Menu Content/Inhalt
Anasayfa arrow Güncel Konular arrow Güncel Konular Bölümü arrow Allahü Ekber ve Kurban Bayramı

Hicrî Takvim

ittihad.com.tr ittihad.com.tr - Allahü Ekber ve Kurban Bayramı

Güncel Konular

Hoşgörü Meselesi (Müsamahada Ölçü)

İngilizler ve Türkler

Devlet İçin Fert Feda Edilir mi?

Askerler Siyasete Karışmalı mı?

Ahirzaman Fitnesinden Uzak Durmak

Maidet-ül Kuran ve Hazinet-ül Bürhan

Şahsı Manevi Kuvveti

Ramazan-ı Şerif - 3

Hükümet İslam Birliğine Çalışmalı

Üç Mehdi İddiası

Zamanımıza da Bakan Bazı İşaretler

Beş Büyük Tehlike ve Çaresi

Yahudi milletinin sonu mu geliyor?

Dindar Demokratlar

Bediüzzamandan 7 Mektup

Şuhûr-u Selase (Üç Aylar)

Geçim Derdi ve Dini Hayat ve Hükümet

Mehdi Meselesi Hakkında

Rahmet Rahmet Yağdın Âleme

Marifet-in Nebiyy

Amerika Dostluğunun Ehemmiyeti

Zina İsnadı Hakkında Şeriatın Hükmü

Tuzakları Bozalım Derken Tuzağa Düşmek

Kürd Milleti Hakkında

İki Cereyan

Ahirzaman Fitneleri-03

Başörtüsü Şeair-i İslamiyedendir

Leyle-i Berat

Son Müceddid

İnsana Uygun İdare Şekli

Zamanımıza Bakan Manalar

Mehdi Hadisesi ve İseviler Mektubu (Gayr-ı Münteşir)

Ahlâk Kaideleri

Faiz Sistemi, Bankalar ve Dünyanın Hali

İslam İlerleme Vesilesidir

Feveran

Halk Partisi (CHP) Ne Yapmalı ?

Meşrutiyet (Demokratlık) ve Günümüz Anayasası

Ramazan-ı Şerif-1

Katliamlar ve Vahşetler

Bidat ve Şeair'in Mahiyet ve Neticeleri

Zülkarneyn Kimdir ?

Mütecaviz Ehl-i Bida

Zübeyr Ağabeyin Külliyattan Tesbitli Hususiyetleri

İslam ve Demokrasi

Ahirzaman Fitneleri-01

Deccaldan Kurtulacağız

Dikdurmak ve Başeğmemek

Gazete Şartnamesi ve Zübeyir Gündüzalp (1968-1971)

Halk Partisi Hakkında

Maidet-ül Kur'an'dan

Gazete ve Neşriyat Şartnamesi

Gizli Komiteler (Örgütler) Dağıtılmalı !

1918'den Sonra Ermeniler ve Kürtler

Deccal Komitesi ve İktidar Partisi

Kur'an'ın Haber Verdiği Dokuz Çete Reisi

Milliyetçiler, Halkçılarla El Ele Olmamalı !

Peygamberimize (asm) hergün beş defa biatımızı tecdid ediyoruz

Laiklik Hakkında

Ekonomik Çöküntü ve Çaresi

Müslümanlara Atılan İftiralar

Kitab-ı Kainatı Okumak Mesleği

Ermeni Meselesi ve Bediüzzaman Said Nursi Şahitliği

Bütün Okullarda Din Dersleri Okutulmalıdır

Gizli Planlara Dikkat !

Bu Vatan için en büyük tehlikelerden biri... HALK PARTİSİ İKTİDARI

Örtünme Müdafaası ve Bediüzzaman

Allahü Ekber ve Kurban Bayramı

Ekonomik Kriz Sebeb ve Çareleri

Teali-i İslam Cemiyeti ve Bediüzzaman Said Nursi

Halk Partisi (CHP) Ne Yapmalı?

Milletin Halini Nazara Alın

Def'i Mefasid (kötülükleri kaldırmak)

Mehdi Hadisleri

Ramazan-ı Şerif - 2

Nifak Cereyanı Dağıtılmalı

Bu Vatandaki Gizli Komiteler

Avrupa Hakkında

Asıl Mehdi Gelmedi mi?

Meclis'e (TBMM) Tavsiye ve İkazlar

Anarşi-Terör Sebep ve Çareleri

Ermeni Zulümlerinin Belgesi

Risale-i Nur Sadeleştirilemez

Üç-Dört Adamı Reddedin..

İktisadi Krizin Sebep ve Çareleri

Mürşidlik ve Şahıs Merciiyeti Meselesi

"Ümitvar Olunuz"

Allahü Ekber Hakikatı (2)

Leyle-i Berat

Gıybet Hakkında Bir Mektup (Gayr-ı Münteşir)

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-3

"Red başka, kabul etmemek başkadır."

Yüzüncü Yılında 31 Mart Hadisesi-2

Zübeyr ve Tahiri Abiler Hakkında Hatıra Notları

Ölmüş Gitmiş ve Hükümetten Alakası Kesilmiş Şahıs (Yaşanmış)

Siyasi Muvaffakiyet

Kör Hissiyat

Adalet Nasıl Sağlanır?

Kadir Gecesi

Hukuk Hakkında

Din Düşmanları ve Planları

Yüz Sene Önce Ekilen Tohumların Sümbüllenmesi

Süfyan Cereyanının Sonu!

Güneş Üflemekle Sönmez

Fitneden Teyakkuz Dersi

İki İddiaya Cevap

Hadisata Nasıl Bakılmalı

Kudsiyetin Hakikatı

Son Müceddid

Keyfi İdare Anlayışı ve Bediüzzaman

Kurban Bayramındaki Sır

Nokta-i Telâkinin Mahiyeti ve Ehemmiyeti

Anarşi Belası

Dar Daire Hususiyeti

Risale-i Nurun 27. Mektubu Lahikalar Bölümü Abdülkadir BADILLI

Türkiye'de Laiklik Serüveni

Radyo Televizyonla Yapılan Tahribat

Nifak ve Münafıklık

Gizli Ene ve Kusurunu Görmek

Nur Talebeleri Ergenekon'a Nasıl Bakmalı ?

Yahudilerin Mahiyeti Nedir ?

Ahirzamanda İman Durumu

Türkiye'nin Terör Meselesi ve Çaresi

İslam ve Demokrasi

Geniş Daire Hizmeti

Dindar Demokratlar

Hükümete Mühim bir Tavsiye

II. Meşrutiyetin 100. yılı 23 Temmuz 1908 / 23 Temmuz 2008

Avrupa Birliği mi, İslam Birliği mi?

Yahudilerin İçyüzü

Ordu'nun Durumu

Adab-ı Muaşeret

Yüz Sene Sonra

Küçük Deccal Büyük Deccal Kavramları

Dindar Siyasilere Tavsiye ve İkazlar

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı

Anayasa Değişikliği Hakkında

Gizli İfsad Komitesi ve Süfyaniyet

Allahü Ekber Hakikatı (3)

Ortalığı Karıştıracak Neşriyatlar

Amerika Hakkında Bir Mektup

Komitelerin İçyüzü

Avrupa Fikir Hayatının İslama Aykırılığı

Cemiyetin Bozulması

Süfyan'ın Büyük Deccal'dan Eşeddiyeti

Ayasofya İbadete Açılmalı

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı (2)

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-2

Nur Merkezi İhtiyacı

Ordu ve Asker Meselesi

Laiklik Nedir

Din ve Vicdan Hürriyeti

Kur'an Talebesi ve Dava Adamı Nasıl Olunur?

Ye'cüc ve Me'cüc Kimdir?

Musibetlerde Nokta-i Nazar

Ahirzaman Fitneleri-04

Hakiki İrtica Nedir?

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Devlet Adamına 7 Mektup-1

Ehl-i Kitap

Açık-Saçıklıkla Yapılan Tahribat

23 Tem­muz 1908'den 23 Temmuz 2007'ye

Süfyaniyetin Rükünleri Kimler?

Üç Mehdi Meselesi ve Hz.İsa'ın (a.s.) Nüzulü

Ahirzamanda Bazı Müslümanların Durumu

Lahika Mektubu İddiasına Cevap

Ordu ve Asker

Bediüzzaman Hazretlerinin İttihad-ı İslam Tarifi

Deccaliyetin Büyük İfsadatı

Tesettürde Şer'i Ölçüler

Yeni Anayasada Lâiklik Tarifi Nasıl Olmalı

Avrupa Hristiyanlığın Sembolüdür

Dersim Hadisesi ve Said Nursi

Sarıklı Genç

Halkçılar, Irkçılar El Ele.

Mi'rac Hadisesi

Hz. Muhammed Aleyhissalatü Vesselam

Adalet ve Mahkemeler

Allahü Ekber Hakikatı (1)

İngilizler de İslam Birliğine Taraftar Olacak

DECCAL İLE BERABERLİK TEHLİKESİ

Yüzüncü Yılında 31 Mart Hadisesi

1.Dünya Harbinde Ermeniler

Süfyan'ın Büyük Deccalden Daha Dehşetli Olduğu

Kadınlarda Haya Duygusu

Avrupa Birliği meselesi

Ahirzaman Fitneleri-02

Münafık Cereyanın Tecavüz Planı

Mehdi ve Mehdiyet

Risale-i Nur Muarızı Yazarların İsnadları Hakkında İlmi Bir Tahlil (1965/2006)

Kim Demokrat

Hristiyanların Necatı

Geniş Daire Hizmetleri

İktidar Partisine Tavsiye ve İkazlar

İslâm Cumhuriyeti, Hilâfet ve Şeriat

Garip Bir İddia

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-4

Adab-ı İslamiye

Zübeyir Abi'nin Ehl-i İman ile Münasebeti

Sabır ve Cihad Kahramanlığı

İslam Kahramanı Milletimiz



Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı (3)

Nov 24 2009
Allahü Ekber ve Kurban Bayramı PDF Yazdır e-Posta
Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
Yazan ittihad ilmi araştırma heyeti   
Tuesday, 24 November 2009

ALLAHÜ EKBER VE KURBAN BAYRAMI

Bu Allahü Ekber Kur’an tabirinin kısa meali, Allah en büyüktür. Yani, sonsuz büyüktür manasını ifade eder.

“Allahü Ekber”in bir vech-i manası, Cenab-ı Hakk’ın kudreti ve ilmi herşeyin fevkinde büyüktür, hiçbir şey daire-i ilminden çıkamaz, tasarruf-u kudretinden kaçamaz ve kurtulamaz. Ve korktuğumuz en büyük şeylerden daha büyüktür.” Ş:234

“Bütün o ecram‑ı ulviye, kendilerini yaratan ve döndüren ve idare eden birtek Hâlika tesbih ederler; tekbir ederler; lisan‑ı hal ile "Sübhânallah, Allahu Ekber" derler. Ben dahi onların bütün tesbihatıyle seni takdis ederim.” T:381

“Allahu ekber. Sen, akılların künh-ü azametine erişemediği bir Zât-ı Zülcelâlsin, ey Kebîr!

Çünkü: Bütün eşya (La ilahe illa hüve) deyip kâinatın azîm halka-i zikrinde beraber zikrederek çalışıyor­lar.” L:765

Yani burada Allah’ın sonsuz büyüklüğünü semavattan öğrenileceğine dikkat çeker.

Hacdaki tekbirler hakkında da şu bilgiler veriliyor:

“Hac miftahıyla açılan meratib-i külliye-i rububiyet ve dûrbîniyle nazarına görünen âfâk-ı azamet-i uluhiyet ve şeairiyle kalbine ve hayaline gittikçe genişlenen devair-i ubudiyet ve meratib-i kibriya ve ufk-u tecelliyatın verdiği hararet, hayret ve dehşet ve heybet-i rububiyet “Allahü Ekber” “Allahü Ekber” ile teskin edilebilir ve onunla o meratib-i münkeşife-i meşhude veya mutasavvire ilân edilebilir. Hacdan sonra şu manayı, ulvî ve küllî muhtelif derecelerde bayram namazında, yağmur namazında, husuf küsuf namazında, cemaatle kılınan namazda bulunur. İşte Şeair-i İslâmiyenin velev sünnet kabilinden dahi olsa ehemmiyeti şu sırdandır.” S:199

“Şeytanın en büyük bir desisesi: Hakaik-i imaniyenin azameti cihetinde dar kalbli ve kısa akıllı ve kasır fikirli insanları aldatır, der ki:

“Bir tek zât, umum zerrat ve seyyarat ve nücumu ve sair mevcudatı bütün ahvaliyle tedbir-i rububiyetinde çeviriyor, idare ediyor deniliyor. Böyle hadsiz acib büyük mes’eleye nasıl inanılabilir? Nasıl kalbe yerleşir? Nasıl fikir kabul edebilir?” der. Acz-i insanî noktasında bir hiss-i inkârî uyandırıyor.

Elcevab: Şeytanın bu desisesini susturan sır: “Allahü Ekber”dir. Ve cevab-ı hakikîsi de “Allahü Ekber”dir. Evet “Allahü Ekber”in ziyade kesretle Şeair-i İslâmiyede tekrarı, bu desiseyi mahvetmek içindir. Çünki insanın âciz kuvveti ve zaîf kudreti ve dar fikri, böyle hadsiz büyük hakikatları “Allahü Ekber” nuruyla görüp tasdik ediyor ve “Allahü Ekber” kuvvetiyle o hakikatları taşıyor ve “Allahü Ekber” dairesinde yerleştiriyor ve vesveseye düşen kalbine diyor ki: Bu kâinatın gayet muntazamca tedbir ve tedviri bilmüşahede görünüyor. Bunda iki yol var:

Birinci yol: Mümkündür, fakat gayet azîmdir ve hârikadır. Zâten böyle hârika bir eser, bir hârika san’at ile, çok acib bir yol ile olur. O yol ise: Mevcudat belki zerrat adedince vücudunun şahidleri bulunan bir Zât-ı Ehad ve Samed’in rububiyetiyle ve irade ve kudretiyle olmasıdır.

İkinci yol: Hiçbir cihet-i imkânı olmayan ve imtina’ derecesinde müşkilâtlı ve hiçbir cihette makul olmayan şirk ve küfür yoludur. Çünki Yirminci Mektub ve Yirmiikinci Söz gibi çok risalelerde gayet kat’î isbat edildiği üzere: O vakit kâinatın herbir mevcudunda ve hattâ herbir zerresinde bir uluhiyet-i mutlaka ve bir ilm-i muhit ve hadsiz bir kudret bulunmak lâzım geliyor. Tâ ki, mevcudatta bilmüşahede görünen nihayet derecede nizam ve intizam ve gayet hassas mizan ve imtiyaz ile mükemmel ve müzeyyen olan nukuş-u san’at vücud bulabilsin.

Elhasıl: Eğer tam lâyık ve tam yerinde olan azametli ve kibriyalı rububiyet olmazsa, o vakit her cihetçe gayr-ı makul ve mümteni bir yol takib etmek lâzım gelecek.” L:87

Bu kısımda meselenin iki şık olduğunu, bu iki şıkkın birincisi mümkün diğeri muhal olunca muhal karşısında mümkinin tercihi lazım gelir diye mantık zaruretine dikkat çekilir.

“Evet eğer namazların arkasında hususan bayram namazlarında bir anda Allahü Ekber diyen yüzer milyon insanların sesleri, âlem-i gaybda ittihad ettikleri gibi, âlem-i şehadette dahi birbiriyle ittihad edip içtima etse, Küre-i Arz tamamıyla büyük bir insan olup, azametine nisbeten büyük bir sadâ ile söylediği Allahü Ekber’e müsavi geldiğinden, o muvahhidînin ittihadı ile bir anda Allahü Ekber demeleri, Küre-i Arz’ın büyük bir Allahü Ekber’i hükmüne geçiyor.” L:127

“Bu makam yazıldığı zaman Kurban Bayramı geldi. “Allahü Ekber” “Allahü Ekber” “Allahü Ekber”ler ile nev’-i beşerin beşten birisine, üçyüz milyon insanlara birden “Allahü Ekber” dedirmesi; koca küre-i arz, büyüklüğü nisbetinde o “Allahü Ekber” kelime-i kudsiyesini semavattaki seyyarat arkadaşlarına işittiriyor gibi, yirmibinden ziyade hacıların Arafat’ta ve îd’de beraber birden “Allahü Ekber” demeleri, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın binüçyüz sene evvel âl ve sahabeleriyle söylediği ve emrettiği “Allahü Ekber” kelâmının bir nevi aks-i sadâsı olarak rububiyet-i İlahiyenin “Rabb-ül Ardı ve Rabb-ül Âlemîn” azamet-i ünvanıyla küllî tecellisine karşı geniş ve küllî bir ubudiyetle bir mukabeledir, diye tahayyül ve hiss ve kanaat ettim.” Ş:233

“Evet nasılki Dokuzuncu Söz’de, bu kelime iki arkadaşıyla bütün ibadatın fihristesi olan namazın çekirdekleri ve hülâsaları ve içinde ve tesbihatında tekrar ile namazın manasını takviye için “Sübhanallah” “Elhamdülillah” “Allahü Ekber” üç muazzam hakikatlara ve insanın kâinatta gördüğü medar-ı hayret, medar-ı şükran ve medar-ı azamet ve kibriya, acib ve güzel ve büyük, pekçok fevkalâde şeylerden aldığı hayret ve lezzet ve heybetten neş’et eden suallerine pek kuvvetli cevab verdiği gibi, Onaltıncı Söz’ün âhirinde izah edilen şu: Nasıl bir nefer, bayramda bir müşir ile beraber huzur-u padişaha girer; sair vakitte, zabitinin makamı ile onu tanır. Aynen öyle de; her adam haccda bir derece veliler gibi Cenab-ı Hakk’ı “Rabb-ül Ardı ve Rabb-ül Âlemîn” ünvanı ile tanımağa başlar.” Ş:234

“Sübhanallah”, “Elhamdülillah”, “Allahü Ekber” bu üç mukaddes cümlenin faidelerini ve mahall-i istimallerini dinle:

1- Kalbinde hayat bulunan bir insan kâinata, âleme bakarken idrakinden âciz bilhassa şu boşlukta yapılan İlahî manevraları görmekle hayretler içinde kalır. İşte bu gibi hayret ve dehşetengiz vaziyetleri ancak “Sübhanallah” cümlesinden nebean eden mâ-i zülali içmekle o hayret ateşi söner.

2- Aynı o insan, gördüğü leziz nimetlerden duyduğu zevkleri izhar etmekle, “Hamd” ünvanı altında in’amı nimette ve mün’imi in’amda görmekle idame-i nimet ve tezyid-i lezzet talebinde bulunarak “Elhamdülillah” cümlesiyle nimetler definesini bulan adam gibi nefes alıyor.

3- Aynı o insan, mahlukat-ı acibe ve harekât-ı garibeden aklının tartamadığı ve zihninin içine alamadığı şeyleri gördüğü zaman, “Allahü Ekber” demekle rahat bulur. Yani, Hâlıkı daha azîm ve daha büyüktür. Onların halk ve tedbirleri kendisine ağır değildir.” M:129

Son Güncelleme ( Tuesday, 24 November 2009 )
 
< Önceki   Sonraki >

Vecizeler

İhtilaf u tefrika endişesi
Kûşe-i kabrimde hattâ bîkarar eyler beni.
İttihadken savlet-i a’dayı def’e çaremiz
İttihad etmezse millet, dağıdar eyler beni...

Sultan Selim

Sayaç

Bugün241
Dün286
Bu Hafta527
Bu Ay1963
Tümü263462