Menu Content/Inhalt
Anasayfa arrow Güncel Konular arrow Güncel Konular Bölümü arrow Hadisata Nasıl Bakılmalı

Hicrî Takvim

ittihad.com.tr ittihad.com.tr - Hadisata Nasıl Bakılmalı

Güncel Konular

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı (2)

Halk Partisi (CHP) Ne Yapmalı ?

Leyle-i Berat

İngilizler ve Türkler

Dindar Demokratlar

Ramazan-ı Şerif - 2

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-4

Ordu'nun Durumu

Mehdi Hadisleri

Mehdi Hadisesi ve İseviler Mektubu (Gayr-ı Münteşir)

Kudsiyetin Hakikatı

Gıybet Hakkında Bir Mektup (Gayr-ı Münteşir)

Hoşgörü Meselesi (Müsamahada Ölçü)

Zamanımıza Bakan Manalar

Deccaldan Kurtulacağız

Süfyan'ın Büyük Deccalden Daha Dehşetli Olduğu

Allahü Ekber Hakikatı (1)

Örtünme Müdafaası ve Bediüzzaman

Bütün Okullarda Din Dersleri Okutulmalıdır

Ye'cüc ve Me'cüc Kimdir?

Zübeyir Abi'nin Ehl-i İman ile Münasebeti

İslam ve Demokrasi

Fitneden Teyakkuz Dersi

Hukuk Hakkında

Gizli İfsad Komitesi ve Süfyaniyet

Leyle-i Berat

Hükümet İslam Birliğine Çalışmalı

Maidet-ül Kuran ve Hazinet-ül Bürhan

Gazete Şartnamesi ve Zübeyir Gündüzalp (1968-1971)

İki Cereyan

23 Tem­muz 1908'den 23 Temmuz 2007'ye

Kur'an Talebesi ve Dava Adamı Nasıl Olunur?

Hadisata Nasıl Bakılmalı

İngilizler de İslam Birliğine Taraftar Olacak

Ahirzaman Fitneleri-04

Mehdi ve Mehdiyet

Zülkarneyn Kimdir ?

Son Müceddid

Zina İsnadı Hakkında Şeriatın Hükmü

Şahsı Manevi Kuvveti

Yüz Sene Önce Ekilen Tohumların Sümbüllenmesi

Allahü Ekber Hakikatı (2)

Siyasi Muvaffakiyet

Kör Hissiyat

Türkiye'de Laiklik Serüveni

Ramazan-ı Şerif - 3

Üç Mehdi Meselesi ve Hz.İsa'ın (a.s.) Nüzulü

İki İddiaya Cevap

Cemiyetin Bozulması

Nokta-i Telâkinin Mahiyeti ve Ehemmiyeti

Güneş Üflemekle Sönmez

İslam ve Demokrasi

Ordu ve Asker Meselesi

Deccaliyetin Büyük İfsadatı

Din Düşmanları ve Planları

DECCAL İLE BERABERLİK TEHLİKESİ

Keyfi İdare Anlayışı ve Bediüzzaman

İslâm Cumhuriyeti, Hilâfet ve Şeriat

Müslümanlara Atılan İftiralar

Askerler Siyasete Karışmalı mı?

Nur Talebeleri Ergenekon'a Nasıl Bakmalı ?

Süfyaniyetin Rükünleri Kimler?

Avrupa Hakkında

Kadınlarda Haya Duygusu

Geniş Daire Hizmeti

Tuzakları Bozalım Derken Tuzağa Düşmek

Milliyetçiler, Halkçılarla El Ele Olmamalı !

Ekonomik Çöküntü ve Çaresi

Kitab-ı Kainatı Okumak Mesleği

Başörtüsü Şeair-i İslamiyedendir

Radyo Televizyonla Yapılan Tahribat

Son Müceddid

Beş Büyük Tehlike ve Çaresi

Avrupa Birliği meselesi

Üç Mehdi İddiası

Faiz Sistemi, Bankalar ve Dünyanın Hali

Sarıklı Genç

Kürd Milleti Hakkında

Gizli Komiteler (Örgütler) Dağıtılmalı !

Zamanımıza da Bakan Bazı İşaretler

Laiklik Hakkında

Adalet ve Mahkemeler

Deccal Komitesi ve İktidar Partisi

Ermeni Meselesi ve Bediüzzaman Said Nursi Şahitliği

Hristiyanların Necatı

Hükümete Mühim bir Tavsiye

Ahirzamanda İman Durumu

Ahlâk Kaideleri

İnsana Uygun İdare Şekli

Münafık Cereyanın Tecavüz Planı

Ekonomik Kriz Sebeb ve Çareleri

Açık-Saçıklıkla Yapılan Tahribat

Halkçılar, Irkçılar El Ele.

Rahmet Rahmet Yağdın Âleme

Ölmüş Gitmiş ve Hükümetten Alakası Kesilmiş Şahıs (Yaşanmış)

Ahirzaman Fitnesinden Uzak Durmak

Bidat ve Şeair'in Mahiyet ve Neticeleri

Ahirzaman Fitneleri-02

İktidar Partisine Tavsiye ve İkazlar

Süfyan Cereyanının Sonu!

Risale-i Nurun 27. Mektubu Lahikalar Bölümü Abdülkadir BADILLI

Şuhûr-u Selase (Üç Aylar)

Sabır ve Cihad Kahramanlığı

Adalet Nasıl Sağlanır?

Ehl-i Kitap

Garip Bir İddia

Yahudilerin Mahiyeti Nedir ?

Küçük Deccal Büyük Deccal Kavramları

Anayasa Değişikliği Hakkında

Milletin Halini Nazara Alın

Risale-i Nur Sadeleştirilemez

Bu Vatan için en büyük tehlikelerden biri... HALK PARTİSİ İKTİDARI

Yeni Anayasada Lâiklik Tarifi Nasıl Olmalı

Anarşi Belası

Ermeni Zulümlerinin Belgesi

Ramazan-ı Şerif-1

Ayasofya İbadete Açılmalı

Avrupa Birliği mi, İslam Birliği mi?

İktisadi Krizin Sebep ve Çareleri

"Ümitvar Olunuz"

Anarşi-Terör Sebep ve Çareleri

Allahü Ekber ve Kurban Bayramı

Geçim Derdi ve Dini Hayat ve Hükümet

Yahudi milletinin sonu mu geliyor?

"Red başka, kabul etmemek başkadır."

Kadir Gecesi

Asıl Mehdi Gelmedi mi?

Üç-Dört Adamı Reddedin..

Dindar Siyasilere Tavsiye ve İkazlar

Zübeyr ve Tahiri Abiler Hakkında Hatıra Notları

Katliamlar ve Vahşetler

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı

Ahirzamanda Bazı Müslümanların Durumu

Kur'an'ın Haber Verdiği Dokuz Çete Reisi

Nur Merkezi İhtiyacı

Teali-i İslam Cemiyeti ve Bediüzzaman Said Nursi

Gizli Ene ve Kusurunu Görmek

Mütecaviz Ehl-i Bida

Adab-ı Muaşeret

Dar Daire Hususiyeti

Tesettürde Şer'i Ölçüler

Feveran

Ordu ve Asker

Hz. Muhammed Aleyhissalatü Vesselam

Meclis'e (TBMM) Tavsiye ve İkazlar

Din ve Vicdan Hürriyeti

Nifak ve Münafıklık

Avrupa Fikir Hayatının İslama Aykırılığı

Geniş Daire Hizmetleri

Marifet-in Nebiyy

1918'den Sonra Ermeniler ve Kürtler

Kim Demokrat

Dersim Hadisesi ve Said Nursi

Bu Vatandaki Gizli Komiteler

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı (3)

Devlet İçin Fert Feda Edilir mi?

Kurban Bayramındaki Sır

Ortalığı Karıştıracak Neşriyatlar

Bediüzzaman Hazretlerinin İttihad-ı İslam Tarifi

Yüzüncü Yılında 31 Mart Hadisesi-2

Süfyan'ın Büyük Deccal'dan Eşeddiyeti

Ahirzaman Fitneleri-01

Komitelerin İçyüzü

Risale-i Nur Muarızı Yazarların İsnadları Hakkında İlmi Bir Tahlil (1965/2006)

Gizli Planlara Dikkat !

Amerika Dostluğunun Ehemmiyeti

Meşrutiyet (Demokratlık) ve Günümüz Anayasası

Yahudilerin İçyüzü

Musibetlerde Nokta-i Nazar

Hakiki İrtica Nedir?

Dikdurmak ve Başeğmemek

Peygamberimize (asm) hergün beş defa biatımızı tecdid ediyoruz

II. Meşrutiyetin 100. yılı 23 Temmuz 1908 / 23 Temmuz 2008

Maidet-ül Kur'an'dan

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-3

Halk Partisi (CHP) Ne Yapmalı?

Mi'rac Hadisesi

Yüzüncü Yılında 31 Mart Hadisesi

Lahika Mektubu İddiasına Cevap

İslam İlerleme Vesilesidir

Türkiye'nin Terör Meselesi ve Çaresi

Amerika Hakkında Bir Mektup

Halk Partisi Hakkında

Mürşidlik ve Şahıs Merciiyeti Meselesi

1.Dünya Harbinde Ermeniler

Ahirzaman Fitneleri-03

Adab-ı İslamiye

Gazete ve Neşriyat Şartnamesi

Mehdi Meselesi Hakkında

Nifak Cereyanı Dağıtılmalı

Yüz Sene Sonra

Avrupa Hristiyanlığın Sembolüdür

İslam Kahramanı Milletimiz

Bediüzzamandan 7 Mektup

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-2

Allahü Ekber Hakikatı (3)

Def'i Mefasid (kötülükleri kaldırmak)

Dindar Demokratlar

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Devlet Adamına 7 Mektup-1

Laiklik Nedir



Zübeyr Ağabeyin Külliyattan Tesbitli Hususiyetleri

Jan 11 2009
Hadisata Nasıl Bakılmalı PDF Yazdır e-Posta
Değerlendirme: / 5
Kötüİyi 
Yazan burhan karaca   
Sunday, 11 January 2009

HADİSATA NASIL BAKILMALI?

Son zamanlarda meydana gelen bir takım hadiseler münasebetiyle gerek müsbet gerekse menfi cenahtan bir çok düşünce, fikir dünyamızda dolaşmakta. Bizler de  mevzu ile alakalı olarak Üstadımızdan yardım istedik. Mevzu ile bulabildiğimiz bazı bahisleri bir araya getirerek Kur’anî bir bakış açısının yakalanmasını arzu ediyoruz. Tevfik Allahtan…

Üstadımız talebelerinden birisine yazdığı bir mektubunda Yahudi milleti ve Filistin mes’elesi hakkında şöyle demektedir:

Yahudi milleti hubb-u hayat ve dünyaperestlikte ifrat ettikleri için her asırda zillet ve meskenet tokadını yemeğe müstehak olmuşlar. Fakat bu Filistin mes'elesinde, hubb-u hayat ve dünyaperestlik hissi değil, belki Enbiya-i Benî İsrailiyenin mezaristanı olan Filistin o eski peygamberlerin kendi milliyetlerinden bulunması cihetiyle bir cihette bir ehemmiyetli hiss-i millî ve dinî olmasından çabuk tokat yemiyorlar.(Şualar 507)

Üstadımız talebelerine, siyasî geniş daireleri avam tabakasının takib etmesinin zararlarını beyan sadedinde ;

 “…Bu zamanda merak ile, radyo vasıtasıyla, ciddî alâkadarane küre-i arzdaki boğuşmalara merak edip bakanlar, dikkat edenler, maddî ve manevî pek çok zararları vardır. Ya aklını dağıtır manevî bir divane olur, ya kalbini dağıtır manevî bir dinsiz olur, ya fikrini dağıtır manevî bir ecnebi olur.

Evet ben kendim gördüm: Lüzumsuz bir merak ile, mütedeyyin iken âmî bir adam -beride ilme mensubiyeti varken- eskiden beri İslâm düşmanı olan bir kâfirin mağlubiyetiyle ağlamak derecesinde bir mahzuniyet ve Âl-i Beytten Seyyidler Cemaatinin bir kâfire karşı mağlubiyetinden mesruriyetini gördüm. Böyle âmî bir adamın, alâkasız bir geniş daire-i siyaset hatırı için, böyle kâfir bir düşmanı mücahid bir seyyide tercih etmek, acaba divaneliğin ve aklı dağıtmaklığın en acib bir misali değil midir?

Evet haricî siyaset memurları ve erkân-ı harbler ve kumandanlara bir derece vazifece münasebeti bulunan siyasetin geniş dairelerine ait mesaili; basit fikirli ve idare-i ruhiye ve diniyesine ve şahsiyesine ve beytiyesine ve karyesine ait lüzumlu vazifesini geri bıraktırmakla, onları meraklandırıp ruhlarını serseri, akıllarını geveze ve kalblerini de hakaik-i imaniye ve İslâmiyeye ait zevklerini, şevklerini kırıp havalandırmak ve o kalbleri serseri etmek ve manen öldürmek ile dinsizliğe yer ihzar etmek tarzında, kemal-i merak ile onlara göre malayani ve lüzumsuz mesail-i siyasiyeyi radyo ile ders verip dinlettirmek, hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyeye öyle bir zarardır ki; ileride vereceği neticeleri düşündükçe tüyler ürperir.

Evet herbir adam vatanıyla, milletiyle, hükûmetiyle alâkadardır. Fakat bu alâkadarlık, muvakkat cereyanlara kapılıp millet ve vatanını ve hükûmetin menfaatini bazı şahısların muvakkat siyasetlerine tâbi' etmek, belki aynını telakki etmek çok yanlış olmakla beraber; o vatanperverlik, milletperverlik hissinden ve vazifesinden herkese düşen vazife bir ise, kendi kalb ve ruhundan, idare-i şahsiye ve beytiye ve diniye ve hâkeza çok dairelerde hakikî vazifedar olduğu hizmet ve alâka ve merak on, yirmi belki yüz'dür. Bu ciddî ve lüzumlu bu kadar çok alâkaların zararına olarak, o bir tek lüzumsuz ve ona göre malayani olan siyaset cereyanlarına feda etmek, divanelik değil de nedir?” demektedir. (Kastamonu Lahikası:38)

Yine selâmet-i kalp ve istirahat-ı ruh isteyenlerin hadisata nasıl bakmaları lazım geldiğini Bediüzzaman Kastamonu Lahikasında şöyle ifade etmektedir.

Evet bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azab içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-ı ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı.

Evet, şimdi küre-i arzda herkes ya kalben, ya ruhen, ya aklen, ya bedenen gelen musibetten hissedardır, azab çekiyor, perişandır. Bilhassa ehl-i dalalet ve ehl-i gaflet, rahmet-i umumiye-i İlahiyeden ve hikmet-i tâmme-i Sübhaniyeden habersiz olduğundan, nev-i beşere rikkat-i cinsiye, alâkadarlık cihetiyle kendi eleminden başka nev-i beşerin şimdiki elîm ve dehşetli elemleriyle dahi müteellim olup azab çekiyor.

Çünki lüzumsuz ve malayani bir surette vazife-i hakikiyelerini ve elzem işlerini bırakıp âfâkî ve siyasî boğuşmalara ve kâinatın hâdisatına merak ile dinleyerek, karışarak ruhlarını sersem ve akıllarını geveze etmişler.

Ve bilerek kendi zararına fiilen rıza göstermek cihetinde, zarara razı olana şefkat edilmez manasındaki             اَلرَّاضِى بِالضَّرَرِ لاَ يُنْظَرُ لَهُ  kaide-i esasiyesiyle şefkat hakkını ve merhamet liyakatını kendilerinden selbetmişler. Onlara acınmayacak ve şefkat edilmez. Ve lüzumsuz başlarına bela getirirler.

Ben tahmin ediyorum ki: Bütün küre-i arzın bu yangınında ve fırtınalarında, selâmet-i kalbini ve istirahat-ı ruhunu muhafaza eden ve kurtaran, yalnız hakikî ehl-i iman ve ehl-i tevekkül ve rızadır. Bunların içinde de en ziyade kendini kurtaranlar, Risale-i Nur'un dairesine sadakatla girenlerdir.

Çünki bunlar, Risale-i Nur'dan aldıkları iman-ı tahkikî derslerinin nuruyla ve gözüyle, herşeyde rahmet-i İlahiyenin izini, özünü, yüzünü görüp, her şeyde kemal-i hikmetini, cemal-i adaletini müşahede ettiklerinden kemal-i teslimiyet ve rıza ile, rububiyet-i İlahiyenin icraatından olan musibetlere karşı teslimiyetle, gülerek karşılıyorlar, rıza gösteriyorlar. Ve merhamet-i İlahiyeden daha ileri şefkatlerini sürmüyorlar ki, elem ve azab çeksinler. İşte buna binaen, değil yalnız hayat-ı uhreviyenin, belki dünyadaki hayatın dahi saadet ve lezzetini isteyenler, -hadsiz tecrübelerle- Risale-i Nur'un imanî ve Kur'anî derslerinde bulabilirler ve buluyorlar.(Kastamonu Lahikası:123)

Üstadımız yine Kastamonu Lahikasında şu dikkat çekici ifadeleri kullanmaktadır:

Şefkat-i insaniye, merhamet-i Rabbaniyenin bir cilvesi olduğundan; elbette rahmetin derecesinden aşmamak ve Rahmeten-lil-âlemîn Zât'ın (A.S.M.) mertebe-i şefkatinden taşmamak gerektir. Eğer aşsa ve taşsa o şefkat, elbette merhamet ve şefkat değildir; belki dalalete ve ilhada sirayet eden bir maraz-ı ruhî ve bir sekam-ı kalbîdir…

… Bir zaman, eski Harb-i Umumî'de, düşmanların ehl-i İslâma ve bilhassa çoluk ve çocuklara ettikleri katl ve zulümlerinden pek çok müteellim oluyordum. Fıtratımda şefkat ve rikkat ziyade olduğundan, tahammülüm haricinde azab çekerdim. Birden kalbime geldi ki: O maktul masumlar şehid olup veli olurlar; fâni hayatları, bâki bir hayata tebdil ediliyor ve zayi' olan malları sadaka hükmünde olup, bâki bir mal ile mübadele olur. Hattâ o mazlumlar kâfir de olsa, âhirette kendilerine göre o dünyevî âfâttan çektikleri belalara mukabil rahmet-i İlahiyenin hazinesinden öyle mükâfatları var ki; eğer perde-i gayb açılsa, o mazlumlar haklarında büyük bir tezahür-ü rahmet görüp, "Ya Rabbi! Şükür Elhamdülillah" diyeceklerini bildim ve kat'î bir surette kanaat getirdim. Ve ifrat-ı şefkatten gelen şiddetli teessür ve elemden kurtuldum.(Kastamonu Lahikası:75)

İnsanın hodgam hevesatının kâinata mühendis yapılmadığını ve insanın Allah’a itiraz hakkının olmadığını ifade eden Bediüzzaman olan Üstadımız şöyle demektedir:

İnsanın hodgâm hevesatı ve süflî ve akibeti görmeyen hissiyatı, kâinatta cereyan eden rahmaniyet ve hakîmiyet ve rububiyet kanunlarına mikyas ve mehenk ve mizan olamaz. Kendi âyinesinin rengine göre görür. Merhametsiz siyah bir kalb; kâinatı ağlar, çirkin, zulüm ve zulümat suretinde görür. Fakat iman gözüyle baksa; yetmiş güzel hulleleri giymiş bir cennet hurisi gibi, rahmetler ve hayırlar ve hikmetlerden dikilmiş yetmiş binler güzel libasları birbiri üstüne giymiş, daima güler, rahmetle tebessüm eder bir insan-ı ekber ve ondaki insan nev'ini bir kâinat-ı suğra ve herbir insanı bir âlem-i asgar müşahede eder. Bütün ruh u canıyla

اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ

der.(Şualar 610)

İ'lem Eyyühel-Aziz! Mademki her şeyin Allah'tan olduğunu bilirsin ve ona iz'anın vardır. Zararlı menfaatli her şeyi tahsin ve hüsn-ü rıza ile kabul etmek lâzımdır. Ve illâ, gaflete düşmeye mecbur olursun. Bunun için esbab-ı zahiriye vaz'edilmiş ve gözlere de gaflet perdesi örtülmüştür. Kâinat hâdiselerinden insanın heva ve hevesine muhalif olan kısım, muvafık olan kısımdan daha çoktur. Eğer heva sahibi, bu esbab-ı zahiriyeyi görüp Müsebbib-ül Esbab'dan gaflet etmese, itirazlarını tamamen Allah'a tevcih eder.(Mesnevi-i Nuriye 236)

Hayatını Risale-i Nur’un neşrine vakfeden muazzez ve mualla Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri Risale-i Nur’un en makbul bir sadaka-i maneviye olduğunu dolayısıyla Nurların tamim ve neşrinin belaların def’ine vesile olduğunu şöyle ifade etmektedir.

Risale-i Nur, bu Anadolu memleketine belaların def'ine ehemmiyetli bir vesiledir. Sadaka nasıl belayı def'ediyor, onun intişarı ve okunması küllî bir sadaka nev'inde semavî ve arzî belaların def'ine çok emareler ve çok hâdiselerle tebeyyün etmiş. Hattâ Kur'anın işaretiyle tahakkuk etmiş. Ve yazmasını ve intişarını men'etmek zamanlarında dört defa zelzelelerin başlaması ve intişarıyla durmaları ve Anadolu'da ekser okunması, İkinci Harb-i Umumî'nin Anadolu'ya girmemesine bir vesile olduğu …(Emirdağ Lahikası 1-33)

 

Son Güncelleme ( Sunday, 11 January 2009 )
 
< Önceki   Sonraki >

Vecizeler

İhtilaf u tefrika endişesi
Kûşe-i kabrimde hattâ bîkarar eyler beni.
İttihadken savlet-i a’dayı def’e çaremiz
İttihad etmezse millet, dağıdar eyler beni...

Sultan Selim

Sayaç

Bugün110
Dün300
Bu Hafta1359
Bu Ay2795
Tümü264294