Menu Content/Inhalt

Hicrî Takvim

ittihad.com.tr ittihad.com.tr - Ramazan-ı Şerif - 3

Güncel Konular

Deccaliyetin Büyük İfsadatı

Fitneden Teyakkuz Dersi

Nur Talebeleri Ergenekon'a Nasıl Bakmalı ?

Ramazan-ı Şerif - 3

Tesettürde Şer'i Ölçüler

Siyasi Muvaffakiyet

Türkiye'de Laiklik Serüveni

Halk Partisi Hakkında

Din Düşmanları ve Planları

İslam Kahramanı Milletimiz

Ahirzaman Fitnesinden Uzak Durmak

Meclis'e (TBMM) Tavsiye ve İkazlar

Avrupa Fikir Hayatının İslama Aykırılığı

Bütün Okullarda Din Dersleri Okutulmalıdır

DECCAL İLE BERABERLİK TEHLİKESİ

Allahü Ekber Hakikatı (3)

Tuzakları Bozalım Derken Tuzağa Düşmek

İki Cereyan

Başörtüsü Şeair-i İslamiyedendir

Geniş Daire Hizmeti

II. Meşrutiyetin 100. yılı 23 Temmuz 1908 / 23 Temmuz 2008

Yüzüncü Yılında 31 Mart Hadisesi

Mehdi Hadisesi ve İseviler Mektubu (Gayr-ı Münteşir)

Deccal Komitesi ve İktidar Partisi

Hakiki İrtica Nedir?

"Red başka, kabul etmemek başkadır."

Kurban Bayramındaki Sır

Risale-i Nurun 27. Mektubu Lahikalar Bölümü Abdülkadir BADILLI

Adalet Nasıl Sağlanır?

Rahmet Rahmet Yağdın Âleme

Ölmüş Gitmiş ve Hükümetten Alakası Kesilmiş Şahıs (Yaşanmış)

Ramazan-ı Şerif-1

Garip Bir İddia

Dersim Hadisesi ve Said Nursi

Peygamberimize (asm) hergün beş defa biatımızı tecdid ediyoruz

Bu Vatandaki Gizli Komiteler

Gizli İfsad Komitesi ve Süfyaniyet

Askerler Siyasete Karışmalı mı?

Allahü Ekber ve Kurban Bayramı

Sabır ve Cihad Kahramanlığı

Adab-ı İslamiye

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı (2)

Feveran

Kim Demokrat

İktidar Partisine Tavsiye ve İkazlar

Geçim Derdi ve Dini Hayat ve Hükümet

Süfyaniyetin Rükünleri Kimler?

Anarşi-Terör Sebep ve Çareleri

Zina İsnadı Hakkında Şeriatın Hükmü

Yahudilerin İçyüzü

Faiz Sistemi, Bankalar ve Dünyanın Hali

Ortalığı Karıştıracak Neşriyatlar

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-3

Amerika Hakkında Bir Mektup

Kitab-ı Kainatı Okumak Mesleği

Gazete Şartnamesi ve Zübeyir Gündüzalp (1968-1971)

İslam İlerleme Vesilesidir

Maidet-ül Kuran ve Hazinet-ül Bürhan

Keyfi İdare Anlayışı ve Bediüzzaman

Halk Partisi (CHP) Ne Yapmalı ?

Kadir Gecesi

Meşrutiyet (Demokratlık) ve Günümüz Anayasası

Geniş Daire Hizmetleri

Sarıklı Genç

Küçük Deccal Büyük Deccal Kavramları

Lahika Mektubu İddiasına Cevap

Yüz Sene Önce Ekilen Tohumların Sümbüllenmesi

Anarşi Belası

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-4

Avrupa Birliği mi, İslam Birliği mi?

Mütecaviz Ehl-i Bida

Hoşgörü Meselesi (Müsamahada Ölçü)

Zülkarneyn Kimdir ?

Ahirzaman Fitneleri-04

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-2

Şahsı Manevi Kuvveti

Son Müceddid

Üç-Dört Adamı Reddedin..

Teali-i İslam Cemiyeti ve Bediüzzaman Said Nursi

Halk Partisi (CHP) Ne Yapmalı?

Ekonomik Kriz Sebeb ve Çareleri

Hukuk Hakkında

İktisadi Krizin Sebep ve Çareleri

Türkiye'nin Terör Meselesi ve Çaresi

Beş Büyük Tehlike ve Çaresi

İnsana Uygun İdare Şekli

Kur'an'ın Haber Verdiği Dokuz Çete Reisi

İngilizler ve Türkler

Nifak Cereyanı Dağıtılmalı

Mürşidlik ve Şahıs Merciiyeti Meselesi

Ahirzaman Fitneleri-03

Amerika Dostluğunun Ehemmiyeti

Üç Mehdi Meselesi ve Hz.İsa'ın (a.s.) Nüzulü

Süfyan Cereyanının Sonu!

Avrupa Birliği meselesi

Zübeyr ve Tahiri Abiler Hakkında Hatıra Notları

Asıl Mehdi Gelmedi mi?

Zübeyir Abi'nin Ehl-i İman ile Münasebeti

1918'den Sonra Ermeniler ve Kürtler

Yüzüncü Yılında 31 Mart Hadisesi-2

Yahudilerin Mahiyeti Nedir ?

Nifak ve Münafıklık

Ramazan-ı Şerif - 2

Dindar Siyasilere Tavsiye ve İkazlar

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Devlet Adamına 7 Mektup-1

Güneş Üflemekle Sönmez

Milletin Halini Nazara Alın

Gazete ve Neşriyat Şartnamesi

Dikdurmak ve Başeğmemek

Adab-ı Muaşeret

Risale-i Nur Sadeleştirilemez

Avrupa Hristiyanlığın Sembolüdür

İslâm Cumhuriyeti, Hilâfet ve Şeriat

Zübeyr Ağabeyin Külliyattan Tesbitli Hususiyetleri

23 Tem­muz 1908'den 23 Temmuz 2007'ye

Örtünme Müdafaası ve Bediüzzaman

Zamanımıza da Bakan Bazı İşaretler

Allahü Ekber Hakikatı (2)

Şuhûr-u Selase (Üç Aylar)

Halkçılar, Irkçılar El Ele.

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı (3)

Bediüzzamandan 7 Mektup

Kör Hissiyat

Süfyan'ın Büyük Deccalden Daha Dehşetli Olduğu

Anayasa Değişikliği Hakkında

Son Müceddid

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı

Bidat ve Şeair'in Mahiyet ve Neticeleri

Ehl-i Kitap

Milliyetçiler, Halkçılarla El Ele Olmamalı !

Din ve Vicdan Hürriyeti

Risale-i Nur Muarızı Yazarların İsnadları Hakkında İlmi Bir Tahlil (1965/2006)

Ahirzamanda Bazı Müslümanların Durumu

Dindar Demokratlar

Ye'cüc ve Me'cüc Kimdir?

"Ümitvar Olunuz"

Zamanımıza Bakan Manalar

Musibetlerde Nokta-i Nazar

Gizli Ene ve Kusurunu Görmek

Marifet-in Nebiyy

Ahirzaman Fitneleri-01

Leyle-i Berat

Cemiyetin Bozulması

Laiklik Hakkında

Ermeni Zulümlerinin Belgesi

Gizli Planlara Dikkat !

1.Dünya Harbinde Ermeniler

Yeni Anayasada Lâiklik Tarifi Nasıl Olmalı

Radyo Televizyonla Yapılan Tahribat

Hadisata Nasıl Bakılmalı

Müslümanlara Atılan İftiralar

Ordu ve Asker

Süfyan'ın Büyük Deccal'dan Eşeddiyeti

Gıybet Hakkında Bir Mektup (Gayr-ı Münteşir)

İslam ve Demokrasi

Üç Mehdi İddiası

Avrupa Hakkında

Nur Merkezi İhtiyacı

Laiklik Nedir

Kadınlarda Haya Duygusu

Yahudi milletinin sonu mu geliyor?

Ekonomik Çöküntü ve Çaresi

Ahlâk Kaideleri

Hristiyanların Necatı

Def'i Mefasid (kötülükleri kaldırmak)

Gizli Komiteler (Örgütler) Dağıtılmalı !

Hükümete Mühim bir Tavsiye

Bediüzzaman Hazretlerinin İttihad-ı İslam Tarifi

Mehdi Hadisleri

Komitelerin İçyüzü

Dindar Demokratlar

Kürd Milleti Hakkında

Yüz Sene Sonra

Mi'rac Hadisesi

Deccaldan Kurtulacağız

Kur'an Talebesi ve Dava Adamı Nasıl Olunur?

Kudsiyetin Hakikatı

Ordu ve Asker Meselesi

Leyle-i Berat

Hükümet İslam Birliğine Çalışmalı

Ahirzamanda İman Durumu

Mehdi Meselesi Hakkında

Ahirzaman Fitneleri-02

Maidet-ül Kur'an'dan

Mehdi ve Mehdiyet

Açık-Saçıklıkla Yapılan Tahribat

Allahü Ekber Hakikatı (1)

Ayasofya İbadete Açılmalı

Dar Daire Hususiyeti

İslam ve Demokrasi

Katliamlar ve Vahşetler

Münafık Cereyanın Tecavüz Planı

Ordu'nun Durumu

İngilizler de İslam Birliğine Taraftar Olacak

İki İddiaya Cevap

Ermeni Meselesi ve Bediüzzaman Said Nursi Şahitliği

Nokta-i Telâkinin Mahiyeti ve Ehemmiyeti

Adalet ve Mahkemeler

Hz. Muhammed Aleyhissalatü Vesselam

Bu Vatan için en büyük tehlikelerden biri... HALK PARTİSİ İKTİDARI



Devlet İçin Fert Feda Edilir mi?

Sep 05 2008
Ramazan-ı Şerif - 3 PDF Yazdır e-Posta
Değerlendirme: / 2
Kötüİyi 
Yazan ittihad ilmi araştırma heyeti   
Friday, 05 September 2008

Risale-i Nurlarda Ramazan-ı Şerifle alâkalı mektuplar

YEDİNCİ ŞUA RAMAZANIN FEYZİYLE YAZILMIŞTIR

Ben Ramazanın feyziyle bu risalenin nurlarına mazhar olmaklığımla beraber, birkaç cihette halim perişan ve birkaç hastalıkla vücudum sarsıldığı bir zamanda acele yazılıp, birinci müsvedde ile iktifa edildi. Hem yazdığım vakit, irade ve ihtiyarım ile olmadığını hissettiğimden, kendi fikrimle tanzim veya ıslah etmeği muvafık görmediğim için bir parça fehmi işkal edecek bir vaziyet aldı.(Şu’alar sh:99)

Kardeşlerim! Âyet-ül Kübra Ramazan'da zuhur ettiği gibi; zannımca Ramazan'da da matbaadan çıktığını, Isparta'ya geldiğini ve Ramazan'da serbestiyetle okunması ve câmilere okutmak için girmesi gibi, bu Ramazan-ı Şerif'te Âyet-ül Kübra'dan çıkan ve bir saat tefekkür bir sene ibadet manasını taşıyan Hizb-i Nuriye Âyet-ül Kübra'dan çıktığı misillü, bizim tesbihatımızda otuzüç defa "Lâ ilahe illallah" Âyet-ül Kübra'nın berekâtı ve feyziyle on dakikada aynı hakikat-ı tevhidi veren iki sahife kadar Ramazan'ın nuruyla kalbe ihtar edildi.

Ben de on dakikada Âyet-ül Kübra'nın tamamını okuyor gibi ve herbir mertebede, mukaddemesinde denildiği gibi Küre-i Arz'ın küllî dili benim hayalen lisanım olup "Lâ ilahe illallah" der; ve denizler ve dağlar, o unsurların ve insan tabakatlarının lisan-ı halleri benim dillerim olup "Lâ ilahe illallah" der diye, ben de herbir "Lâ ilahe illallah" dedikçe, ya bilisan-ı arz, ya bilisan-ı semavat, ya bilisan-ı cevv, ya bilisan-ı anasır derim.. gibi. İnşâallah, sonra size gönderilecek.(Emirdağ Lahikası-I sh:60)

Aziz, sıddık, mübarek kardeşlerim!

Sizin mübarek Ramazanınızı ve Leyle-i Kadrinizi ve bayramınızı bütün ruh u canımızla tebrik ve tes'id ediyoruz. Cenab-ı Erhamürrâhimîn, emsal-i kesîresiyle sizleri müşerref eylesin, âmîn!

Bu Ramazan-ı Şerifte gerçi bir tesmim neticesinde ziyade sıkıntı ve ızdırab çektimse de Cenab-ı Hakk'a hadsiz şükür olsun ki, sabır ve tahammül ihsan eyledi. Ve hastalığın ehemmiyetli sevabı da ızdırabın verdiği gaflet noktalarını izale eyledi. Dualarınız berekâtıyla, bu defa da o tesmimden tam kurtuldum. Fakat verdiği za'fiyet ve sarsıntı, arasıra sıkıntı verir.

Size yazmıştım ki: Nasıl "Hizb-i Nuriye" Risale-i Nur'un ve Âyet-ül Kübra'nın bir hülâsasıdır; öyle de on dakika zarfında Hizb-i Nuriye'nin bir hülâsası, bu Ramazan-ı Şerif'in feyzinden ve Ramazan'da te'lif edilen ve yeni intişar eden Ramazaniye Risalesi olan Âyet-ül Kübra'nın otuzüç mertebe-i vücub u vücud ve tevhid otuzüç elsine-i külliye ile tezahür ettiği gibi; ruh ve hayal ve kalb o noktadan öyle bir inbisat ve inkişaf etti ki, herbir mertebenin söylediği "Lâ ilahe illallah" şehadetini dediğim vakit, o küllî lisan benim oluyor gibi azametli bir tevhid hissettiğimden, "Âyet-ül Kübra" güneş gibi iman nurlarını ruhlara telkin edebilir. Şeksiz şübhesiz kanaat ettim ve gördüm ve İmam-ı Ali'nin (R.A.) ona verdiği ehemmiyetin sırrını bildim.(Emirdağ Lahikası-I sh:69)

Geçen üç sene evvel Ramazan'da te'lif edilen ve yine bu sene Ramazan'da serbest intişar eden Âyet-ül Kübra'nın bir hülâsası olan Hizb-i Nuriye'yi okudum. Fakat bir saatten fazla çekerdi. Birden o hülâsanın da bir hülâsası, on veya onbeş dakika aynı Ramazan'da tezahür etti. Onu okuduğum zaman, bütün Âyet-ül Kübra'yı okuyorum gibi bir inkişafat-ı imaniye ve

تَفَكُّرُ سَاعَةٍ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَةِ سَنَةٍ

sırrına mazhar iki veya üç sahifelik arabiyy-ül ibare okuyorum. Vakit bulamıyorum, kendi kalemimle size yazayım. İnşâallah bir zaman size yazacağım. O parçayı benim gibi anlayanlar, kendisine mahsus nüshalarından ya Âyet-ül Kübra'ya, ya Hizb-ün Nuriye'nin âhirinde yazar, tesbihattan ve duadan sonra otuzüç defa "Lâ ilahe illallah" tesbihatımızın yerinde -yalnız sabah tesbihatında- manasını düşünerek onu okuyabilir. (Emirdağ Lahikası-I sh:88)

Manidardır ki; Âyet-ül Kübra ve Risale-i Nur'un ekser hakikatları, Ramazan'da ve tesbihatında zuhuru gibi; bu Hülâsat-ül Hülâsa, aynen Ramazan'da ve tesbihatta zuhur etti. (Emirdağ Lahikası-I 94)

RAMAZANDA RİSALENİN KIRK DAKİKADA TE’LİFİ

Ondokuzuncu Mektub yüzelli sahifedir. Üçyüzden fazla mu’cizatı, kitablara müracaat edilmeden ezber olarak dağ, bağ köşelerinde dört gün zarfında her gün üçer saat meşgul olmakla mecmuu oniki saatte te’lif edilmesi.. Ramazan Risalesi, kırk dakikada te’lif edilmesi.. Yirmisekizinci Söz, yirmi dakikada te’lif edilmesi.. bast-ı zamanın vukuunu isbat etmiştir.

قَالَ قَائِلٌ مِنْهُمْ كَمْ لَبِثْتُمْ قَالُوا لَبِثْنَا يَوْمًا اَوْ بَعْضَ يَوْمٍ

âyeti tayy-ı zamanı gösterdiği gibi

اِنَّ يَوْمًا عِنْدَ رَبِّكَ كَاَلْفِ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ

âyeti de bast-ı zamanı gösterir. (Mesnevi Nuriye sh.197)

RAMAZAN ORUCU KEFARETİ

Aziz, sıddık, müdakkik kardeşim Re'fet Bey!

Sorduğun suale en kolay ve ruhsatlı cevab senin cevabındır. Mülteka Şerhi Damad'ın ve Merak-ul Felah ikisi demişler: İki Ramazan için bir keffaret kâfidir. Müteaddid vakıalara bir keffaret kifayet eder. Çünki tedahül vardır. Ve هُوَ الصَّحِيحُ demişler. Hakikat nokta-i nazarında bu mes'elede azimet var, ruhsat var. Azimet hali, kuvveti müsaid ise, her Ramazan için ayrı bir keffaret var. Fakat ruhsat ciheti, tedahül sırrına binaen müteaddid Ramazan için bir keffaret farz, ayrı ayrı keffaret müstehab derecesinde kalır. Bu keffarette mana-yı ukubetle mana-yı ibadet ikisi dahi münderic olduğu için, hem kerhen icbar edilmeyecek, hem tedahül eder.(Barla Lahikası sh:351)

RAMAZAN ORUCUNA HÜRMETSİZLİK SEBEBİYLE GELEN TOKAT

Birinci Sual: Bu büyük zelzelenin maddî musibetinden daha elîm manevî bir musibeti olarak, şu zelzelenin devamından gelen korku ve me'yusiyet ekser halkın ekser memlekette gece istirahatını selbederek dehşetli bir azab vermesi nedendir?

Yine manevî cevab: Şöyle denildi ki: Ramazan-ı Şerifin teravih vaktinde kemal-i neş'e ve sürur ile sarhoşçasına gayet heveskârane şarkıları ve bazan kızların sesleriyle radyo ağzıyla bu mübarek merkez-i İslâmiyetin her köşesinde cazibedarane işittirilmesi, bu korku azabını netice verdi. (Sözler sh:171)

Yedinci Sual: Bu hâdise-i arziye, bu memleketin ahali-i İslâmiyesine bakması ve onları hedef etmesi, ne ile anlaşılıyor ve neden Erzincan ve İzmir taraflarına daha ziyade ilişiyor?

Elcevab: Bu hâdise, hem şiddetli kışta, hem karanlıklı gecede, hem dehşetli soğukta, hem Ramazanın hürmetini tutmayan bu memlekete mahsus olması; hem tahribatından intibaha gelmediklerinden, hafifçe gafilleri uyandırmak için, o zelzelenin devam etmesi gibi çok emarelerin delaletiyle bu hâdise ehl-i imanı hedef edip, onlara bakıp namaza ve niyaza uyandırmak için sarsıyor ve kendisi de titriyor. (Sözler sh:175)

Endişeli Sual: Bu âhirzaman fitnesinde, açlık ehemmiyetli bir rol oynayacak. Onunla ehl-i dalalet, bîçare aç ehl-i imanı derd-i maişet içinde boğdurup, hissiyat-ı diniyeyi ya unutturup, ya ikinci, üçüncü derecede bırakmağa çalışacak diye, rivayetlerden anlaşılıyor. Acaba, herşeyde hattâ kahr azabında ehl-i iman ve masumlar için bir vech-i rahmet ve kader-i İlahî cihetinde adalet olduğu, bunda ne tarzda olur? Ve ehl-i iman, hususan Risale-i Nur talebeleri bu musibete karşı iman ve âhiret hesabına ne cihetle istifade edip, nasıl davranacaklar ve mukavemet edecekler?

Elcevab: Şu musibetin en ehemmiyetli sebebi; küfran-ı nimet ve şükürsüzlük ve nimet-i İlahiyenin kıymetini takdir etmemeklikten gelen bir isyan olduğundan, Âdil-i Hakîm nimetinin hususan gıda kısmının, hususan hayat noktasında en büyük nimet olan ekmeğin hakikî lezzetini ve çok ehemmiyetli kıymetini ve nimetiyet noktasında fevkalâde derecesini göstermekle, hakikî şükre sevketmek hikmetiyle, Ramazan gibi riyazet-i diniyeye riayet etmeyen şükürsüz insanlara bu musibeti verip, aynı hikmet için adalet etmiş.

Ehl-i iman, ehl-i hakikat, hususan Risale-i Nur talebelerinin vazifesi; bu musibetli açlığı, Ramazan riyazet-i diniyesinin tarzındaki açlık gibi vesile-i iltica ve nedamet ve teslimiyet yapmağa çalışmaktır. (Kastamonu Lahikası sh:140)

İkinci Nokta: Bu dehşetli ihtikârdan çıkan kaht u galâ ve açlık ve zaruret, yaşamak damarını şiddetle yaralandırıyor. Bu yara, hissiyat-ı ulviye-i diniyeyi bir derece susturmaya vesile olup, ehl-i dalalete yardım ediyor. Herkes midesini düşünmeye başlıyor. Kalb, hakikatten ziyade ekmeği düşünüp hayata, yaşamağa yardıma koşup, vazife-i hakikiyesini ikinci derecede bırakır. Buna karşı Risale-i Nur'un şakirdleri bir uzun Ramazan nazarıyla bakıp, keffaret-üz zünub ve bir riyazet-i şer'iyeye çevirebilirler. Alenen nakz-ı sıyamla Ramazanın hürmetini kıran bedbahtlara gelen o musibet, masumları da incitir. Fakat Risale-i Nur şakirdleri ve masumları, o musibeti lehlerine döndürüp, hayırlı bir riyazete kalbederler. Kanaat ve iktisadla karşılarlar.(Kastamonu Lahikası sh:193)

Bu çeşit kazaların bir sebebi, beşerin çirkin bir hatası bulunmasından, bu Ramazan-ı Şerif'in hürmetini ve kıymetini muhafaza etmek ve Nurları himaye etmeye, her yerden ziyade Nurların menbaı ve medresesi olan Isparta borçludur ve vazifesidir. Ve sefahetlere karşı şeair-i İslâmiyeyi muhafaza etmekle mükelleftir. (Emirdağ Lahikası-I sh:175)

Biri sordu:

– Musibet, cinayetin neticesi, mükâfatın mukaddemesidir. Hangi fiilinizle Kadere fetva verdiniz ki şu musibetle hükmetti. Musibet-i âmme, ekseriyetin hatasına terettüb eder. Hâzırda mükâfatınız nedir?

Dedim:

– Mukaddemesi, üç mühim erkân-ı İslâmiyedeki ihmâlimizdir: Salât, Savm, Zekât. Zira, yirmi dört saatten yalnız bir saati, beş namaz için Hâlık Taalâ bizden istedi. Tenbellik ettik. Beş sene yirmi dört saat talim, meşakkat, tahrik ile bir nevi namaz kıldırdı. Hem senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi. Nefsimize acıdık. Keffareten beş sene oruç tutturdu. On'dan, kırktan yalnız biri, ihsan ettiği maldan zekât istedi. Buhl ettik, zulmettik. O da bizden müterâkim zekâtı aldı.(Tarihçe-i Hayat sh:133)

ORUÇ TUTMAYAN BİR DOKTORA HZ. ÜSTAD KENDİNİ MUAYENE ETTİRMEDİ

“Yine bu hastalığın letaifindendir ki; üstadımızın hiç sesi çıkmıyordu, konuşamıyordu. Hiç beklenilmeden, bir iftar vaktinde bir doktor geldi, elini tuttu. Üstadımız dedi ki: "Ben hastalığımı muayene ettirmem, ben hekimlere muhtaç değilim. Hekim, Cenab-ı Hak'tır." Birden canlandı, sesi çıkmağa başladı. Güya kendisi bir doktor şeklini aldı. Doktor ise, hasta vaziyetine girdi. Doktora ehemmiyetli bir mektub okudu, doktorun derdine deva olacak bir ilâç oldu. Sonra top atıldı. Doktora dedi ki: "Burada iftar et." Doktor dedi ki: "Bugün kusur etmişim, oruç tutamadım" demesiyle çok hayret ettiğimiz üstadımızın vaziyeti, orucunu bozmuş bir doktorun tıb noktasında hâkimane vaziyetini kabul etmediği için o vaziyet ona verildiğini bildik.” (Kastamonu Lahikası sh: 99)

ORUÇ TUTAN ÇOCUKLARIN MÜKÂFAATI

Sarih âyet وِلْدَانٌ tabiri ifade eder ki, feraiz-i şer'iyeyi yapmağa mecbur olmayan ve mesnuniyet cihetiyle de yapmayan ve kabl-el büluğ vefat eden çocuklar Cennet'e lâyık ve sevimli çocuk olarak kalacaklar. Fakat şer'an yedi yaşına gelen çocuğa namaz gibi farzlara peder ve vâlideleri onları alıştırmak için, teşvikkârane emretmek ve on yaşına girse şiddetle namaz kıldırmak ve alıştırmak şeriatta var. Demek vâcib olmadığı halde, nafile nev'inden yedi yaşından hadd-i büluğa kadar büyükler gibi namaz kılıp, oruç tutan çocuklar, mütedeyyin büyükler gibi büyük mükâfatı görmek için otuzüç yaşında olacaklar. (Emirdağ Lahikası-II sh:66)

ORUCU BAL İLE AÇMAK

“Kaideme ve düstur-u hayatıma muhalif bir surette, bir talebem iki buçuk okkaya yakın bir balı, bana hediye kabul ettirmeye ısrar etti. Ne kadar kaidemi ileri sürdüm, kanmadı. Bilmecburiye, yanımdaki üç kardeşime yedirmek ve Şaban-ı Şerif ve Ramazanda o baldan iktisad ile otuz kırk gün üç adam yesin ve getiren de sevab kazansın ve kendileri de tatlısız kalmasın diyerek, "Alınız" dedim. Bir okka bal da benim vardı. O üç arkadaşım, gerçi müstakim ve iktisadı takdir edenlerdendi. Fakat her ne ise, birbirine ikram etmek ve herbiri ötekinin nefsini okşamak ve kendi nefsine tercih etmek olan bir cihette ulvî bir haslet ile iktisadı unuttular. Üç gecede iki buçuk okka balı bitirdiler. Ben gülerek dedim: "Sizi, otuz kırk gün o bal ile tadlandıracaktım. Siz, otuz günü üçe indirdiniz. Âfiyet olsun." dedim. Fakat, ben kendi o bir okka balımı iktisad ile sarfettim. Bütün Şaban ve Ramazanda hem ben yedim, hem lillahilhamd o kardeşlerimin her birisine iftar vaktinde birer kaşık* verip, mühim sevaba medar oldu. (Lemalar sh:143)

Son Güncelleme ( Wednesday, 26 August 2009 )
 
< Önceki   Sonraki >

Vecizeler

Hadis meali: Cenab-ı Allah şu ümmetin (ümmet-i Muhammed A.S.M.) üstünde hem Deccal’ın kılıncını hem de büyük harb kılıncını beraber cem’etmeyecektir. (Melhame-i kübra olan İkinci Harb-i Umumî hırpala­madığı işaretiyle, İs­lâmlar içinde bir Deccal, âlem-i İslâm’ı başka bir tarzda hırpalayacak.)

Said Nursî R.A.
Tefekkürname sh: 287

Sayaç

Bugün220
Dün286
Bu Hafta506
Bu Ay1942
Tümü263441