Menu Content/Inhalt
Anasayfa arrow Güncel Konular arrow Güncel Konular Bölümü arrow İnsana Uygun İdare Şekli

Hicrî Takvim

ittihad.com.tr ittihad.com.tr - İnsana Uygun İdare Şekli

Güncel Konular

Laiklik Hakkında

Hükümet İslam Birliğine Çalışmalı

Teali-i İslam Cemiyeti ve Bediüzzaman Said Nursi

Ramazan-ı Şerif - 3

Zülkarneyn Kimdir ?

Mütecaviz Ehl-i Bida

Askerler Siyasete Karışmalı mı?

Üç-Dört Adamı Reddedin..

Açık-Saçıklıkla Yapılan Tahribat

Hakiki İrtica Nedir?

Radyo Televizyonla Yapılan Tahribat

Ramazan-ı Şerif-1

Gıybet Hakkında Bir Mektup (Gayr-ı Münteşir)

Allahü Ekber ve Kurban Bayramı

Gizli Planlara Dikkat !

Geniş Daire Hizmetleri

Leyle-i Berat

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı (2)

1918'den Sonra Ermeniler ve Kürtler

Ayasofya İbadete Açılmalı

Nokta-i Telâkinin Mahiyeti ve Ehemmiyeti

Risale-i Nurun 27. Mektubu Lahikalar Bölümü Abdülkadir BADILLI

Kur'an Talebesi ve Dava Adamı Nasıl Olunur?

Geniş Daire Hizmeti

1.Dünya Harbinde Ermeniler

Ahlâk Kaideleri

Komitelerin İçyüzü

Nur Merkezi İhtiyacı

Avrupa Birliği mi, İslam Birliği mi?

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı (3)

Allahü Ekber Hakikatı (2)

Örtünme Müdafaası ve Bediüzzaman

Yüzüncü Yılında 31 Mart Hadisesi-2

Hükümete Mühim bir Tavsiye

Yüzüncü Yılında 31 Mart Hadisesi

Zamanımıza Bakan Manalar

Halk Partisi (CHP) Ne Yapmalı ?

Zübeyr Ağabeyin Külliyattan Tesbitli Hususiyetleri

Şuhûr-u Selase (Üç Aylar)

Allahü Ekber Hakikatı (3)

Geçim Derdi ve Dini Hayat ve Hükümet

İktidar Partisine Tavsiye ve İkazlar

Adab-ı Muaşeret

Hadisata Nasıl Bakılmalı

Din ve Vicdan Hürriyeti

Türkiye'de Laiklik Serüveni

Avrupa Birliği meselesi

Lahika Mektubu İddiasına Cevap

Risale-i Nur Muarızı Yazarların İsnadları Hakkında İlmi Bir Tahlil (1965/2006)

İslam ve Demokrasi

Bütün Okullarda Din Dersleri Okutulmalıdır

Halkçılar, Irkçılar El Ele.

Ahirzamanda İman Durumu

Nur Talebeleri Ergenekon'a Nasıl Bakmalı ?

II. Meşrutiyetin 100. yılı 23 Temmuz 1908 / 23 Temmuz 2008

Ordu ve Asker

Kim Demokrat

Faiz Sistemi, Bankalar ve Dünyanın Hali

Ehl-i Kitap

Halk Partisi Hakkında

İktisadi Krizin Sebep ve Çareleri

Marifet-in Nebiyy

Bediüzzaman Hazretlerinin İttihad-ı İslam Tarifi

Deccaliyetin Büyük İfsadatı

Sarıklı Genç

Dindar Siyasilere Tavsiye ve İkazlar

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Devlet Adamına 7 Mektup-1

Def'i Mefasid (kötülükleri kaldırmak)

Feveran

Kudsiyetin Hakikatı

Küçük Deccal Büyük Deccal Kavramları

Katliamlar ve Vahşetler

Son Müceddid

Mi'rac Hadisesi

Tesettürde Şer'i Ölçüler

Amerika Dostluğunun Ehemmiyeti

Mehdi ve Mehdiyet

Güneş Üflemekle Sönmez

Dindar Demokratlar

İngilizler ve Türkler

Türkiye'nin Terör Meselesi ve Çaresi

Gizli Ene ve Kusurunu Görmek

İngilizler de İslam Birliğine Taraftar Olacak

Maidet-ül Kuran ve Hazinet-ül Bürhan

Ahirzaman Fitneleri-04

Adalet Nasıl Sağlanır?

Ordu ve Asker Meselesi

Avrupa Hakkında

Müslümanlara Atılan İftiralar

Mehdi Hadisleri

Devlet İçin Fert Feda Edilir mi?

Milletin Halini Nazara Alın

Rahmet Rahmet Yağdın Âleme

Asıl Mehdi Gelmedi mi?

"Ümitvar Olunuz"

Üç Mehdi Meselesi ve Hz.İsa'ın (a.s.) Nüzulü

Din Düşmanları ve Planları

Amerika Hakkında Bir Mektup

Yahudilerin İçyüzü

Siyasi Muvaffakiyet

Zübeyr ve Tahiri Abiler Hakkında Hatıra Notları

Risale-i Nur Sadeleştirilemez

Son Müceddid

Zübeyir Abi'nin Ehl-i İman ile Münasebeti

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-3

Zamanımıza da Bakan Bazı İşaretler

Başörtüsü Şeair-i İslamiyedendir

Münafık Cereyanın Tecavüz Planı

Yeni Anayasada Lâiklik Tarifi Nasıl Olmalı

Musibetlerde Nokta-i Nazar

Hoşgörü Meselesi (Müsamahada Ölçü)

Kurban Bayramındaki Sır

Üç Mehdi İddiası

Mehdi Hadisesi ve İseviler Mektubu (Gayr-ı Münteşir)

İslâm Cumhuriyeti, Hilâfet ve Şeriat

Hristiyanların Necatı

Ölmüş Gitmiş ve Hükümetten Alakası Kesilmiş Şahıs (Yaşanmış)

Laiklik Nedir

Kadınlarda Haya Duygusu

Ye'cüc ve Me'cüc Kimdir?

İki Cereyan

Yüz Sene Önce Ekilen Tohumların Sümbüllenmesi

Ahirzaman Fitneleri-03

Halk Partisi (CHP) Ne Yapmalı?

Süfyan Cereyanının Sonu!

Hukuk Hakkında

Anayasa Değişikliği Hakkında

Beş Büyük Tehlike ve Çaresi

Meşrutiyet (Demokratlık) ve Günümüz Anayasası

Ekonomik Kriz Sebeb ve Çareleri

İnsana Uygun İdare Şekli

Leyle-i Berat

Dindar Demokratlar

Mürşidlik ve Şahıs Merciiyeti Meselesi

Deccal Komitesi ve İktidar Partisi

Ramazan-ı Şerif - 2

Zina İsnadı Hakkında Şeriatın Hükmü

Anarşi Belası

Nifak Cereyanı Dağıtılmalı

Mehdi Meselesi Hakkında

Gazete ve Neşriyat Şartnamesi

Adalet ve Mahkemeler

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-2

Ekonomik Çöküntü ve Çaresi

Süfyan'ın Büyük Deccal'dan Eşeddiyeti

Gizli İfsad Komitesi ve Süfyaniyet

Yahudi milletinin sonu mu geliyor?

DECCAL İLE BERABERLİK TEHLİKESİ

Kitab-ı Kainatı Okumak Mesleği

Dar Daire Hususiyeti

Ahirzaman Fitneleri-02

Ortalığı Karıştıracak Neşriyatlar

Ermeni Meselesi ve Bediüzzaman Said Nursi Şahitliği

Kadir Gecesi

Garip Bir İddia

Anarşi-Terör Sebep ve Çareleri

İki İddiaya Cevap

Yahudilerin Mahiyeti Nedir ?

23 Tem­muz 1908'den 23 Temmuz 2007'ye

Ahirzaman Fitneleri-01

Ahirzaman Fitnesinden Uzak Durmak

Kör Hissiyat

Dersim Hadisesi ve Said Nursi

Keyfi İdare Anlayışı ve Bediüzzaman

Nifak ve Münafıklık

Fitneden Teyakkuz Dersi

Gazete Şartnamesi ve Zübeyir Gündüzalp (1968-1971)

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-4

Avrupa Hristiyanlığın Sembolüdür

Ermeni Zulümlerinin Belgesi

Tuzakları Bozalım Derken Tuzağa Düşmek

Şahsı Manevi Kuvveti

Cemiyetin Bozulması

Deccaldan Kurtulacağız

İslam ve Demokrasi

Yüz Sene Sonra

Kur'an'ın Haber Verdiği Dokuz Çete Reisi

Süfyan'ın Büyük Deccalden Daha Dehşetli Olduğu

"Red başka, kabul etmemek başkadır."

İslam Kahramanı Milletimiz

Ahirzamanda Bazı Müslümanların Durumu

Adab-ı İslamiye

Dikdurmak ve Başeğmemek

İslam İlerleme Vesilesidir

Hz. Muhammed Aleyhissalatü Vesselam

Meclis'e (TBMM) Tavsiye ve İkazlar

Gizli Komiteler (Örgütler) Dağıtılmalı !

Sabır ve Cihad Kahramanlığı

Süfyaniyetin Rükünleri Kimler?

Milliyetçiler, Halkçılarla El Ele Olmamalı !

Maidet-ül Kur'an'dan

Bu Vatandaki Gizli Komiteler

Peygamberimize (asm) hergün beş defa biatımızı tecdid ediyoruz

Bidat ve Şeair'in Mahiyet ve Neticeleri

Ordu'nun Durumu

Avrupa Fikir Hayatının İslama Aykırılığı

Bu Vatan için en büyük tehlikelerden biri... HALK PARTİSİ İKTİDARI

Allahü Ekber Hakikatı (1)

Bediüzzamandan 7 Mektup



Kürd Milleti Hakkında

Apr 03 2010
İnsana Uygun İdare Şekli PDF Yazdır e-Posta
Değerlendirme: / 2
Kötüİyi 
Yazan ittihad ilmi araştırma heyeti   
Saturday, 03 April 2010

İNSANİYETE UYGUN İDARE ŞEKİLLERİNİN MAHİYETİ

Demokrasi, hukuk devletine ve millet ekseriyetinin hâkimiyetine dayalı olup, kişi veya azınlık hâkimiyetini reddeder.

Bu idare sisteminde, de­mokrasinin temellerine aykırı olmayan herhangi bir inanış ve fikir sahibleri; zora, tehdide baş vurmamak veya idareyi ele geçirmek üzere isyana teşebbüs yahut açıkça teşvik et­memek şartlarıyla, kendi inanış ve fikirlerini neşir, teb­liğ ve telkin etmekte hürdür. Bu, demokrasinin temel bir prensibidir.

Ancak din, vicdan ve söz hürriyetleri, ser­best seçim, hukuk devleti ve kanun hâki­miyetine dayanmak gibi, demokrasinin te­mellerine aykırı düşen fikirler, fikir hürriyeti sahasında dahi yasaklanır. Çünki temel hürriyetleri tahrib etme hür­riyeti olamaz.

Serbest seçim, insanın insana hâkim olmasını kaldıran hukuk devleti olmak prensibi, din vicdan ve söz hürriyetleri gibi esasları 14 asır önce en ekmel ve hakka müstenid şekliyle İslâmiyet getirdi. O halde demok­ratlık iddia edenler, iddia­larında sâdık olmaları halinde, İslâmiyet’e muhalefet etmeleri şöyle dursun, aksine ona hürmet etmeleri gerekir.

Demokrasiye dayanmış bir idarede en önemli unsur, halk ekseriyetinin vicdanî olan temayülünü birinci derecede nazara almaktır. Aksi halde idare eden ve edilen­ler arasında milli bir ahenk sağlanamaz. Bu ise tabansız ve halk iradesine dayanmayan idare olur.

Bu gibi anlayışlarda ve ortaya çıkan anlaşmazlıklarda son bir çare referanduma baş vurmaktır. Yani millî iradenin, yani halk hakimiyetinin tahakkuku medenî insanlar dairesinde bağlayıcıdır ve olmalıdır.

Türk milleti asırlardan beri dine bağlı yaşayışının neticesi olarak din duy­gusu vicdanlarda yerleşmiştir. Bu millî temayül devlet sisteminin temelinde açıkça yerini bulmalıdır. Aksi halde devlet makamlarında bulunan bazı ide­olojik temayül sahibleri din, vicdan ve fikir hürriyetlerinin elastikliğini istis­mar ederek istedikleri istikamette ve millî temayülü rencide edecek şekilde daraltma ve genişletme yoluna sapacak ve millî ahenk düzelemiyecektir.

Anayasanın referandumdan geçmesi halkın, ilmî inceleme neticesi olarak gö­rüşlerinin alınması için değildir. Çünkü avam tabakası demokrasinin, tarihi gelişme ve doğuş sebeblerini ve sosyoloji ve hukuk felsefesini bilmez ki in­celesin.

Şu halde referandum; halkın vicdanî temayüllerine mutabakatının sağlanması hikmetine da­yanır. Tâ ki idare mekanizması, tabana istinadsız kalmasın ve halkın tepkisiyle ezil­mesin veya idare eden ve edilenler arasında daimi anlaşmazlıkla içtimaî huzur bo­zulmasın.

Bilindiği gibi aristokrasi ihtisas, dirayet ve liyakat esasına dayan­dığından halkın iktidarına yer vermez. İktidarı, imtiyazlı azınlığın hakkı ola­rak kabul eder. Demokrasi ise halk ekseriyetine dayanır.

İslâmiyet ise, -şer’î ahkâmla tayin edilme­miş sahalarda teşri’ için- havastan kurulan şûra heyeti vasıtasıyla ihtisas, dirayet ve ahlâk cihetlerinden liyakatlı olan meb’us namzetlerinin tesbitinden sonra bu şahıs­ları, milletin re’yine arzeder. Seçilen va­zifeyi deruhte eder. Böylece İslâm, kendine has ulvî meziyetleri yanında hem aristokrasinin liyakat ve hem de demokrasinin halk iradesi gibi maslahatlı ta­raflarını da cem’ eder.

İnsanların ekserisi nefsanî temayüllere sahip oldukları cihetle, böyle bir ekseriyeti temsil eden demokrasilerde içtimaî hayattaki neticelerinin müsbet olması ihtimali zayıftır. Bu mevzu ile alâkalı olarak, merhum Prof. Dr. İbra­him Canan tarafından kaleme alınan “Âhirzaman Fitnesi ve Anarşi” adlı ese­rin 404. sahifesinde şu ifadeye yer verilmiştir:

«Yeri gelmişken şunu da belirtmemiz gerekir: Siyasî tarih araştırıcıları, demok­rasinin en eski yurdu sayılan kadîm Yunanistan’dan zamanımıza ka­dar cereyan eden hâdiseleri değerlendirince -her seferinde muttarid ve kesin olmamakla beraber- umûmiyet itibariyle demokratik idarelerin peşini anarşi­nin takip ettiğini, anarşinin de yerini kan ve diktatör idarelere bıraktığını mü­şahede etmişlerdir.» (Parkinson, L’Evolution de la Pensée Politique, l,22; 2, 60, 211.)

Cemiyette ekseriyetçe yaşanan hayat tarzı, çok defa cemiyetin ekserisine tesir eder ve aşılanır. Bu müessiriyet içtimaî (sosyolojik) bir kanundur. Eğer cemiyetin hayat tarzı kısmen de olsa nefsanî ise, daha çabuk yayılır. Bediüzzaman Hazretleri âhirzaman fitnesine ait bir hadîsi izah ederken der ki: “Müştehiyat ise, nefisler ta­raftar olduğundan çabuk sirayet eder” (Ş.586) der.

Bozuk cemiyetlerde fikir yoluyla ya­pılan müsbet telkin ve tebliğler, az olan bazı iyi niyetliler için fayda sağlar. Fakat mezkûr kaide ve nokta-i nazara göre, sefih ve nefisperest bir cemiyeti düzeltmeye alâkasız kalan ve böyle bir cemiyetin ekseriyetine dayanan demokrasilerde, ıslahtan daha çok ifsad ve anarşi artar.

Ancak şu husus var ki, kuvvetli ve müessir bir İslâmî ıslah ve tebliğ faaliyetine mümanaat etmeyen bir demokrasi anlayışı tatbik edilse du­rum değişebilir. Böyle müsbet faaliyetlerin neticesi olarak cemiyette umumî bir ıslah ve düzelmenin mümkün olacağını beyan eden Bediüzzaman Haz­retleri bu hususu şöyle ifade eder:

«Ma’lûmdur ki; bir adamın bir günde harab ettiği bir sarayı, yirmi adam yirmi günde yapamaz ve bir adamın tahribatına karşı yirmi adam çalışmak lâzım gelirken; şimdi, binler tahribatçıya mukabil, Risale-i Nur gibi bir tamir­cinin bu derece muka­vemeti ve te’siratı pek hârikadır. Eğer bu iki mütekabil kuvvetler bir seviyede ol­saydı, onun tamirinde mucizevâri muvaffakiyet ve fütuhat görülecektir.» (K.L.149)

Yani tatbikattaki demokrasi, nazariyattaki demokrasiye muhalif şekil ide­olojik bir gaye takibiyle dini hizmetlere ve hakikî ıslah faaliyetlerine müma­naatı ve baha­nelerle müdahalesi olmasa idi, hiç değilse bîtaraflık prensibi ile ifsad ve ıslah faali­yetleri arasında hakem makamında kalsa idi, anarşik hâdi­selerin önlenmesinin mümkün olacağını bazı hâdiseler münasebetiyle devlet ricaline ihtar eden Bediüzzaman Hazretleri Eskişehir Mahkemesinde de şunu hatırlatır:

«Evet Hükûmet-i Cumhuriye, o gizli müfsidlerin vatana ve millete muzır ef­kârlarını elbette terviç etmez ve tarafdar olamaz. Menetmek, Cumhuriyetin kanun­larının muktezasıdır. Ve öyle müfsidlere tarafdarlık ile, Cumhuriyetin esaslı prensiblerine zıddı zıddına gidemez.

Hükûmet-i Cumhuriye, bizim ile o müfsidler mabeyninde hakem hük­münü al­sın. Hangimiz zâlim ise ve tecavüz ediyorsa; o vakit hakem hük­münü versin ve hâ­kimlik noktasında hükmünü icra etsin.

Evet inkâr edilmez ki; kâinatta, dinsizlik ile dindarlık, Âdem zamanından beri cereyan edip geliyor ve kıyamete kadar gidecektir. Bu mes’elemizin künhüne vakıf olan herkes, bize olan bu hücumun, doğrudan doğruya din­sizlik hesabına dindarlığa bir taarruz olduğunu anlar.

Ekser-i hükemanın garbda ve Avrupa’da zuhuru; ve agleb-i Enbiyanın şarkta ve Asya’da tulu’ları kader-i ezelînin bir işaret ve remzidir ki;

Asya’da hâkim, galib, din cereyanı­dır. Elbette Asya’nın ileri kumandanı olan bu Hükûmet-i Cumhuriye, Asya’nın bu fıtrî hasiyetinden ve madeninden istifade ede­cek. Ve bîtarafane prensibini, değil dinsizlik tarafına, belki dindarlık tarafına tema­yül ettirecek­tir.» (T.H.241)

«Her halde çabuk başında bir kıyamet kopmazsa, hakaik-ı İslâmiye, beşeri esfel-i safilîn derece-i sukutundan kurtarmaya ve ruy-i zemini temizlemeğe ve sulh-u umumîyi temin etmeğe vesile olmasını Rahman-ı Rahîm’in rahme­tinden niyaz edi­yoruz ve ümid ediyoruz ve bekliyoruz.» (H.Ş.43)

Yukarda anlatılan doğru düşünceleri, yanlış düşüncelerden tefrik edip selamete giden yolları bozmak için gizli ve sinsi cereyanlar hakkında Hz. Bediüzzaman şu ikazı yapar:

“Sizi iğfal eden ve adliyeyi şaşırtan ve hükûmeti bizimle, vatana ve millete zararlı bir surette meşgul eyleyen muarızlarımız olan zındıklar ve münafıklar, istibdad-ı mutlaka “cumhuriyet” namı vermekle, irtidad-ı mutlakı rejim altına almakla sefahet-i mutlaka “medeniyet” ismini vermekle, cebr-i keyfî-i küfrîye “kanun” ismini takmakla hem sizi iğfal, hem hükûmeti işgal, hem bizi perişan ederek, hâkimiyet-i İslâmiyeye ve millete ve vatana ecnebi hesabına darbeler vuruyorlar.” Ş:287

Evet, “Dinin şiddetle menettiği şey fitne ve anarşidir. Çünkü, anarşi hiçbir hak tanımaz. İnsanlık seciyelerini ve medeniyet eserlerini canavar hayvanlar seciyesine çevirir ki, bunun âhir zamanda "Ye'cüc" ve "Me'cüc" komitesi olduğuna Kur'ân-ı Hakîm işaret buyurmaktadır.” T:653

Mezkûr nakillerde görüldüğü üzere, Kur’an en yüksek medeniyeti, yani farklı anlayışlara veya dinlere bağlı olup mütecaviz olmayan milletlerin, sulh içinde yaşa­malarını te’min eden umumî düsturları câmi’dir.

 
< Önceki   Sonraki >

Vecizeler

Bu zamanda en büyük farz vazife, İttihad-ı İslam'dır...

Bediüzzaman Said Nursi

Sayaç

Bugün81
Dün260
Bu Hafta2207
Bu Ay1217
Tümü262716