpala­madığı işaretiyle, İs­lâmlar içinde bir Deccal, âlem-i İslâm’ı başka bir tarzda hırpalayacak.)

Said Nursî R.A.
Tefekkürname sh: 287

Sayaç

Bugün81
Dün260
Bu Hafta2207
Bu Ay1217
Tümü262716