Menu Content/Inhalt
Anasayfa arrow Güncel Konular arrow Güncel Konular Bölümü arrow Hoşgörü Meselesi (Müsamahada Ölçü)

Hicrî Takvim

ittihad.com.tr ittihad.com.tr - Hoşgörü Meselesi (Müsamahada Ölçü)

Güncel Konular

Hukuk Hakkında

Üç-Dört Adamı Reddedin..

Nifak ve Münafıklık

Bu Vatandaki Gizli Komiteler

Dindar Demokratlar

Kürd Milleti Hakkında

Avrupa Birliği mi, İslam Birliği mi?

Def'i Mefasid (kötülükleri kaldırmak)

Dar Daire Hususiyeti

Sarıklı Genç

Son Müceddid

Avrupa Birliği meselesi

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Devlet Adamına 7 Mektup-1

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-3

Peygamberimize (asm) hergün beş defa biatımızı tecdid ediyoruz

Mürşidlik ve Şahıs Merciiyeti Meselesi

Üç Mehdi Meselesi ve Hz.İsa'ın (a.s.) Nüzulü

Nifak Cereyanı Dağıtılmalı

Ahirzamanda Bazı Müslümanların Durumu

Zülkarneyn Kimdir ?

Kurban Bayramındaki Sır

Küçük Deccal Büyük Deccal Kavramları

Ye'cüc ve Me'cüc Kimdir?

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı (2)

Zamanımıza Bakan Manalar

Tesettürde Şer'i Ölçüler

Avrupa Fikir Hayatının İslama Aykırılığı

Kör Hissiyat

Ekonomik Kriz Sebeb ve Çareleri

Risale-i Nur Muarızı Yazarların İsnadları Hakkında İlmi Bir Tahlil (1965/2006)

Allahü Ekber Hakikatı (3)

Nur Talebeleri Ergenekon'a Nasıl Bakmalı ?

Mehdi Hadisesi ve İseviler Mektubu (Gayr-ı Münteşir)

İngilizler de İslam Birliğine Taraftar Olacak

23 Tem­muz 1908'den 23 Temmuz 2007'ye

Gazete Şartnamesi ve Zübeyir Gündüzalp (1968-1971)

Gizli Komiteler (Örgütler) Dağıtılmalı !

Yeni Anayasada Lâiklik Tarifi Nasıl Olmalı

Din Düşmanları ve Planları

Asıl Mehdi Gelmedi mi?

Anarşi Belası

Ekonomik Çöküntü ve Çaresi

Dindar Siyasilere Tavsiye ve İkazlar

Geniş Daire Hizmetleri

Mehdi Hadisleri

Yahudilerin İçyüzü

Milletin Halini Nazara Alın

Ahirzaman Fitneleri-03

Lahika Mektubu İddiasına Cevap

Avrupa Hristiyanlığın Sembolüdür

Ahirzaman Fitnesinden Uzak Durmak

Adalet ve Mahkemeler

İslam ve Demokrasi

Meclis'e (TBMM) Tavsiye ve İkazlar

Gıybet Hakkında Bir Mektup (Gayr-ı Münteşir)

Bütün Okullarda Din Dersleri Okutulmalıdır

Zübeyr ve Tahiri Abiler Hakkında Hatıra Notları

Şahsı Manevi Kuvveti

Rahmet Rahmet Yağdın Âleme

Tuzakları Bozalım Derken Tuzağa Düşmek

Zübeyr Ağabeyin Külliyattan Tesbitli Hususiyetleri

İslam İlerleme Vesilesidir

Allahü Ekber ve Kurban Bayramı

İngilizler ve Türkler

Deccal Komitesi ve İktidar Partisi

Cemiyetin Bozulması

Yüzüncü Yılında 31 Mart Hadisesi

İki İddiaya Cevap

Mehdi ve Mehdiyet

Feveran

Marifet-in Nebiyy

Ramazan-ı Şerif - 3

Ordu ve Asker Meselesi

1918'den Sonra Ermeniler ve Kürtler

Hadisata Nasıl Bakılmalı

Mütecaviz Ehl-i Bida

Ahirzaman Fitneleri-04

Şuhûr-u Selase (Üç Aylar)

Dersim Hadisesi ve Said Nursi

İki Cereyan

Geniş Daire Hizmeti

Nokta-i Telâkinin Mahiyeti ve Ehemmiyeti

Zina İsnadı Hakkında Şeriatın Hükmü

Adab-ı Muaşeret

Ramazan-ı Şerif-1

İktidar Partisine Tavsiye ve İkazlar

Süfyan Cereyanının Sonu!

Zübeyir Abi'nin Ehl-i İman ile Münasebeti

Milliyetçiler, Halkçılarla El Ele Olmamalı !

DECCAL İLE BERABERLİK TEHLİKESİ

Ermeni Zulümlerinin Belgesi

Dindar Demokratlar

Örtünme Müdafaası ve Bediüzzaman

Laiklik Hakkında

Gizli İfsad Komitesi ve Süfyaniyet

İslam ve Demokrasi

Beş Büyük Tehlike ve Çaresi

Ordu'nun Durumu

Mehdi Meselesi Hakkında

Ahlâk Kaideleri

Avrupa Hakkında

Hristiyanların Necatı

Kitab-ı Kainatı Okumak Mesleği

Dikdurmak ve Başeğmemek

Devlet İçin Fert Feda Edilir mi?

"Red başka, kabul etmemek başkadır."

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı (3)

Risale-i Nurun 27. Mektubu Lahikalar Bölümü Abdülkadir BADILLI

Ordu ve Asker

Teali-i İslam Cemiyeti ve Bediüzzaman Said Nursi

Ramazan-ı Şerif - 2

Meşrutiyet (Demokratlık) ve Günümüz Anayasası

Üç Mehdi İddiası

Gizli Ene ve Kusurunu Görmek

Kur'an'ın Haber Verdiği Dokuz Çete Reisi

Münafık Cereyanın Tecavüz Planı

Açık-Saçıklıkla Yapılan Tahribat

Hoşgörü Meselesi (Müsamahada Ölçü)

1.Dünya Harbinde Ermeniler

Maidet-ül Kur'an'dan

Komitelerin İçyüzü

Halk Partisi Hakkında

Mi'rac Hadisesi

Geçim Derdi ve Dini Hayat ve Hükümet

Gizli Planlara Dikkat !

İktisadi Krizin Sebep ve Çareleri

Hz. Üstadın Demokratlar Devrine Bakışı

Hükümete Mühim bir Tavsiye

Anayasa Değişikliği Hakkında

Anarşi-Terör Sebep ve Çareleri

Ortalığı Karıştıracak Neşriyatlar

Gazete ve Neşriyat Şartnamesi

Yüz Sene Önce Ekilen Tohumların Sümbüllenmesi

Son Müceddid

Halk Partisi (CHP) Ne Yapmalı ?

Türkiye'nin Terör Meselesi ve Çaresi

Amerika Hakkında Bir Mektup

Süfyan'ın Büyük Deccalden Daha Dehşetli Olduğu

Yahudilerin Mahiyeti Nedir ?

Süfyan'ın Büyük Deccal'dan Eşeddiyeti

Kadınlarda Haya Duygusu

Süfyaniyetin Rükünleri Kimler?

Bu Vatan için en büyük tehlikelerden biri... HALK PARTİSİ İKTİDARI

Musibetlerde Nokta-i Nazar

Din ve Vicdan Hürriyeti

Maidet-ül Kuran ve Hazinet-ül Bürhan

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-2

Hz. Muhammed Aleyhissalatü Vesselam

İnsana Uygun İdare Şekli

Ahirzaman Fitneleri-01

Allahü Ekber Hakikatı (2)

Ermeni Meselesi ve Bediüzzaman Said Nursi Şahitliği

Laiklik Nedir

Keyfi İdare Anlayışı ve Bediüzzaman

Kim Demokrat

Siyasi Muvaffakiyet

Ayasofya İbadete Açılmalı

Ölmüş Gitmiş ve Hükümetten Alakası Kesilmiş Şahıs (Yaşanmış)

Deccaldan Kurtulacağız

Müslümanlara Atılan İftiralar

Askerler Siyasete Karışmalı mı?

Kadir Gecesi

Halkçılar, Irkçılar El Ele.

Nur Merkezi İhtiyacı

Bidat ve Şeair'in Mahiyet ve Neticeleri

Kudsiyetin Hakikatı

Allahü Ekber Hakikatı (1)

Yüzüncü Yılında 31 Mart Hadisesi-2

Garip Bir İddia

Hükümet İslam Birliğine Çalışmalı

Adalet Nasıl Sağlanır?

Yüz Sene Sonra

Leyle-i Berat

Ahirzaman Fitneleri-02

İslâm Cumhuriyeti, Hilâfet ve Şeriat

Bediüzzamandan 7 Mektup

Faiz Sistemi, Bankalar ve Dünyanın Hali

Bediüzzaman Hazretlerinin İttihad-ı İslam Tarifi

Kur'an Talebesi ve Dava Adamı Nasıl Olunur?

Risale-i Nur Sadeleştirilemez

Ahirzamanda İman Durumu

Güneş Üflemekle Sönmez

Yahudi milletinin sonu mu geliyor?

Hakiki İrtica Nedir?

Amerika Dostluğunun Ehemmiyeti

Fitneden Teyakkuz Dersi

Radyo Televizyonla Yapılan Tahribat

Halk Partisi (CHP) Ne Yapmalı?

Sabır ve Cihad Kahramanlığı

"Ümitvar Olunuz"

Adab-ı İslamiye

Katliamlar ve Vahşetler

Leyle-i Berat

Bediüzzaman Hazretlerinden Yedi Mektup-4

Deccaliyetin Büyük İfsadatı

II. Meşrutiyetin 100. yılı 23 Temmuz 1908 / 23 Temmuz 2008

İslam Kahramanı Milletimiz

Başörtüsü Şeair-i İslamiyedendir

Ehl-i Kitap

Türkiye'de Laiklik Serüveni



Zamanımıza da Bakan Bazı İşaretler

Jan 27 2008
Hoşgörü Meselesi (Müsamahada Ölçü) PDF Yazdır e-Posta
Değerlendirme: / 2
Kötüİyi 
Yazan ittihad ilmi araştırma heyeti   
Sunday, 27 January 2008
“Tolerans” veya “hoşgörü” diye de ifade edilen ve dinimizde güzel ahlâktan olan müsamahayı; “dinî esaslardan taviz verip fedakârlık etme” şeklinde anlamak doğru değildir. Zira hukukullahtan, hukuk-u umumiyeden taviz vermeye ve müsamaha göstermeye kimsenin salahiyeti yoktur.
Evet, müsamaha (tolerans) sözü, birinin şahsi hatalarını yüzüne vurup utandırmadan, başkalarının yanında onu mahcub etmeden, sabır ve anlayışla kusurunu telafi etmesine imkân sağlamak manasına gelir ki; bu, güzel ahlâktan olup şahsî hukuka bakar.

Nitekim Hazret-i Aişe validemiz, Efendimizin müsamahasını anlatırken şahsî hiçbir mes’elesinden, uğradığı zararlardan dolayı kimseleri incitmediğini, kimseden intikam almaya kalkmadığını belirttikten sonra der ki:

“Allah’a ait bir hak ayaklar altında çiğnenirse onu hiç affetmez, hemen o kimseden Allah adına intikam alırdı.”
(Müslim, Fedail, 79)

Diğer bir rivayette de Peygamberimiz (A.S.M.) şöyle buyuruyorlar:

“Bid’at ve kötülüklere yol açıp doğru yoldan sapıtan önderlerden ümmetim için endişeleniyorum.”
(Tirmizi, Fiten 51; Ebu Davud, Fiten 1; İbn-i Mace, Fiten 9)

Bir din adamının bid’alar içinde bulunması şöyle dursun, başkasının kendisi hakkında sû’-i zanda bulunmasına sebebiyet verecek hallerden şiddetle kaçınması icab eder.

Bilhassa bir cemaat namına umuma görünüp, o cemaatı ittiham altına bırakacak olan yanlış ve hatalı hareketlerde bulunmanın; cemaatın şahs-ı manevîsine zarar vereceğini hatırlatan Bediüzzaman Hazretleri diyor ki:

«Bu zamanda, hususan kırk-elli sene sonra seyyie, fenalık işleyenin üstünde kalmaz. Belki milyonlar nüfus-u İslâmiyenin hukuklarına tecavüz olur. Kırk-elli sene sonra çok misalleri görülecek.» (Hutbe-i Şamiye sh:55)

UMUMİ HUKUKA TECAVÜZ HOŞGÖRÜLEMEZ

Risale-i Nur eserlerinde afv ve müsamaha, şahsî ve umumî haklara göre değerlendirilir. Şahsî haklarda afv ve müsamaha güzel karşılanırken; umumî haklarda afv, zâlime yardım mânasında vasıflanıp deniliyor ki:

«Bu asırdaki ehl-i İslâmın fevkalâde safderunluğu ve dehşetli canileri de âlicenabane affetmesi ve birtek haseneyi, binler seyyiatı işleyen ve binler manevi ve maddi hukuk-u ibadı mahveden adamdan görse, ona bir nevi tarafdar çıkmasıdır. Bu suretle ekall-i kalil olan ehl-i dalalet ve tuğyan, safdil tarafdar ile ekseriyet teşkil ederek, ekseriyetin hatasına terettüb eden musibet-i ammenin devamına ve idamesine, belki teşdidine kader-i İlahiyeye fetva verirler; biz buna müstehakız derler.

Evet elması bildiği (âhiret ve iman gibi) halde, yalnız zaruret-i kat’iye suretinde şişeyi (dünya ve mal gibi) ona tercih etmek ruhsat-ı şer’iye var; yoksa küçük bir ihtiyaçla veya heves ile veya tama’ ve hafif bir korku ile tercih edilse, eblehane bir cehalet ve hasarettir, tokada müstehak eder. Hem âlicenabane affetmek ise yalnız kendine karşı cinayetini affedebilir. Kendi hakkından vazgeçse hakkı var; yoksa başkalarının hukukunu çiğneyen canilere afuvkârane bakmağa hakkı yoktur, zulme şerik olur...» (Kastamonu Lâhikası sh:25)

Evet «Ferd mütekellim-i vahde olsa, müsamahası ve fedakârlığı amel-i sâlihtir; mütekellim-i maal-gayr olsa hıyanettir, amel-i talihtir.» (Mektubat sh: 477)

Demek ki hukuk-u âmmeye ve ahkâm-ı diniyeye taalluk eden suç veya haklarda müsamaha ve afv olamaz. Zâlimlerin zulmü hukukta affedilmediği gibi, itikadiyatta da küfür cinayetinin affedilmiyeceği şöyle izah ediliyor:

«Nasıl bin masumların hukukunu çiğneyen bir zâlimi cezalandırmak ve yüz mazlum hayvanları parçalayan bir canavarı öldürmek, adalet içinde mazlumlara bin rahmettir. Ve o zâlimi affetmek ve canavarı serbest bırakmak, birtek yolsuz merhamete mukabil yüzer biçarelere yüzer merhametsizliktir. Aynen öyle de: Cehennem hapsine girenlerden olan kâfir-i mutlak, küfrüyle hem esma-i İlahiyenin hukukuna inkâr ile tecavüz; hem o esmaya şehadet eden mevcudatın şehadetlerini tekzib ile hukuklarına tecavüz ve mahlukatın o esmaya karşı tesbihkârane yüksek vazifelerini inkâr etmekle hukuklarına tecavüz ve kâinatın gaye-i hilkati ve bir sebeb-i vücudu ve bekası olan tezahür-ü rububiyet-i İlahiyeye karşı ubudiyetlerle mukabelelerini ve âyinedarlıklarını tekzib ile hukukuna bir nevi tecavüz ettiği haysiyetiyle öyle azîm bir cinayet, bir zulümdür ki affa kabiliyeti kalmaz.» (Şualar sh: 230)

Evet «Kâfir ve münafıkların Cehennem’de yanmalarını ve azab ve cihad gibi hâdiseleri kendi şefkatına sığıştırmamak ve tevile sapmak, Kur’anın ve edyan-ı semaviyenin bir kısm-ı azîmini inkâr ve tekzib olduğu gibi, bir zulm-ü azîm ve gayet derecede bir merhametsizliktir.

Çünki masum hayvanları parçalayan canavarlara himayetkârane şefkat etmek, o biçare hayvanlara şedid bir gadir ve vahşi bir vicdansızlıktır. Ve binler müslümanların hayat-ı ebediyelerini mahveden ve yüzer ehl-i imanın sû-i akibetine ve müdhiş günahlara sevkeden adamlara şefkatkârane tarafdar olmak ve merhametkârane cezadan kurtulmalarına dua etmek, elbette o mazlum ehl-i imana dehşetli bir merhametsizlik ve şeni’ bir gadirdir.» (Kastamonu Lâhikası sh: 75)

O halde afv ve müsamahanın amel-i sâlihten sayıldığı makamları olduğu gibi, meşru olmayıp mes’uliyet getiren kısmı da vardır. Bu kısımları da şeriat tayin eder ve etmiştir.

BİD’ALARA MÜSAMAHA CAİZ DEĞİLDİR

İşte bu ve buna benzer daha pekçok şiddetli ifadeler, müsamahanın caiz olmayan kısmını apaçık şekilde bildirir. Bir müslümanın yaşayışına örnek tutacağı tek hayat yolu da şöyle nazara veriliyor:

«Sünnet-i Seniye, edebdir. Hiçbir mes’elesi yoktur ki, altında bir nur, bir edeb bulunmasın! Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş:

اَدَّبَنِى رَبِّى فَاَحْسَنَ تَاْدِيبِى Yani: “Rabbim bana edebi, güzel bir surette ihsan etmiş, edeblendirmiş.” Evet siyer-i Nebeviyeye dikkat eden ve Sünnet-i Seniyeyi bilen, kat’iyyen anlar ki: Edebin enva’ını, Cenab-ı Hak habibinde cem’etmiştir. Onun Sünnet-i Seniyesini terkeden, edebi terkeder. بِى اَدَبْ مَحْرُومْ بَاشَدْ اَزْ لُطْفِ رَبْ kaidesine mâsadak olur, hasaretli bir edebsizliğe düşer.» (Lem’alar sh: 54)

NETİCE

Kur’anda; kâfir, münafık, fâsık ve onlara benzer insanlara bakan: (4:89), (9:23, 73), (58:22), (60:1, 2) ve emsali pek çok âyât vardır. Bu âyetler mezkûr evsaftaki insanlara dostluğu yasakladığı gibi makamlarına göre onlara muhalefet etmeyi de ihtar eder. Yani dinimizde memduh olan müsamaha ve afv, liyakata göredir, mutlak değildir. Bu liyakatı da ancak büyük imamlar tayin ederler ve etmişlerdir. Şahsî anlayış ve meyillere göre ve tevillerle hareket edilemiyeceği de zâhirdir.

Bahsimiz münasebetiyle, birkaç hadîs meallerini, zamanımızın bid’atkâr hâdiselerine çok ciddi baktığı cihetle; ibret, teyakkuz ve lâkaydlıktan kurtulmakla, vazife şuuru ve mes’uliyetine sahib olmak makamında aşağıya alıyoruz:

«Sizden kim (sünnetimize uymayan) bir münker görürse (seyirci kalmayıp) onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse, lisanıyla düzeltsin. Buna da gücü yetmezse, kalbiyle buğzetsin. Bu kadarı, imanın en zayıf mertebesidir.» [Ebu Davud; Melahim 17, (4340); Müslim, İman 78, (49); Ebu Davud; Salât-ül İydeyn 248, (1140); Tirmizî, Fiten 20, (4013)]

«Benden önce Allah’ın gönderdiği her peygamberin mutlaka ümmetinden havarileri ve arkadaşları olmuştur. Bunlar onun sünnetiyle amel ederler, emirlerini de yerine getirirlerdi. Sonra bu peygamberlerin ardından öylesi kötüler zuhur etmişti ki; yapmadıklarını söyleyip, kendilerine emredilmeyeni de yapmışlardır. Kim bu güruhla, eliyle mücahede ederse mü’mindir. Kim onunla diliyle mücahede ederse, o da mü’mindir. Kim de onlarla kalbiyle mücahede ederse, o da mü’mindir. Bunun gerisinde, artık zerre miktar iman yoktur.»

Açıklama: İşlenen bir kötülük (münker) karşısında, mü’min, şartlara göre mutlaka bir tavır alacaktır. Eliyle müdahale ettiği taktirde halledebileceği, müessir olabileceği bir durumsa eliyle; sözle faydalı olabilecekse diliyle müdahale edecektir. Her ikisi de fayda vermeyecek bir durumda ise, kalben buğzederek tarafdar olmadığını belirtecektir. Bunu da yapmazsa, o münkeri hoş görüyor demektir. Bu, elbette imanla bağdaşmaz. [Müslim, İman 80, (50)]

«Yine İbnu Mes’ud (Radıyallahu Anh) anlatıyor. Hz. Peygamber (Aleyhissalâtü Vesselâm) buyurdu ki: “İsrailoğulları bir kısım günahlar işlemeye başlayınca, âlimleri onları bu işlerden men’ettiler. Ancak onlar dinlemediler, vazgeçmediler. Zamanla âlimler de onlarla oturmaya, dayanışmaya ve beraber içmeye başladılar. Allah da bunun üzerine, berikinin dalaletini öbürüne katarak, biriyle diğerinin küfrünü artırdı. “Davud’un ve Meryem oğlu İsa’nın diliyle onları lanetledi…» (Maide 78)

Sonra ayakta bulunan Resulullah (Aleyhissalâtü Vesselâm) oturarak sözünü tamamladı: “Hâyır, nefsimi kudret elinde tutan Zât’a yemin ederim, onları hak adına kötülüklerden men’etmezseniz (siz de rızaya eremezsiniz.)”» [Ebu Davud, Melahim 17, (4336); Tirmizî, Tefsir, Maide (3050), ibnu Mace, Fiten 20, (4006)]

Kays İbnu Ebî Hâzım anlatıyor: «Hz. Ebu Bekir (Radıyallahu Anh) Cenab-ı Hakk’a hamd ü senadan sonra buyurdu ki: “Ey insanlar! Sizler şu âyeti okuyor ve fakat yanlış anlıyorsunuz: "Ey iman edenler, siz kendinize bakın. Doğru yolda iseniz, sapıtan kimse size zarar veremez." (Maide 105). Biz Hz. Peygamber (Aleyhissalâtü Vesselâm)ın: "İnsanlar, zâlimi görüp elinden tutmazlarsa (mani’ olmazlarsa), Allah’ın, hepsine ulaşacak umumi bir belâ göndermesi yakındır" dediğini işittik.” Keza ben, Resulullah (Aleyhissalâtü Vesselâm)ın: "İçlerinde kötülükler işlenen bir cemiyet, bu kötülükleri bertaraf edecek güçte olduğu halde seyirci kalır, müdahale etmezse, Allah’ın hepsini saran umumi bir belâ göndermesi yakındır" dediğini işittim.”» [Ebu Davud, Melahim 17, (4338); Tirmizî, Tefsir, Maide (3059), Fiten 8 (2169); İbnu Mace, Fiten 20 (4005)]

Urs İbnu Amîre el-Kindî (Radıyallahu Anh) anlatıyor:

«Hz. Peygamber (Aleyhissalâtü Vesselâm) buyurdular ki: “Yeryüzünde bir kötülük işlendiği vakit, ona şâhid olan bunu takbih ederse (kötü olduğunu teyid ederse), o kötülüğü görmemiş gibi zararından kurtulur. O kötülüğe şâhid olmadığı halde, işittiği zaman memnun kalan kimse, sanki şâhid olmuş gibi manen zarar görür.”» [Ebu Davud, Melahim 17, (4345).» (Kütüb-ü Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, c:2 sh:375-380, Akçağ Yay., 1988 Ankara)]

Bu beyan olunan hakikatlar gibi pek çok şer’î ölçüler müvacehesinde: Fâsıkların fısk u sefahetlerine müsamaha namı altında yapılan onlarla ihtilat ve lehte telkinlerin neticesi, oldukça düşündürücüdür...

Son Güncelleme ( Thursday, 31 January 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >

Vecizeler

İhtilaf u tefrika endişesi
Kûşe-i kabrimde hattâ bîkarar eyler beni.
İttihadken savlet-i a’dayı def’e çaremiz
İttihad etmezse millet, dağıdar eyler beni...

Sultan Selim

Sayaç

Bugün98
Dün300
Bu Hafta1347
Bu Ay2783
Tümü264282