Menu Content/Inhalt
Anasayfa arrow Güncel Konular arrow Güncel Konular Bölümü arrow Bu Vatandaki Gizli Komiteler

Hicrî Takvim

ittihad.com.tr ittihad.com.tr - Bu Vatandaki Gizli Komiteler

Güncel Konular

Deccaliyetin Büyük İfsadatı

Milliyetçiler, Halkçılarla El Ele Olmamalı !

Leyle-i Berat

Bediüzzaman Hazretlerinin İttihad-ı İslam Tarifi

Peygamberimize (asm) hergün beş defa biatımızı tecdid ediyoruz

Adab-ı Muaşeret

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı (3)

Hükümete Mühim bir Tavsiye

Müslümanlara Atılan İftiralar

Halk Partisi Hakkında

Feveran

Ramazan-ı Şerif - 2

İslam Kahramanı Milletimiz

Bütün Okullarda Din Dersleri Okutulmalıdır

Laiklik Hakkında

Ahirzaman Fitneleri-02

Risale-i Nur Muarızı Yazarların İsnadları Hakkında İlmi Bir Tahlil (1965/2006)

Bediüzzamandan 7 Mektup

Dindar Siyasilere Tavsiye ve İkazlar

Hz. Muhammed Aleyhissalatü Vesselam

Hükümet İslam Birliğine Çalışmalı

Beş Büyük Tehlike ve Çaresi

İslam ve Demokrasi

Süfyan'ın Büyük Deccal'dan Eşeddiyeti

Ye'cüc ve Me'cüc Kimdir?

Mütecaviz Ehl-i Bida

Mehdi Hadisleri

Garip Bir İddia

Anayasa Değişikliği Hakkında

II. Meşrutiyetin 100. yılı 23 Temmuz 1908 / 23 Temmuz 2008

Küçük Deccal Büyük Deccal Kavramları

Yüzüncü Yılında 31 Mart Hadisesi-2

Kurban Bayramındaki Sır

Komitelerin İçyüzü

Bidat ve Şeair'in Mahiyet ve Neticeleri

Türkiye'nin Terör Meselesi ve Çaresi

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-3

Ahirzaman Fitneleri-03

İnsana Uygun İdare Şekli

Gazete ve Neşriyat Şartnamesi

Askerler Siyasete Karışmalı mı?

Zina İsnadı Hakkında Şeriatın Hükmü

"Red başka, kabul etmemek başkadır."

İslam İlerleme Vesilesidir

Def'i Mefasid (kötülükleri kaldırmak)

Gizli İfsad Komitesi ve Süfyaniyet

Hukuk Hakkında

Halk Partisi (CHP) Ne Yapmalı?

Yüz Sene Önce Ekilen Tohumların Sümbüllenmesi

"Ümitvar Olunuz"

Amerika Dostluğunun Ehemmiyeti

Yüz Sene Sonra

Ölmüş Gitmiş ve Hükümetten Alakası Kesilmiş Şahıs (Yaşanmış)

Adalet Nasıl Sağlanır?

Ahlâk Kaideleri

Ermeni Meselesi ve Bediüzzaman Said Nursi Şahitliği

Ekonomik Çöküntü ve Çaresi

Süfyaniyetin Rükünleri Kimler?

Musibetlerde Nokta-i Nazar

Halkçılar, Irkçılar El Ele.

Ordu ve Asker Meselesi

Son Müceddid

Lahika Mektubu İddiasına Cevap

Bu Vatandaki Gizli Komiteler

Başörtüsü Şeair-i İslamiyedendir

Üç Mehdi Meselesi ve Hz.İsa'ın (a.s.) Nüzulü

Sabır ve Cihad Kahramanlığı

Yahudilerin Mahiyeti Nedir ?

Yüzüncü Yılında 31 Mart Hadisesi

Hakiki İrtica Nedir?

Marifet-in Nebiyy

Zübeyir Abi'nin Ehl-i İman ile Münasebeti

Ortalığı Karıştıracak Neşriyatlar

Deccaldan Kurtulacağız

Zülkarneyn Kimdir ?

Faiz Sistemi, Bankalar ve Dünyanın Hali

Ayasofya İbadete Açılmalı

1.Dünya Harbinde Ermeniler

Devlet İçin Fert Feda Edilir mi?

İslâm Cumhuriyeti, Hilâfet ve Şeriat

Dersim Hadisesi ve Said Nursi

İngilizler de İslam Birliğine Taraftar Olacak

Bu Vatan için en büyük tehlikelerden biri... HALK PARTİSİ İKTİDARI

Din Düşmanları ve Planları

Allahü Ekber Hakikatı (1)

Allahü Ekber ve Kurban Bayramı

Yahudilerin İçyüzü

Maidet-ül Kur'an'dan

Avrupa Birliği mi, İslam Birliği mi?

Fitneden Teyakkuz Dersi

Ehl-i Kitap

Mürşidlik ve Şahıs Merciiyeti Meselesi

Dindar Demokratlar

Gıybet Hakkında Bir Mektup (Gayr-ı Münteşir)

Yeni Anayasada Lâiklik Tarifi Nasıl Olmalı

Türkiye'de Laiklik Serüveni

Dindar Demokratlar

Maidet-ül Kuran ve Hazinet-ül Bürhan

Kim Demokrat

Mehdi Hadisesi ve İseviler Mektubu (Gayr-ı Münteşir)

Dikdurmak ve Başeğmemek

Açık-Saçıklıkla Yapılan Tahribat

İktidar Partisine Tavsiye ve İkazlar

Kör Hissiyat

Radyo Televizyonla Yapılan Tahribat

Ramazan-ı Şerif - 3

Asıl Mehdi Gelmedi mi?

Ahirzamanda İman Durumu

Anarşi Belası

Din ve Vicdan Hürriyeti

Deccal Komitesi ve İktidar Partisi

Gizli Ene ve Kusurunu Görmek

Nifak ve Münafıklık

Şuhûr-u Selase (Üç Aylar)

Kudsiyetin Hakikatı

Zamanımıza Bakan Manalar

Meclis'e (TBMM) Tavsiye ve İkazlar

Hoşgörü Meselesi (Müsamahada Ölçü)

Geniş Daire Hizmetleri

Zübeyr Ağabeyin Külliyattan Tesbitli Hususiyetleri

Şahsı Manevi Kuvveti

Nur Talebeleri Ergenekon'a Nasıl Bakmalı ?

Gizli Planlara Dikkat !

Allahü Ekber Hakikatı (2)

Keyfi İdare Anlayışı ve Bediüzzaman

Siyasi Muvaffakiyet

Leyle-i Berat

İngilizler ve Türkler

İki Cereyan

Ermeni Zulümlerinin Belgesi

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı

Tuzakları Bozalım Derken Tuzağa Düşmek

Nur Merkezi İhtiyacı

Ahirzaman Fitneleri-04

İki İddiaya Cevap

Zübeyr ve Tahiri Abiler Hakkında Hatıra Notları

Risale-i Nur Sadeleştirilemez

Meşrutiyet (Demokratlık) ve Günümüz Anayasası

Süfyan'ın Büyük Deccalden Daha Dehşetli Olduğu

Ahirzaman Fitneleri-01

Nifak Cereyanı Dağıtılmalı

Güneş Üflemekle Sönmez

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-2

Üç Mehdi İddiası

Yahudi milletinin sonu mu geliyor?

Hristiyanların Necatı

Üç-Dört Adamı Reddedin..

Ahirzamanda Bazı Müslümanların Durumu

Sarıklı Genç

Ordu ve Asker

Avrupa Hristiyanlığın Sembolüdür

Mi'rac Hadisesi

Kur'an'ın Haber Verdiği Dokuz Çete Reisi

Halk Partisi (CHP) Ne Yapmalı ?

1918'den Sonra Ermeniler ve Kürtler

Tesettürde Şer'i Ölçüler

Geniş Daire Hizmeti

Gizli Komiteler (Örgütler) Dağıtılmalı !

Kadir Gecesi

Ekonomik Kriz Sebeb ve Çareleri

Adab-ı İslamiye

Ordu'nun Durumu

Cemiyetin Bozulması

Zamanımıza da Bakan Bazı İşaretler

İktisadi Krizin Sebep ve Çareleri

Hadisata Nasıl Bakılmalı

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Devlet Adamına 7 Mektup-1

Avrupa Fikir Hayatının İslama Aykırılığı

Mehdi ve Mehdiyet

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-4

Kitab-ı Kainatı Okumak Mesleği

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı (2)

Örtünme Müdafaası ve Bediüzzaman

Münafık Cereyanın Tecavüz Planı

Ramazan-ı Şerif-1

Avrupa Hakkında

Milletin Halini Nazara Alın

Katliamlar ve Vahşetler

Gazete Şartnamesi ve Zübeyir Gündüzalp (1968-1971)

Amerika Hakkında Bir Mektup

Laiklik Nedir

Allahü Ekber Hakikatı (3)

Kürd Milleti Hakkında

Anarşi-Terör Sebep ve Çareleri

Kur'an Talebesi ve Dava Adamı Nasıl Olunur?

Teali-i İslam Cemiyeti ve Bediüzzaman Said Nursi

Ahirzaman Fitnesinden Uzak Durmak

DECCAL İLE BERABERLİK TEHLİKESİ

İslam ve Demokrasi

Risale-i Nurun 27. Mektubu Lahikalar Bölümü Abdülkadir BADILLI

Geçim Derdi ve Dini Hayat ve Hükümet

Rahmet Rahmet Yağdın Âleme

Son Müceddid

Mehdi Meselesi Hakkında

Adalet ve Mahkemeler

Süfyan Cereyanının Sonu!

Dar Daire Hususiyeti

23 Tem­muz 1908'den 23 Temmuz 2007'ye

Kadınlarda Haya Duygusu

Nokta-i Telâkinin Mahiyeti ve Ehemmiyeti



Avrupa Birliği meselesi

Feb 13 2007
Bu Vatandaki Gizli Komiteler PDF Yazdır e-Posta
Değerlendirme: / 3
Kötüİyi 
Yazan ittihad ilmi araştırma heyeti   
Tuesday, 13 February 2007

BU VATANDAKİ GİZLİ KOMİTELER

Bediüzzaman Hazretleri dehşetli hadiselere sebebiyet veren cereyanları tesbit etmiş ve o komitelerle mücadele tarzını da ortaya koymuştur. Komitecilik metoduyla, müslümanlar üzerindeki tesirlerini artırmak için çalışan zındıka komitesinin mahiyeti hakkında deniliyor ki:

“Ehl-i imana hücum eden ehl-i dalalet, -bu asır cemaat zamanı olduğu cihetiyle- cem'iyet ve komitecilik mayesiyle bir şahs-ı manevî ve bir ruh-u habis olmuş,

* Müslüman âlemindeki vicdan-ı umumî ve kalb-i küllîyi bozuyor.

* Ve avamın taklidî olan itikadlarını himaye eden İslâmî;

* perde-i ulviyeyi yırtıyor ve hayat-ı imaniyeyi yaşatan, an'ane ile gelen;

* hissiyat-ı mütevâriseyi yandırıyor.” (Kastamonu Lahikası sh: 56)

1930 lu yıllarda bu komitelere ve başlarındakilerin mahiyetine en tesirli olduğu devrelerden işaret eden bir ifade:

“Bu yakınlarda ehl-i ilhadın perde altında tecavüzleri gayet çirkin bir suret aldığından; çok bîçare ehl-i imana ettikleri zalimane ve dinsizcesine tecavüz nev'inden; bana, hususî ve gayr-ı resmî, kendim tamir ettiğim bir mabedimde, hususî bir-iki kardeşimle hususî ibadetimde, gizli ezan ve kametimize müdahale edildi.

"Ne için Arabca kamet ediyorsunuz ve gizli ezan okuyorsunuz?" denildi.

Sükûtta sabrım tükendi. Kabil-i hitab olmayan öyle vicdansız alçaklara değil; belki milletin mukadderatıyla, keyfî istibdad ile oynayan firavun-meşreb komitenin başlarına derim ki:

Ey ehl-i bid'a ve ilhad!.. Altı sualime cevab isterim.” (M:429)

İKİ DECCAL KOMİTESİ VARDIR

Ahirzamanda iki Deccal hareketi, yani birisi İslam Merkezinde, birisi de Hırıstiyanlar içinde olacağı Risale-i Nurda şu ifadelerle anlatılıyor:

“Âhirzamanda dinsizliğin iki cereyanı kuvvet bulacak:

Birisi: Nifak perdesi altında, risalet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) inkâr edecek Süfyan namında müdhiş bir şahıs, ehl-i nifakın başına geçecek, şeriat-ı İslâmiyenin tahribine çalışacaktır. Ona karşı Âl-i Beyt-i Nebevînin silsile-i nuranîsine bağlanan, ehl-i velayet ve ehl-i kemalin başına geçecek Âl-i Beytten Muhammed Mehdi isminde bir zât-ı nuranî, o Süfyan'ın şahs-ı manevîsi olan cereyan-ı münafıkaneyi öldürüp dağıtacaktır.

İkinci cereyan ise: Tabiiyyun, maddiyyun felsefesinden tevellüd eden bir cereyan-ı Nemrudane, gittikçe âhirzamanda felsefe-i maddiye vasıtasıyla intişar ederek kuvvet bulup, uluhiyeti inkâr edecek bir dereceye gelir.” (M:57)

DECCAL-KOMÜNİST KOMİTESİNE YAHUDİ DESTEĞİ

“Her hükûmetin zulmünü gören Yahudiler, Almanya memleketinde kesretle toplanıp intikamlarını almak için, Komünist Komitesi'nin tesisinde mühim bir rol ile yahudi milletinden olan "Troçki" namında dehşetli bir adamı, Rusya'nın başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin'den sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya'nın başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar. Büyük Deccal'ın komitesini ve bir kısım icraatını gösterdiler. Ve sair hükûmetlerde dahi ehemmiyetli sarsıntılar verip karıştırdılar.” (Ş:587)

Kur’anın Yahudiler hakkındaki hükümlerini Bediüzzaman Hazretleri şöyle açıklar:

“Yahudilere müteveccih şu iki hükm-ü Kur'anî; O Milletin hayat-ı içtimaiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müdhiş düstur-u umumîyi tazammun eder ki, hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeyi sarsan ve sa'y ü ameli, sermaye ile mübareze ettirip fukarayı zenginlerle çarpıştıran, muzaaf riba yapıp bankaları tesise sebebiyet veren ve hile ve hud'a ile cem'-i mal eden o millet olduğu gibi, mahrum kaldıkları ve daima zulmünü gördükleri hükûmetlerden ve galiblerden intikamlarını almak için her çeşit fesad komitelerine karışan ve her nevi ihtilale parmak karıştıran yine o millet olduğunu ifade ediyor.” (S:402)

Deccal Komitesine, Yahudi, Mason ve Kadın Hürriyetleri Komitesinin arka çıktığını açıklayan bir ifade:

“Her iki Deccal, Yahudinin İslâm ve Hristiyan aleyhinde şiddetli bir intikam besleyen gizli komitesinin muavenetini ve kadın hürriyetlerinin perdesi altındaki dehşetli bir diğer komitenin yardımını, hattâ İslâm Deccalı masonların komitelerini aldatıp müzaheretlerini kazandıklarından dehşetli bir iktidar zannedilir…” (Ş:594)

GENÇLER VE KADINLAR İÇİN AYRI KOMİTELER

Müslüman gençleri ahlaksızlığa alıştırmak için çalışan komite ve yine müslümanların kadın ve kızlarını ifsad etmek için çalışan komitenin varlığını beyan eden Hz. Üstad der ki:

“İslâmiyetin hayat-ı içtimaiyesine ve dolayısıyla din-i İslâma zarar vermek için gençleri yoldan çıkarmak ve gençlik hevesatıyla sefahete sevketmek için bir iki komite çalışıyormuş. Aynen öyle de; bîçare nisa taifesinin gafil kısmını dahi yanlış yollara sevk etmek için bir iki komitenin tesirli bir surette perde altında çalıştığını hissettim. Ve bildim ki: Bu millet-i İslâma bir dehşetli darbe, o cihetten geliyor.” (L:201)

BEŞ KOMİTE İSMİ

“Dinsizlik veya Komünistlik veya Anarşistlik veya pek eski İfsad Komitecilik veya Menfî Turancılık..” (Ş: 286)

ÇOK ESKİ İFSAD KOMİTESİ

Bediüzzaman Hazretleri 1943 yılında Denizli Hapishanesi iken mahkemeye hitaben bu komitelerin varlığını ve dinsizlik hesabına bu vatanı bölme çalışmalarına dikkat çeker ve der ki:

“Otuz-kırk seneden beri ecnebi hesabına ve küfür ve ilhad namına bu milleti ifsad ve bu vatanı parçalamak fikriyle, Kur'an hakikatına ve iman hakikatlarına her vesile ile hücum eden ve çok şekillere giren bir gizli ifsad komitesine karşı, bu mes'elemizde kendilerine perde yaptıkları insafsız ve dikkatsiz memurlara ve bu mahkemeyi şaşırtan onların Müslüman kisvesindeki propagandacılarına hitaben, fakat sizin huzurunuzda zahiren sizin ile birkaç söz konuşacağıma müsaade ediniz.” (Ş:289)

1948 Afyon Hapishanesinde mevkufken yine mahkemeye yaptığı müdafaada bu komiteleri haber verir ve gayelerini açıklar:

Doğrudan doğruya kırk seneden beri İslâmiyet ve iman aleyhinde çalışan gizli bir zındıka komitesi..” (Ş: 395)

Nur talebelerini, cem'iyetçilik ve siyasetçilik ile itham etmek; doğrudan doğruya kırk seneden beri İslâmiyet ve iman aleyhinde çalışan gizli bir zındıka komitesi ve bu vatanda anarşiliği yetiştiren bir nevi bolşevizm namına bilerek veya bilmeyerek bizimle bir mücadeledir.” (Ş:396)

Yine 1948 Afyon Hapishanesinde mevkuf iken Mahkemede iddianameye verdiği cevapta bu komiteleri ve icraatlarını Hazret-i Üstad açıkça şöyle anlatır:

“İddiacı demiş: Said'in gizli düşmanı yok. Ve onu zehirleyen yok. Ve zındık namını verdiği ve kırk seneden beri Said onların ehl-i iman hakkındaki ifsadatına karşı Kur'an'ın hakikatları ile mukabele ettiği bir komite yoktur.…Hem gizli düşmanı ve ifsad komitesi yok demesi öyle bir yalandır ki, Komünist ve Mason ve Taşnak gibi çok komiteler lisan-ı hal ile; bu iftiradır, biz meydandayız derler. Ve otuz seneden (1948) beri emsalsiz bir tarzda Said'in başına gelen elîm hâdiseler, hususan bu on ay tecrid-i mutlak ve Said'in herşeyi bırakıp bütün kuvvetiyle Kur'an için o mütecaviz din düşmanlarına karşı yüz Nur risaleleriyle galibane çalışması, o yalan davayı yüz hüccetle tekzib eder.” (Ş:423)

KOMİTELER ARASI İŞBİRLİĞİ

“Kırk seneden (1948 Afyon Hapishanesi) beri benim ile mücadele eden gizli zındıka komitesiyle şimdi onlara iltihak eden komünist komitesinden bir kısmı, ehemmiyetli birer resmî makam elde ederek karşıma çıkıyorlar. Hükûmet ise, ya bilmiyor veya müsaade ediyor diye çok emareler bana endişe veriyor.” (Ş:382)

YE'CÜC VE ME'CÜCÜN KOMİTESİ

“Âhirzamanda gelecek Ye'cüc ve Me'cücün komitesi, anarşistler olduğuna Kur'an işaret ediyor.” Em: 159“Fakat şimdi bu zamanda ejderhalar, ifritler hükmünde dinsizlik komitelerinin hücumları ve tahribatları zamanında müdafaamda, bende görünen o sinek kanadı kadar kusurları görmek, o hücum edenlere bir yardım hükmüne geçmektir.” (Em:154)

ÜÇ CEREYAN

Bu memlekette ana yapısı itibariyle üç cereyanın olduğunu Hazret-i Üstad şöyle beyan eder:

Şimdi Kur'an, İslâmiyet ve bu vatan zararına üç cereyan var:

Birincisi: Komünist, dinsizlik cereyanı. Bu cereyan yüzde otuz-kırk adama zarar verebilir.

İkincisi: Eskiden beri müstemlekâtların, Türklerle alâkalarını kesmek için, Türkiye dairesinde dinsizliği neşretmek için; ifsad komitesi namında bir komite. Bu da yüzde on-yirmi adamı bozabilir.

Üçüncüsü: Garplılaşmak ve Hristiyanlara benzemek ve bir nevi Purutluk mezhebini İslâmlar içinde yerleştirmeye çalışan ve dinde hissesi olmayan bir kısım siyasîler heyetidir. Bu cereyan yüzde belki binde birisini, Kur'an ve İslâmiyet aleyhine çevirebilir.” (Em:208)

“Altmışbeş sene evvel bir vali bana bir gazete okudu. Bir dinsiz müstemlekât nâzırı Kur'anı elinde tutup konferans vermiş. Demiş ki: "Bu, İslâmların elinde kaldıkça, biz onlara hakikî hâkim olamayız, tahakkümümüz altında tutamayız. Ya Kur'anı sukut ettirmeliyiz veyahut Müslümanları ondan soğutmalıyız."İşte bu iki fikirle, dehşetli ifsad komitesi bu bîçare, fedakâr, masum, hamiyetkâr millete zarar vermeye çalışmışlar.” (Em:223)

KOMİTENİN İKİ İTHAMI: “İRTİCA” VE “DİNİ SİYASETE ALET”

“Hükûmet-i Cumhuriye "Dîni dünyadan tefrik edip bîtarafane kalmak" prensibini kabul etmiş; dinsizlere, dinsizlikleri için ilişmediği gibi; dindarlara da, dindarlıkları için ilişmemesi o prensibin icabatındandır. Öyle de; ben dahi bîtaraf ve hürriyetperver olması lâzım gelen Hükûmet-i Cumhuriyenin dinsizliğe tarafdar ve entrikaları çeviren ve hükûmetin me'murlarını iğfal eden gizli menfi komitelerden tefrik edilip, hükûmetin onlardan uzak olmasını istiyorum; o entrikacılarla mübareze ediyorum.

O komitelerden, tesadüfle hükûmetin me'muriyetine girenler, ciddi dindarlara takmak için iki kulp elinde tutmuş, garaz ettikleri dindarlara takıyorlar ve hükûmeti iğfâle çalışıyorlar.

O iki kulpun birisi: O mülhidlerin dinsizliğine temayül göstermemek mânasiyle "İrtica" kulpunu takıyor. Diğeri: Hâşâ ve hâşâ! dinsizliği, bu Hükûmet-i İslâmiyenin ayn-ı siyaseti telâkki etmediğimiz mânasında "Dini siyasete alet etmek" kulpu ile lekelemek istiyorlar.

Evet, Hükûmet-i Cumhuriye, o gizli müfsidlerin vatana ve millete muzır efkârlarını elbette terviç etmez ve tarafdar olamaz. Menetmek, cumhuriyet kanunlarının muktezasıdır. Ve öyle müfsidlere tarafdarlık ile, cumhuriyetin esaslı prensiplerine zıddı zıddına gidemez. Hükûmet-i Cumhuriye, bizim ile o müfsidler mabeyninde hakem hükmünü alsın. Hangimiz zâlim ise ve tecavüz ediyorsa; o vakit, hakem hükmünü versin ve hâkimlik noktasında hükmünü icra etsin.

Evet inkâr edilmez ki; kâinatta, dinsizlik ile dindarlık, Âdem zamanındanberi cereyan edip geliyor ve kıyamete kadar gidecektir. Bu mes'elemizin künhüne vakıf olan herkes, bize olan bu hücumun, doğrudan doğruya dinsizlik hesabına dindarlığa bir taarruz olduğunu anlar. Ekser-i hükemanın Garbda ve Avrupa'da zuhuru; ve ağleb-i Enbiyanın Şarkda ve Asya'da tulu'ları Kader-i Ezelînin bir işaret ve remzidir ki; Asya'da hâkim, galib, din cereyanıdır. Elbette, Asyanın ileri kumandanı olan bu Hükûmet-i Cumhuriye, Asya'nın bu fıtrî hâsiyetinden ve mâdeninden istifade edecek. Ve bîtarafane prensibini, değil dinsizlik tarafına, belki dindarlık tarafına temayül ettirecektir.” (T:241)

İFSAD KOMİTESİNİN İKİ PLANI

Bir devre, tesirli olarak bu komitelerin merkezi durumundaki İngilterenin bu komiteler namına icraatlarını beyan eden Bediüzzaman Hazretleri şöyle der:

“İngiltere hükümeti, İslamlar hakkında iki türlü hatt-ı hareket takip etmektedir.

Birisi: O zamanın İslamların önderliğini yapan Türklere karşı olup, Türkiye’de gizli bir ifsad komitesi kurarak Türkleri İslamiyet’ten uzaklaştırmaya ve Kur’an-ı Türkiye’de sûkut ettirmeye çalışmakta idiler.

Diğeri de : Türkiye’den başka memleketlerdeki müslümanlara tatbik edilen siyaset idi ki, bu siyasete göre de din hususunda müslümanlara geniş müsamaha gösteriyorlar ve onları okşuyorlardı. Türkiye’deki faaliyetlerinden, Türkleri İslamiyet’ten uzaklaştırmak ve bu gayede muvaffak oldukları takdirde Türkleri diğer müslümanların gözünden düşürerek Türkleri bertaraf etmek amacını güdüyorlardı. Lozan Muahedesi’nde İngilizler, İslamiyet ve Kur’an aleyhinde olan siyasetlerine devam ederek, o zamanki Türk hükümetiyle İslamiyeti Türkiye’den kaldırmak esasında anlaşmaya varmışlardı. Eski İngiliz Başvekili Loid Core ölünceye kadar bu siyaseti izhar etmiştir. Lozan Antlaşmasına göre zamanın hükümeti İngilizlere İslamiyeti peşkeş çekmişler, Türkiye’den İslamiyeti otuz sene zarfında kaldıracaklarını tahmin ederek ona göre teşkilatlar vücuda getirerek çalışmaya başlamışlardı. Otuz sene geçince, bu müddetin kafi gelmediğini görerek tekrar otuz sene daha çalışmak icab ettiğini o zamanın başvekili Meclis’te açıklamıştı.” (Elyazma Emirdağ Lahikası-II)

Bu komitelerin dış güçler eliyle bu vatanda icraat yaptıklarını beyan eden ifadeler şöyledir:

“Aziz kardeşlerim! Ecnebi parmağıyla idare edilen zındıka komiteleri, İslâmiyeti imha için, İslâm memleketlerinde, bilhassa Türkiye'de, öyle desiselerle entrikalar çevirmişler, haince dolaplar döndürmüşler, hunharane ve vahşiyane zulümler irtikâb ve şeytanî ve menfur plânlar tatbik etmişler ve iğfalatta bulunmuşlar; iblisane, sinsî metodlar takib etmişler ve kardeşi kardeşe çarpıştırmışlar ve öyle aldatıcı yalan ve propagandalar ve yaygaralar yapmışlar, fitne ve fesad ve tefrika tohumları saçmışlardır ki; bunlar İslâm'ın bünyesinde derin rahneler açmış ve büyük tahribatlar yapmıştır.” (S:771)

“Bediüzzaman, Barla'ya 1925-1926 senelerinde nefyedilmiştir. Bu tarihler, Türkiye'de yirmi beş sene devam edecek bir istibdad-ı mutlakın icrâ-yı faaliyetinin ilk seneleri idi. Gizli dinsiz komiteleri, "İslâmî şeairleri birer birer kaldırarak İslâm ruhunu yok etmek, Kur'anı toplatıp imha etmek " plânlarını güdüyorlardı. Buna muvaffak olunamayacağını iblisane düşünerek, "Otuz sene sonra gelecek neslin kendi eliyle Kur'anı imha etmesini intaç edecek bir plân yapalım" demişler ve bu plânı tatbike koyulmuşlardı. İslâmiyeti yok etmek için tarihte görülmemiş bir tahribat ve tecavüzat hüküm sürmüştür.” (T:153)

“Hakikî bir Müslüman, samimî bir mü'min hiçbir zaman anarşiye ve bozgunculuğa taraftar olmaz. Dinin şiddetle menettiği şey fitne ve anarşidir. Çünkü, anarşi hiçbir hak tanımaz. İnsanlık seciyelerini ve medeniyet eserlerini canavar hayvanlar seciyesine çevirir ki, bunun âhir zamanda "Ye'cüc" ve "Me'cüc" komitesi olduğuna Kur'ân-ı Hakîm işaret buyurmaktadır.” (T:153)

II. KISIM

KOMİTELERİN TAHRİBATININ TAMİRİ

EVVELA KÜFRÜN BELİ KIRILDI

Risale-i Nur müellifi Bediüzzaman Said Nursî, öyle bir mücahid-i İslâmdır ki; ve te'lifatı Risale-i Nur, öyle uyandırıcı ve öyle halâskâr ve öyle fevkalâde ve cihangir bir eserdir ki: Din aleyhindeki bütün o komitelerin bellerini kırmış, mezkûr muzır ve habis faaliyetlerini akamete düçar ve dinsizlik esaslarının temel taşlarını paramparça etmiş ve köküyle kesmiştir ve İslâmî ve imanî fütuhatı, perde altında, kalbden kalbe inkişaf ettirmiş ve Kur'an-ı Azîmüşşan'ın hâkimiyet-i mutlakasına zemin ihzar etmiştir.” (S:771)

HER İKİ DECCALIN TAHRİBATINI TAMİR VAZİFESİ

Hazret-i Mehdi'nin cem'iyet-i nuraniyesi, Süfyan komitesinin tahribatçı rejim-i bid'akâranesini tamir edecek, Sünnet-i Seniyeyi ihya edecek; yani âlem-i İslâmiyette risalet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) inkâr niyetiyle şeriat-ı Ahmediyeyi (A.S.M.) tahribe çalışan Süfyan komitesi, Hazret-i Mehdi cem'iyetinin mu'cizekâr manevî kılıncıyla öldürülecek ve dağıtılacak.Hem âlem-i insaniyette inkâr-ı uluhiyet niyetiyle medeniyet ve mukaddesat-ı beşeriyeyi zîr ü zeber eden Deccal komitesini, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın din-i hakikîsini İslâmiyetin hakikatıyla birleştirmeye çalışan hamiyetkâr ve fedakâr bir İsevî cemaatı namı altında ve "Müslüman İsevîleri" ünvanına lâyık bir cem'iyet, o Deccal komitesini, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın riyaseti altında öldürecek ve dağıtacak; beşeri, inkâr-ı uluhiyetten kurtaracak.” (M:441)

Âhirzamanda Hazret-i Mehdi'nin Süfyanî komitesine galebesi, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın Deccal komitesini dağıtması ve şeriat-ı İslâmiyeye tebaiyetine dairdir.” (M:517)

MEŞVERETLE İŞ GÖRMEK

Münakaşa etmemek ve meşveretle hareket etmek komiteye karşı bir tedbirdir.

“Dikkat ediniz, küfr-ü mutlakı müdafaa eden gizli komite içinize parmak sokmasın. Benim komşudaki koğuşa parmağını soktu, beni azab içinde bıraktı. Şimdi siz, mabeyninizde münakaşasız bir meşveret ediniz. Kararınızı kabul ederim.” (Ş:327)

KAHRAMANLIK DAMARI TAŞIMAK

“Evet Nurcular cem'iyet memiyet, hususan siyasî ve dünyevî ve menfî ve şahsî ve cemaatî menfaat için teşekkül eden cem'iyet ve komite değiller ve olamazlar. Fakat bu vatanın eski kahramanları kemal-i sevinçle şehadet mertebesini kazanmak için ruhlarını feda eden milyonlar İslâm fedailerinin ahfadları, oğulları ve kızları, o fedailik damarından irsiyet almışlar ki, bu hârika alâkayı gösterip Denizli Mahkemesinde bu âciz bîçare kardeşlerine bu gelen cümleyi onlar hesabına söylettirdiler:

"Milyonlar kahraman başlar feda oldukları bir hakikata başımız dahi feda olsun" diye onlar namına söylemiş, mahkemeyi hayret ve takdirle susturmuş. Demek Nurcularda hakikî, hâlis, sırf rıza-yı İlahî için ve müsbet ve uhrevî fedailer var ki; mason ve komünist ve ifsad ve zındıka ve ilhad ve Taşnak gibi dehşetli komiteler o Nurculara çare bulamayıp hükûmeti, adliyeyi aldatarak lastikli kanunlar ile onları kırmak ve dağıtmak istiyorlar. İnşâallah bir halt edemezler. Belki Nur'un ve imanın fedailerini çoğaltmağa sebebiyet verecekler. Said Nursî (Ş:520)

Onlar nasıl zorla en mahrem risaleleri en nâmahreme okuttular.. öyle de, zorla ısrar edip bizi cem'iyet yapmağa mecbur ediyorlar. Halbuki cem'iyet ve komiteciliğe hiç ihtiyacımızı hissetmiyorduk. Çünki ittihad-ı ehl-i iman cemaatındeki uhuvvet-i İslâmiye; Nurcularda pek hâlisane, fedakârane inkişaf ettiği gibi ve eski ecdadlarımızın kemal-i aşkla ruhlarını feda ettikleri bir hakikata Nur şakirdleri o milyonlar kahraman ecdadlarından irsiyet aldıkları kuvvetli bir fedailik ile o hakikata bağlanmaları, şimdiye kadar resmî veya siyasî, gizli ve aşikâr cem'iyetler ve komiteciliğe ihtiyaç bırakmıyordu. Demek şimdi bir ihtiyaç var ki, kader-i İlahî onları bize musallat ediyor. Onlar mevhum bir cem'iyet isnadıyla zulmederler. Kader ise, "neden tam ihlasla, tam bir tesanüdle, tam bir hizbullah olmadınız?" diye bizi onların elleriyle tokatladı, adalet etti.” (Ş:534)

KOMİTENİN TAHRİK PLANINA GELMEMEK

“Bu defa taarruz pek geniş dairede.. Reis-i Hükûmet ve hazır kabine, plânlı, dehşetli bir evham ile bir hücum etti. Benim aldığım bir habere göre ve çok emarelerle gizli münafıkların yalan jurnalleri ve desiseleriyle bizi hilafet komitesiyle ve Nakşî tarîkatının gizli cem'iyetiyle tam alâkadar, belki pişdar gösterip hükûmeti büyük bir telaşa sevkederek, Nur'un büyük mecmualarının İstanbul'da cildlenip âlem-i İslâm'a intişarını ve gayet makbuliyetlerini bir delil gösterip, hükûmeti korkutup, kıskanç resmî hocaları ve vehham memurları aleyhimize insafsızca çevirdiler. Tahminlerince herhalde çok vesikalar, emareler görülecek, hem Eski Said damarıyla tahammül etmeyerek ortalığı karıştıracak diye kanaatları varmış. Cenab-ı Hakk'a hadsiz şükür olsun, o musibeti binden bire indirdi. Bütün taharrilerde hiç bir cem'iyet ve komitelerle bir alâkamızı bulamadılar.” (Ş:536)

“Dinsiz komitelerin neşriyatlarının vesvese ve şübheleri neticesinde yıkılan imanları Risale-i Nur eserleri isbatçılıkla imar ediyor.İşte gençliğimizin Risale-i Nur'a elektriklenmiş gibi sarılmalarının en ince sır ve hikmetlerinden bir tanesi de budur: Senelerden beri feragat-ı nefisle ve eşsiz bir fedakârlıkla ihtiyar, hasta ve fevkalâde ihtimama muhtaç bir çağda gizli düşmanları olan komünist ve masonların ve bunlara aldananların çeşitli işkencelerine karşı, tahammülün fevkinde sabır ile Bediüzzaman Said Nursî; din aleyhindeki birçok sinsi plânları hakikatbîn nazarıyla, realist görüşüyle fark etmiş, dehşetli dessasane ve perdeli olan bu plânları akîm bırakacak imanî eserleri te'lif etmiştir.” (Ş:552)

“Ecnebi menfaati hesabına ve bu millet ve bu vatanın pek büyük zararına çalışan bir gizli komite, bizim beraetimizi bozmak için, her tarafta habbeyi kubbe yaparak bir kısım memurları aleyhime evhamlandırdılar. Bir maksadları; benim sabrım tükensin, artık yeter dedirtsinler. Zâten onların şimdi benden kızdıklarının bir sebebi; sükûtumdur, dünyaya karışmamaktır. Âdeta ne için karışmıyorsun, tâ karışsın maksadımız yerine gelsin diyorlar.” (E:18)

“Gizli komite beni sıkıştırmakla bir hâdise çıkarmak istiyordular. Bir ecnebi müdahalesi hesabına ve müslümanlar ve vatan zararına, bütün bütün kanunsuz ve keyfî bir tarzda, damarıma şiddetle dokunan ihanetler ve sıkıntılarla tazibleri, onlara dünyada tam zarar, âhirette Cehennem ve sakar; ve bize, dünyada mükemmel sevab ve zafer ve âhirette inşâallah Cennet ve âb-ı kevseri kazandırır. Demek bu gizli plânı heyet-i vekile ve reis hissetmiştiler ki; buralarda umum memurlar, hattâ vali ve kaymakam, zabıta benimle görüşmekten kaçıyor ve ürküyordular. Ben de hayret ederdim. Fakat elimizde yalnız Nur bulunduğunu ve siyaset topuzu bulunmadığını, zerre kadar aklı bulunanlar anladılar. Garibdir ki, en ziyade lehime çalışması lâzım olan bazı vazifedarlar, aleyhimde istimal ve istihdam edildi.

Nurcular, çok ihtiyat ve dikkat ve temkinde bulunmaları lâzımdır. Çünki manevî fırtınalar var, bazı dessas münafıklar her tarafa sokulur. İstibdad-ı mutlaka dinsizcesine taraftarken, hürriyet fırkasına girer; tâ onları bozsun ve esrarlarını bilsin, ifşa etsin.” (E:160)

RİSALE-İ NUR HIZIR GİBİ YETİŞTİ

“Ehl-i imana hücum eden ehl-i dalalet, -bu asır cemaat zamanı olduğu cihetiyle- cem'iyet ve komitecilik mayesiyle bir şahs-ı manevî ve bir ruh-u habis olmuş, Müslüman âlemindeki vicdan-ı umumî ve kalb-i küllîyi bozuyor. Ve avamın taklidî olan itikadlarını himaye eden İslâmî perde-i ulviyeyi yırtıyor ve hayat-ı imaniyeyi yaşatan, an'ane ile gelen hissiyat-ı mütevâriseyi yandırıyor. Herbir müslüman tek başıyla bu dehşetli yangından kurtulmaya me'yusane çabalarken, Risale-i Nur Hızır gibi imdada yetişti. Kâinatı ihata eden son ordusunu (*) gösterip ve ondan mukavemetsûz maddî, manevî imdad getirmek hizmetinde hârika bir emirber nefer olarak Âyet-ül Kübra Risalesi'ni İmam-ı Ali (R.A.) keşfen görmüş, ehemmiyetle göstermiş.

(*): Kâinatı dağıtamayan bir kuvvet onu bozamaz. (K:56)

KOMİTELERİN BAZI HOCALARA PLANI

“Risale-i Nur'un zaîf veya yeni şakirdlerini vesveseden kurtarmak için beyan ediyorum ki: Gizli bir komitenin desisesiyle safdil bazı hocalar veyahut bid'a tarafdarları bazı muarızlar, Risale-i Nur'un hiç zedelenmez bazı hakikatlarına karşı gelmek için, benim çok kusurlu ve -itiraf ediyorum- çok hatalı şahsımın noksanlarını ve hatalarını işaa etmek ve beni onlar ile çürütmekle Risale-i Nur'a ilişmek ve darbe vurmak istediklerinin bu yirmi senedir yirmi ehemmiyetli hâdisesi var.” (E:48)

KOMİTENİN GÜCÜNÜN BİR DERECE KIRILDIĞININ BEYANI

“Nurcular, siyasetlerle alâkaları olmaz. Yalnız iman hakikatlarıyla bütün hayatları bağlıdır. Şimdiye kadar gizli komiteden, siyaseti dinsizliğe ve zındıkaya âlet edenler, istibdad-ı mutlakla Nurcuları ezdiler. İnşâallah bir sebeb çıkar (Haşiye) o istibdadı kıracak, masum ve mazlum Nurcuları kurtaracak. Fakat çok dikkat ve ihtiyat lâzımdır. Risale-i Nur, dünyada her cereyanın fevkinde bulunması ve umumun malı olması cihetiyle, bir tarafa tâbi' ve dâhil olmaz. Belki mütecaviz dinsizlere karşı haklı tarafa yardımcı olur ve dost olur ve ihtiyat kuvveti hükmünde onlara bir nokta-i istinad olur. Fakat siyaset hesabına değil; belki Nurların intişarı ve maslahatı hesabına bazı kardeşler; Nurlar namına değil, belki kendi şahısları namına girebilir. Hususan mübarek Isparta'nın şimdiye kadar Nurlar medresesi olması ve muarızların dahi ona çok ilişmemesi noktasında, dâhilde tarafgirane vaziyet almamak, mu'terizlerin nedametine ve hakikata dönmelerine bir vesile olabilir. Siz daha iyi bilirsiniz.

(Haşiye): Demokrat çıktı, bir derece kırdı.(E:161)

İKİ ÇARE:RİSALE-İ NUR VE DOĞU DAR-ÜL FÜNUNU

Otuz sene (1948) evvel Dâr-ül Hikmet a'zası iken, bir gün arkadaşımızdan ve Dâr-ül Hikmet a'zasından Seyyid Sa'deddin Paşa dedi ki: "Kat'î bir vasıta ile haber aldım; kökü ecnebide ve kendisi burada bulunan bir zındıka komitesi, senin bir eserini okumuş. Demişler ki, bu eser sahibi dünyada kalsa, biz mesleğimizi (yani zındıkayı, dinsizliği) bu millete kabul ettiremiyeceğiz. Bunun vücudunu kaldırmalıyız." diye senin i'damına hükmetmişler. Kendini muhafaza et." Ben de "Tevekkeltü Alallah, ecel birdir, tegayyür etmez" dedim.İşte bu komite, otuz sene belki kırk seneden beri hem tevessü' etti, hem benimle mücadelede herbir desiseyi istimal etti. İki defa imha için hapse ve onbir defa da beni zehirlemeye çalışmışlar (şimdi ondokuz defa oldu.) ” (E:193)

“Sâlisen: Altmışbeş sene evvel bir vali bana bir gazete okudu. Bir dinsiz müstemlekât nâzırı Kur'anı elinde tutup konferans vermiş. Demiş ki: "Bu, İslâmların elinde kaldıkça, biz onlara hakikî hâkim olamayız, tahakkümümüz altında tutamayız. Ya Kur'anı sukut ettirmeliyiz veyahut Müslümanları ondan soğutmalıyız."İşte bu iki fikirle, dehşetli ifsad komitesi bu bîçare, fedakâr, masum, hamiyetkâr millete zarar vermeye çalışmışlar. Ben de altmışbeş sene evvel bu cereyana karşı, Kur'an-ı Hakîm'den istimdad eyledim. Hakikate karşı kısa bir yol ve bir de pek büyük bir Dârülfünun-u İslâmiye tasavvuru ile, altmışbeş senedir, âhiretimizi kurtarmak ve onun bir faidesi olarak hayat-ı dünyeviyemizi de istibdad-ı mutlaktan ve dalaletin helâketinden kurtarmaya ve akvam-ı İslâmiyenin mabeynindeki uhuvvetini inkişaf ettirmeye iki vesileyi bulduk:

Birinci Vesilesi: Risale-i Nur'dur ki; uhuvvet-i imaniyenin inkişafına kuvvet-i iman ile hizmet ettiğine kat'î delil, emsalsiz bir mazlûmiyet ve âcizlik haletinde te'lif edilmesi ve şimdi âlem-i İslâm'ın ekserî yerlerinde ve Avrupa ve Amerika'ya da tesirini göstermesi ve ihtilâlcilere ve dinsiz felsefeye ve otuz seneden beri dehşetli bir surette maddiyyun ve tabiiyyun gibi dinsizlik fikrine karşı galebe çalması ve hiçbir mahkeme ve ehl-i vukuf dahi onları cerhedememesidir. İnşâallah bir zaman da, sizin gibi uhuvvet-i İslâmiyenin anahtarını bulan zâtlar, bu mu'cize-i Kur'aniyenin cilvesini âlem-i İslâm'a işittireceksiniz.

İkinci Vesilesi: Altmışbeş sene evvel Câmi-ül Ezher'e gitmek istiyordum. Âlem-i İslâm'ın medresesidir diye, ben de o mübarek medresede bir ders almaya niyet ettim. Fakat kısmet olmadı. Cenab-ı Hak rahmetiyle bir fikir ruhuma verdi ki:

Câmi-ül Ezher Afrika'da bir medrese-i umumiye olduğu gibi; Asya, Afrika'dan ne kadar büyük ise, daha büyük bir dârülfünun, bir İslâm üniversitesi Asya'da lâzımdır. Tâ ki İslâm kavimlerini, meselâ Arabistan, Hindistan, İran, Kafkas, Türkistan, Kürdistan'daki milletleri, menfî ırkçılık ifsad etmesin. Hakikî, müsbet ve kudsî ve umumî milliyet-i hakikiye olan İslâmiyet milliyeti ile “innema’l mü’minüne ıhvetün” Kur'anın bir kanun-u esasîsinin tam inkişafına mazhar olsun. Ve felsefe fünunu ile ulûm-u diniye birbiriyle barışsın ve Avrupa medeniyeti, İslâmiyet hakaikıyla tam musalaha etsin. Ve Anadolu'daki ehl-i mekteb ve ehl-i medrese birbirine yardımcı olarak ittifak etsin diye vilayat-ı şarkıyenin merkezinde hem Hindistan, hem Arabistan, hem İran, hem Kafkas, hem Türkistan'ın ortasında Medreset-üz Zehra manasında, Câmi-ül Ezher üslûbunda bir dârülfünun; hem mekteb, hem medrese olarak bir üniversite için, tam ellibeş senedir Risale-i Nur'un hakaikına çalıştığım gibi, ona da çalışmışım.” (Em:224)

“İşte ben ellibeş seneden beri İngilizlerin bu gizli çalışan Kur’an düşmanlarına karşı Risale-i Nur’u ikameye çalıştım. Cenab-ı Hakk’a yüzbin şükür olsun ki, Risale-i Nur onların bu sinsi siyasetine karşı geldi ve onları mağlup etti. Eski İttihad-ı İslam ve İttihad-ı Muhammedi’nin arkadaşı olan demokratların bazı dindarları, herşeyden önce elmas bir kılınç gibi Kur’an-i hakikatlar olan Risale-i Nur’u ellerinde tutarak Alem-i İslamın kardeşliğini kazanmaya ve aynı zamanda İngilizlerin son beyanatlarıyla bize karşı takip ettikleri siyaset ellibeş sene önceki siyasetin aynı olduğu anlaşıldığına nazaran içimizde bulundurdukları ifsat komitelerini yok etmeğe çalışmalıdırlar.” (Elyazma Emirdağ-II)

GİZLİ KOMİTENİN SLOGANI

“Müdafaatımın bütün safahatında gizli ve müdhiş bir komiteye karşı mübareze vaziyetini gösteren tarz-ı ifademdeki maksadım şudur:

Nasılki Hükûmet-i Cumhuriye "Dîni dünyadan tefrik edip bîtarafane kalmak" prensibini kabul etmiş; dinsizlere, dinsizlikleri için ilişmediği gibi; dindarlara da, dindarlıkları için ilişmemesi o prensibin icabatındandır.

Öyle de; ben dahi bîtaraf ve hürriyetperver olması lâzım gelen Hükûmet-i Cumhuriyenin dinsizliğe tarafdar ve entrikaları çeviren ve hükûmetin me'murlarını iğfal eden gizli menfi komitelerden tefrik edilip, hükûmetin onlardan uzak olmasını istiyorum; o entrikacılarla mübareze ediyorum.

O komitelerden, tesadüfle hükûmetin me'muriyetine girenler, ciddi dindarlara takmak için iki kulp elinde tutmuş, garaz ettikleri dindarlara takıyorlar ve hükûmeti iğfâle çalışıyorlar.

O iki kulpun birisi: O mülhidlerin dinsizliğine temayül göstermemek mânasiyle "İrtica" kulpunu takıyor.

Diğeri: Hâşâ ve hâşâ! dinsizliği, bu Hükûmet-i İslâmiyenin ayn-ı siyaseti telâkki etmediğimiz mânasında "Dini siyasete alet etmek" kulpu ile lekelemek istiyorlar.” (T:241)

Son Güncelleme ( Sunday, 20 April 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >

Vecizeler

Bu zamanda en büyük farz vazife, İttihad-ı İslam'dır...

Bediüzzaman Said Nursi

Sayaç

Bugün238
Dün286
Bu Hafta524
Bu Ay1960
Tümü263459