Menu Content/Inhalt

Hicrî Takvim

ittihad.com.tr ittihad.com.tr - Ordu'nun Durumu

Güncel Konular

Kudsiyetin Hakikatı

Allahü Ekber ve Kurban Bayramı

Zina İsnadı Hakkında Şeriatın Hükmü

Anarşi-Terör Sebep ve Çareleri

Mi'rac Hadisesi

Geniş Daire Hizmetleri

Zamanımıza da Bakan Bazı İşaretler

Yeni Anayasada Lâiklik Tarifi Nasıl Olmalı

Allahü Ekber Hakikatı (1)

Avrupa Birliği meselesi

Dindar Siyasilere Tavsiye ve İkazlar

Hakiki İrtica Nedir?

Ortalığı Karıştıracak Neşriyatlar

Komitelerin İçyüzü

Mehdi ve Mehdiyet

Asıl Mehdi Gelmedi mi?

Ayasofya İbadete Açılmalı

II. Meşrutiyetin 100. yılı 23 Temmuz 1908 / 23 Temmuz 2008

Gazete ve Neşriyat Şartnamesi

Adalet Nasıl Sağlanır?

Küçük Deccal Büyük Deccal Kavramları

İktisadi Krizin Sebep ve Çareleri

Ramazan-ı Şerif - 2

Ekonomik Kriz Sebeb ve Çareleri

Adalet ve Mahkemeler

Ahirzaman Fitnesinden Uzak Durmak

Ordu ve Asker

Anayasa Değişikliği Hakkında

Müslümanlara Atılan İftiralar

Laiklik Hakkında

Leyle-i Berat

Nur Talebeleri Ergenekon'a Nasıl Bakmalı ?

Şuhûr-u Selase (Üç Aylar)

Mehdi Hadisesi ve İseviler Mektubu (Gayr-ı Münteşir)

Nifak ve Münafıklık

Dindar Demokratlar

Musibetlerde Nokta-i Nazar

Adab-ı Muaşeret

Yüzüncü Yılında 31 Mart Hadisesi

Kör Hissiyat

Süfyaniyetin Rükünleri Kimler?

Dar Daire Hususiyeti

Kadınlarda Haya Duygusu

Cemiyetin Bozulması

Gazete Şartnamesi ve Zübeyir Gündüzalp (1968-1971)

Avrupa Hakkında

Avrupa Fikir Hayatının İslama Aykırılığı

Adab-ı İslamiye

Kur'an'ın Haber Verdiği Dokuz Çete Reisi

Risale-i Nurun 27. Mektubu Lahikalar Bölümü Abdülkadir BADILLI

Bu Vatan için en büyük tehlikelerden biri... HALK PARTİSİ İKTİDARI

Amerika Hakkında Bir Mektup

Mehdi Hadisleri

Din Düşmanları ve Planları

Hükümete Mühim bir Tavsiye

Tesettürde Şer'i Ölçüler

Bediüzzaman Hazretlerinin İttihad-ı İslam Tarifi

Bidat ve Şeair'in Mahiyet ve Neticeleri

Siyasi Muvaffakiyet

Meclis'e (TBMM) Tavsiye ve İkazlar

Dersim Hadisesi ve Said Nursi

Ahirzaman Fitneleri-01

Maidet-ül Kur'an'dan

İktidar Partisine Tavsiye ve İkazlar

1918'den Sonra Ermeniler ve Kürtler

Ahirzaman Fitneleri-04

Milliyetçiler, Halkçılarla El Ele Olmamalı !

Amerika Dostluğunun Ehemmiyeti

Nokta-i Telâkinin Mahiyeti ve Ehemmiyeti

Zübeyr ve Tahiri Abiler Hakkında Hatıra Notları

Hükümet İslam Birliğine Çalışmalı

İslam ve Demokrasi

Son Müceddid

Feveran

Başörtüsü Şeair-i İslamiyedendir

Maidet-ül Kuran ve Hazinet-ül Bürhan

Gizli Komiteler (Örgütler) Dağıtılmalı !

Hoşgörü Meselesi (Müsamahada Ölçü)

Def'i Mefasid (kötülükleri kaldırmak)

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-4

İki İddiaya Cevap

Zübeyir Abi'nin Ehl-i İman ile Münasebeti

Geniş Daire Hizmeti

Ermeni Zulümlerinin Belgesi

Dikdurmak ve Başeğmemek

Münafık Cereyanın Tecavüz Planı

"Red başka, kabul etmemek başkadır."

Faiz Sistemi, Bankalar ve Dünyanın Hali

Ahirzamanda İman Durumu

Sarıklı Genç

Bütün Okullarda Din Dersleri Okutulmalıdır

Bediüzzamandan 7 Mektup

Ermeni Meselesi ve Bediüzzaman Said Nursi Şahitliği

Nifak Cereyanı Dağıtılmalı

Askerler Siyasete Karışmalı mı?

Risale-i Nur Muarızı Yazarların İsnadları Hakkında İlmi Bir Tahlil (1965/2006)

Türkiye'nin Terör Meselesi ve Çaresi

İnsana Uygun İdare Şekli

Kadir Gecesi

Türkiye'de Laiklik Serüveni

Mütecaviz Ehl-i Bida

Zamanımıza Bakan Manalar

Yüz Sene Sonra

Allahü Ekber Hakikatı (3)

İslâm Cumhuriyeti, Hilâfet ve Şeriat

Halk Partisi Hakkında

Anarşi Belası

Son Müceddid

İslam Kahramanı Milletimiz

Rahmet Rahmet Yağdın Âleme

Ahirzaman Fitneleri-02

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı (2)

Teali-i İslam Cemiyeti ve Bediüzzaman Said Nursi

Milletin Halini Nazara Alın

DECCAL İLE BERABERLİK TEHLİKESİ

İslam ve Demokrasi

Hukuk Hakkında

Kürd Milleti Hakkında

Nur Merkezi İhtiyacı

Gizli Planlara Dikkat !

"Ümitvar Olunuz"

Yüzüncü Yılında 31 Mart Hadisesi-2

Ahirzamanda Bazı Müslümanların Durumu

Risale-i Nur Sadeleştirilemez

İngilizler de İslam Birliğine Taraftar Olacak

Açık-Saçıklıkla Yapılan Tahribat

Ahirzaman Fitneleri-03

Zübeyr Ağabeyin Külliyattan Tesbitli Hususiyetleri

Kitab-ı Kainatı Okumak Mesleği

Yahudilerin İçyüzü

Üç Mehdi Meselesi ve Hz.İsa'ın (a.s.) Nüzulü

Gizli İfsad Komitesi ve Süfyaniyet

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı (3)

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Devlet Adamına 7 Mektup-1

Radyo Televizyonla Yapılan Tahribat

Marifet-in Nebiyy

Mehdi Meselesi Hakkında

İslam İlerleme Vesilesidir

Avrupa Hristiyanlığın Sembolüdür

Hz. Muhammed Aleyhissalatü Vesselam

Yüz Sene Önce Ekilen Tohumların Sümbüllenmesi

Sabır ve Cihad Kahramanlığı

Avrupa Birliği mi, İslam Birliği mi?

Fitneden Teyakkuz Dersi

Üç Mehdi İddiası

Yahudi milletinin sonu mu geliyor?

Gıybet Hakkında Bir Mektup (Gayr-ı Münteşir)

Tuzakları Bozalım Derken Tuzağa Düşmek

Ahlâk Kaideleri

İngilizler ve Türkler

Ordu ve Asker Meselesi

1.Dünya Harbinde Ermeniler

Dindar Demokratlar

Deccaldan Kurtulacağız

Leyle-i Berat

Ordu'nun Durumu

İki Cereyan

Örtünme Müdafaası ve Bediüzzaman

Halkçılar, Irkçılar El Ele.

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-2

Hristiyanların Necatı

Ekonomik Çöküntü ve Çaresi

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı

Ramazan-ı Şerif - 3

Beş Büyük Tehlike ve Çaresi

Hadisata Nasıl Bakılmalı

Kurban Bayramındaki Sır

Süfyan'ın Büyük Deccal'dan Eşeddiyeti

Meşrutiyet (Demokratlık) ve Günümüz Anayasası

Süfyan Cereyanının Sonu!

Peygamberimize (asm) hergün beş defa biatımızı tecdid ediyoruz

Halk Partisi (CHP) Ne Yapmalı?

Kim Demokrat

Bu Vatandaki Gizli Komiteler

Yahudilerin Mahiyeti Nedir ?

Lahika Mektubu İddiasına Cevap

Ölmüş Gitmiş ve Hükümetten Alakası Kesilmiş Şahıs (Yaşanmış)

Halk Partisi (CHP) Ne Yapmalı ?

Ye'cüc ve Me'cüc Kimdir?

Deccal Komitesi ve İktidar Partisi

Şahsı Manevi Kuvveti

Mürşidlik ve Şahıs Merciiyeti Meselesi

Allahü Ekber Hakikatı (2)

Katliamlar ve Vahşetler

Laiklik Nedir

Din ve Vicdan Hürriyeti

Kur'an Talebesi ve Dava Adamı Nasıl Olunur?

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-3

Ehl-i Kitap

Zülkarneyn Kimdir ?

Devlet İçin Fert Feda Edilir mi?

Geçim Derdi ve Dini Hayat ve Hükümet

23 Tem­muz 1908'den 23 Temmuz 2007'ye

Deccaliyetin Büyük İfsadatı

Garip Bir İddia

Güneş Üflemekle Sönmez

Ramazan-ı Şerif-1

Süfyan'ın Büyük Deccalden Daha Dehşetli Olduğu

Gizli Ene ve Kusurunu Görmek

Keyfi İdare Anlayışı ve Bediüzzaman



Üç-Dört Adamı Reddedin..

Jan 26 2010
Ordu'nun Durumu PDF Yazdır e-Posta
Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
Yazan ittihad ilmi araştırma heyeti   
Tuesday, 26 January 2010

Bediüzzaman Hazretleri

ORDU’YU NASIL GÖRÜYOR?

ORDU VE MEŞRUTİYET (DEMOKRASİ)

1908 II. Meşrutiyet Hürriyet inkılabında ordunun müsbet tavır gösterdiğini beyan eden Üstad der ki:

Hem geçen inkılab-ı azîmde ordu ve ülemanın "Meşrutiyet, şeriata müsteniddir" diye yükselen sadâsı, umum ehl-i İslâmın vicdanlarını manyetizmalandırdı. O inkılab, inkılabların kaide-i tabiiyesini hark ile, şeriatın tesir-i mu'cizanesini gösterdi. Ve daima da gösterecektir.” Divan-ı Harb-i Örfi ( 39 )

Askeriyenin hürriyetleri kısıtlamak değil, kullanılmasına çalışması vatanperverliği gereğidir. Ordu menfi maksatlara âlet edilmemelidir.

İkinci Meşrutiyet devresinde ve Birinci Dünya Savaşında çok yararlı hizmetler gören orduya senakâr ifadeler kullanan Bediüzzaman Hazretleri sonra da der ki:

Eski Said'in İttihad Terakki komitesine şiddet-i muhalefetiyle beraber, onların hükûmetine ve bilhâssa orduya karşı tarafgirane yüksek takdiratı ve iltizamları ise, bir hiss-i kabl-el vuku ile -yağı içinde bulunan- o cemaat-ı askeriyede ve o cem'iyet-i milliyede bir milyona yakın ve evliya mertebesinde olan şüheda, altı-yedi sene sonra tezahür edeceğini hissetmiş. İhtiyarsız olarak, meşrebine muhalif onlara dört sene tarafgir bulunmuş.
Sâbık Harb-i Umumî çalkamasıyla o mübarek yağı alındı, yağı alınmış bir ayrana döndü.
Yeni Said dahi Eski Said'e muhalefet edip yine mücahedesine döndü.”
Kastamonu Lahikası ( 80 )

TÜRK MİLLETİ ORDUDUR

Harp sonrası şekillendirilen Türkiyede, milletin bin yıllık yapısının değiştirilmek istenmiş ve maalesef bu inkılaplarda ordudan destekleyici güç olarak istifade edilmiştir.

İşte bu devrelerde Risale-i Nurlar telif edilmiş ve Üstad Hazretleri Türk Milletinin İslamı bırakmayacağını tereddütsüz ifade etmiştir. Bu hakikat şöyle ifade edilmiştir:

Üstad, Risale-i Nuru te'lif ederken, Kur'anın i'cazî lem'aları olan bu eserlerin, her taife-i insaniyede inkişaf edeceğini; dinsizliğin, memleketimizi istilâsına mani olacağını; memleket ve millet için bir sedd-i Kur'anî vazifesini göreceğini; Risale-i Nur hizmetinin umumiyet kesbedip, Türk Milletinin yine İslâmiyetin kahraman bir ordusu ve fedakârı olacağını; Risale-i Nurun neşri ve ileride resmen intişarı, milletçe benimsenmesi ve maarif dairesinin hakikat-ı Kur'aniyeye yapışması neticesi:

Maddeten ve manen milletin terakki edeceğini, İslâmiyetin büyük kuvvet bulacağını zikretmiştir.”

Devamla bu dini hissiyatın canlanmasında Risalelerin vazife yaptığı ifade edilmiştir. Şöyle ki:

“Risale-i Nur; bir alemdir, ünvandır. Bu zamanda zuhur eden Kur'anî hakikatler manzumesidir. Necip Milletimizin, insaniyet-i kübra olan İslâmiyete sarılması, yepyeni bir ruh ve taze bir iman aşkı ve heyecanı içinde uyanmasının ifadesidir.

İçinde bulunduğumuz asrın değiştirdiği hayat şartları ve yeni bir dünya nizamı ve görüşü karşısında imanın tahkim ve takviyesi ile feveran eden hamiyet-i İslâmiyenin manasıdır.

Mütenebbih, kalbleri îman ve muhabbet-i Nebevî ile coşkun ve cihan - değer şeref-i intisabiyle serefraz fedakârların yetişmesi ve bu milletin mazisine mütenasip kahramanlığı, yüksek iman ve ahlâkı izhar etmesi işaretidir.” (T:28)

Risale-i Nurla yapılan iman ve Kur’an hizmetine mani olmak için Hazreti Üstadın Kürdistanda doğması nazara verilerek Türklerin istifadesine engel olmak isteniyordu. Bunlara karşı Bediüzzaman Hazretlerinin cevabı şudur:

“Ey efendiler! Ben, herşeyden evvel Müslümanım ve Kürdistan'da dünyaya geldim. Fakat, Türklere hizmet ettim ve yüzde doksan dokuz menfaatli hizmetim Türklere olmuş ve en çok hayatım Türkler içinde geçmiş ve en sâdık ve en hâlis kardeşlerim Türklerden çıkmış ve İslâmiyet ordularının en kahramanı Türkler olduğundan, meslek-i Kur'âniyem cihetiyle, her milletten ziyade Türkleri sevmek ve taraftar olmak kudsî hizmetimin muktezası olduğundan; bana Kürd diyen ve kendini milliyetperver gösteren adamların bini kadar Türk Milletine hizmet ettiğimi, hakikî ve civanmerd bin Türk gençlerini işhad edebilirim.” (T:229)

Bu bahiste de Türk milletini ordu olarak görmektedir.

TÜRKLER İSLÂM ALEMİNİN DE ORDUSUDUR

Üstad Hazretleri, Risale-i Nurların bu memlekete kazandırdığı ikinci büyük kazancı şöyle açıklar:

Bin seneden beri İslâmiyet'in kahraman bir ordusu ve bayraktarı olan Türk milletine âlem-i İslâm'ın adavetini izale etmek, Türkler yine eskisi gibi İslâmiyet'in kahramanıdırlar kanaatını verdirmektir. Bu suretle dörtyüz milyon hakikî kardeşleri bu millete kazandırmakla saadet-i hayatiyesine en ehemmiyetli bir hizmeti îfa eylemektir ki, Risale-i Nur iman hakikatlarını bu vatanda neşrederek bu azîm faideyi fiilen göstermiştir.” Emirdağ Lahikası-2 (196)

CHP genel sekreterine yazılan bir ikaz mektubunda deniliyor ki:

Bin seneden beri âlem-i İslâmiyeti kahramanlığı ile memnun eden ve vahdet-i İslâmiyeyi muhafaza eden ve âlem-i beşeriyetin küfr-ü mutlaktan ve dalaletten şanlı bir surette kurtulmasına büyük bir vesile olan Türk milleti ve Türkleşmiş olanların din kardeşleri; eğer şimdi, eski zaman gibi kahramancasına Kur'an'a ve hakaik-i imana sahib çıkmazsanız ve doğrudan doğruya hakaik-i Kur'aniye ve imaniyeyi tervice çalışmazsanız, size kat'iyyen haber veriyorum ve kat'î hüccetlerle isbat ederim ki; âlem-i İslâmın muhabbet ve uhuvveti yerine, dehşetli bir nefret ve kahraman kardeşi ve kumandanı olan Türk milletine bir adavet ve şimdi âlem-i İslâmı mahva çalışan küfr-ü mutlak altındaki anarşiliğe mağlub olup, âlem-i İslâmın kal'ası ve şanlı ordusu olan bu Türk milletinin parça parça olmasına ve şark-ı şimalîden çıkan dehşetli ejderhanın istila etmesine sebebiyet vereceksiniz.” Tarihçe-i Hayat (506)

Yine aynı mektubun devamında CHP Genel Sekreterine deniliyor ki:

İkinci cereyan: Eğer siz hamiyetperver, milliyetperver adamlar gibi, şimdiye kadar cereyan eden ve medeniyet hesabına mukaddesatı çiğneyen usûlleri muhafazaya çalışıp, üç-dört şahsın inkılab namındaki yaptıkları icraatı esas tutarak mevcud haseneleri ve inkılab iyiliklerini onlara verip ve mevcud dehşetli kusurlar millete verilse, o vakit üç-dört adamın üç-dört seyyiesi üç-dört milyon seyyie olup bu kahraman ve dindar milleti ve İslâm ordusu olan Türk milletinin geçmiş asırlardaki milyarlar şerefli merhum ordularına ve milyonlarla şehidlerine ve milletine büyük bir muhalefet ve ervahına bir manevî azab ve şerefsizlik olmakla beraber; o üç-dört inkılabçı adamın pek az hisseleri bulunan ve millet ve ordunun kuvvet ve himmetiyle vücud bulan haseneleri o üç-dört adama verilse, o üç-dört milyon iyilikler, üç-dört haseneye inhisar edip küçülür, hiçe iner; daha dehşetli kusurlara keffaret olamaz.” Tarihçe-i Hayat (507)

Devrimleri yapan ve kendilerini milli şef ilan eden şahısların zaferdeki hisseleri pez az olduğu ifade edilmiştir.

MENFİ REJİME DEVAMLI HİZMET EDİLMEYECEK !

1944’de Denizli Mahkemesinde yapılan müdaafadan bir kısım:

Hem en acibi budur ki; başka mahkemenin müddeiumumîsi benden sordu:

"Mahrem Beşinci Şua'da demişsin:

“Ordu, dizginini o dehşetli şahsın elinden kurtaracak.”

Muradın, orduyu hükûmete karşı itaatsizliğe sevketmektir." Ben de dedim:

“Maksadım; o kumandan ya ölecek veya tebdil edilecek, ordu onun tahakkümünden kurtulacak demektir.” (Tarihçe-i Hayat : 404)

TÜRKİYE’DE DİNİ HAYATI BEDİÜZZAMAN HAZ. CANLANDIRMIŞTIR

Eğer faraza, lâik cumhuriyetin mahiyetini bilmeyen bir dinsiz dese:

"Senin risalelerin, kuvvetli bir dinî cereyan veriyor, lâdinî cumhuriyetin prensiplerine muaraza ediyor."

Elcevab: Hükûmetin lâik cumhuriyeti dini dünyadan ayırmak demek olduğunu biliyoruz. Yoksa, hiçbir hatıra gelmeyen dini reddetmek ve bütün bütün dinsiz olmak demek olduğunu, gayet ahmak bir dinsiz kabul eder. Evet, dünyada hiçbir millet dinsiz olarak yaşamadığı gibi; Türk milleti misillü bütün asırlarda mümtaz olarak, bütün aktar-ı cihanda, nerede Türk varsa Müslümandır. Sair anasır-ı İslâmiyenin küçük de olsa yine bir kısmı, İslâmiyet haricindedir.

Böyle pek ciddî ve hakikî dindar ve bin sene kadar Hak dininin kahraman ordusu olarak zemin yüzünde, mefahir-i milliyesini milyonlar menabi-i diniye ile çakan ve kılınçlarının uçlarıyla yazan bu mübarek milleti, "Dini reddeder veya dinsiz olur" diye itham eden yalancı dinsizler ve milliyetsizler, öyle bir cinayet işliyorlar ki, Cehennem'in esfel-i safilîn tabakasında ceza görmeye müstehak olurlar.” Tarihçe-i Hayat ( 231 )

BÜTÜN BİR MİLLET VE ORDUNUN ZAFERİ BİR ŞAHSA VERİLEMEZ

Hazreti Üstad, milletin mahiyetine yabancı ve bize ters hataları orduya vermez. Yani toptancılık yapmaz menfi adamları ayırır, zarar veren o “üç dört adam”ı nazara verir. Der ki:

Bir dehşetli kumandan deha ve zekâvetiyle ordunun müsbet hasenelerini kendine alıp ve kendinin menfî seyyielerini o orduya vererek, o efrad adedince haseneleri, gazilikleri bire indirdiği ve seyyiesini o ordu efradına isnad ederek onların adedince seyyieler hükmüne getirdiğinden dehşetli bir zulüm ve hilaf-ı hakikat olmasından, ben kırk sene evvel beyan ettiğim bir hadîsin o şahsa vurduğu tokada binaen, sâbık mahkemelerimizde bana hücum eden bir müddeiumumîye dedim:

Gerçi onu hadîslerin ihbarıyla kırıyorum, fakat ordunun şerefini muhafaza ve büyük hatalardan vikaye ederim. Sen ise birtek dostun için Kur'anın bayraktarı ve âlem-i İslâm'ın kahraman bir kumandanı olan ordunun şerefini kırıyorsun ve hasenelerini hiçe indiriyorsun." dedim. İnşâallah o müddeî insafa geldi, hatadan kurtuldu.” Tarihçe-i Hayat (565)

Üstad Hazretleri müşahhas bir örnek olarak kendi başından geçmiş bir hadiseyi anlatır:

Ben Van'da iken, hamiyetli Kürd bir talebeme dedim ki:

"Türkler İslâmiyete çok hizmet etmişler. Sen onlara ne niyetle bakıyorsun?" dedim. Dedi:

"Ben Müslüman bir Türk'ü, fâsık bir kardeşime tercih ediyorum. Belki babamdan ziyade ona alâkadarım. Çünki tam imana hizmet ediyorlar."

Bir zaman geçti (Allah rahmet etsin) o talebem, ben esarette iken, İstanbul'da mektebe girmiş. Esaretten geldikten sonra gördüm. Bazı ırkçı muallimlerden aldığı aks-ül amel ile, o da Kürdçülük damarı ile başka bir mesleğe girmiş. Bana dedi:

"Ben şimdi gayet fâsık, hattâ dinsiz de olsa bir Kürd'ü, sâlih bir Türk'e tercih ediyorum." Sonra ben onu birkaç sohbette kurtardım. Tam kanaatı geldi ki:

Türkler, bu millet-i İslâmiyenin kahraman bir ordusudur.” Emirdağ Lahikası-2 (224)

Üstad Hazretleri içimize girmiş olan “Yeis” yani ümitsizlik hastalığını atmamız nisbetinde ilerliyeceğimizi ders verir

“Hem o yeistir ki, yüksek ahlâkımızı öldürmüş, menfaat-ı umumiyeyi bırakıp menfaat-ı şahsiyeye nazarımızı hasrettirmiş…

Madem bu derece bu hastalık bize bu zulmü etmiş, bizi öldürüyor; biz de o katilimizden kısasımızı alıp öldüreceğiz. لاَ تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ kılıncı ile o yeisin başını parçalayacağız. مَا لاَ يُدْرَكُ كُلُّهُ لاَ يُتْرَكُ كُلُّهُ hadîsinin hakikatıyla belini kıracağız inşâallah.

Yeis; ümmetlerin, milletlerin "seretan" denilen en dehşetli bir hastalığıdır. Ve kemalâta mani ve اَنَا عِنْدَ حُسْنِ ظَنِّ عَبْدِى بِى hakikatına muhaliftir; korkak, aşağı ve âcizlerin şe'nidir, bahaneleridir. Şehamet-i İslâmiyenin şe'ni değildir.

Hususan Arab gibi nev'-i beşerde medar-ı iftihar yüksek seciyelerle mümtaz bir kavmin şe'ni olamaz. Âlem-i İslâm milletleri Arab'ın metanetinden ders almışlar.

İnşâallah yine Arablar ye'si bırakıp İslâmiyet'in kahraman ordusu olan Türklerle hakikî bir tesanüd ve ittifak ile el ele verip Kur'an'ın bayrağını dünyanın her tarafında ilân edeceklerdir.”

Üstadın İstanbul’a ilk geldiği zamanda meydana gelen 31 Mart 1909 hadisesinde Selanik’den gelen Hareket Ordusunun istibdadına karşı, gerektiğinde gerçekleri haykırmaktan çekinmediğini anlatan şu ifadeleri manidardır:

Martın otuz birinci günündeki dehşetli hareketi iki üç dakika uzaktan temaşa ettim. Müteaddit metâlibi işittim. Fakat, yedi renk süratle çevrilse, yalnız beyaz göründüğü gibi, o ayrı ayrı matlablardaki fesâdâtı binden bire indiren ve avâmı anarşilikten kurtaran ve efrad elinde kalan umum siyaseti, mucize gibi muhafaza eden "Lâfz-ı Şeriat" yalnız göründü.

Anladım: İş fena, itaat muhtel, nasihat tesirsizdir. Yoksa, her vakit gibi, yine o ateşin söndürülmesine teşebbüs edecektim. Fakat avâm çok, bizim hemşehriler gafil ve safdil. Ben de şöhret-i kâzibe ile görünüyorum. Üç dakikadan sonra çekildim, Bakırköyüne gittim; tâ beni tanıyanlar karışmasınlar, rastgelenlere de karışmamak tavsiye ettim.

Eğer zerre miktar dahlim olsaydı, zaten elbisem beni ilân ediyor, istemediğim bir şöhret de beni herkese gösteriyordu, bu işde pek büyük görünecektim. Belki Ayastafanos'a kadar, tek başıma olsun, Hareket Ordusuna mukabele ederek isbat-ı vücud edecektim; merdâne ölecektim. O vakit dahlim bedihî olurdu; tahkike lüzum kalmazdı.”

Aynı mektubun devamında askerdeki itaatin ehemmiyeti hakkında der ki:

"Ey askerler! Zabitleriniz bir günah ile nefislerine zulmediyorlarsa, siz o itaatsizlikle otuz milyon Osmanlı ve üç yüz milyon nüfus-u İslâmiyyenin haklarına bir nevi zulmediyorsunuz. Zira, umum İslâm ve Osmanlıların haysiyet, saadet ve bayrak-ı tevhîdi, bu zamanda bir cihette sizin itaatinizle kaimdir. Hem de şeriat istiyorsunuz; fakat itaatsizlikle şeriata muhalefet ediyorsunuz." (T:69)

İslam milletlerinin ve mazlumların yanında olması gereken ordunun yıpranmaması lazımdır. Üstad Hazretleri bu meseleye çok önem verir. Askerdeki itaatin bozulmaması ve hususan muvazzaf subayların yıpranmamasını ister. Bilhassa dahili siyasi ihtilaflara karışmaması ve asli görevi olan harici düşmanlara hazır olmasını ister. Hakikaten bir müddet sonra Birinci Dünya Savaşı çıktı, yedi cephede ordu savaşa girdi, vatanı koruma uğruna binlerce şehit verdi. En son Eskişehir meydan muharebesinde, bilhassa muvazzaf subayların fedakârlıklarıyla düşmanı mağlup etti.

(H:44)

Son Güncelleme ( Saturday, 07 August 2010 )
 
< Önceki   Sonraki >

Vecizeler

Bu zamanda en büyük farz vazife, İttihad-ı İslam'dır...

Bediüzzaman Said Nursi

Sayaç

Bugün122
Dün300
Bu Hafta1371
Bu Ay2807
Tümü264306