Jan
30
2012
|
Yazan ittihad ilmi araştırma heyeti
|
|
Monday, 30 January 2012 |
BİTMEYEN BİR HASTALIK: RİSALE-İ NURLARI SADELEŞTİRME
Risale-i Nurları sadeleştirme arzusu yıllardır birçok yazarın, edebiyatçının ve hocaefendilerin iştihasını kabartmaktadır. Çünkü risalelerdeki hakikatler insanları celbetmektedir. Kendi dağarcığında sadece kendi kazandığı beşeri ilmi bulunan meşhur hocalar ve muharrirlerden bazıları bu sahaya el atmak ve Risale-i Nurlar vasıtasıyla etrafına adam toplamak iştihasındadırlar.
Fakat bu sefer karşılarına Risale-i Nurun o eşsiz üslûbu ve tarz-ı ifadesi ve kendine mahsus anlatım tarzı çıkmaktadır. Bu meşhur zevat iki tercihle karşı karşıya kalmaktadır.
Birisi: Aynı üslûbu ve tarz-ı ifadeyi korumak ve hakikatlere ayinedarlık yapmak. Diğeri: Bu hakikatleri kendi anlayışlarına dökmek ve kendi tarz-ı ifadeleriyle anlatmak.
Birinci tercihte kendileri görünmüyorlar doğrudan Risale-i Nurlar ve Üstad Bediüzzaman Hazretleri görünüyor. Bunu enaniyetli hocalara ve muharrirlere kabul ettirmek kolay görünmüyor. Bu meşhur “Hocaefendiler” ikinci yolu tercih ederek kendi şöhretlerine gölge etmeden Risale-i Nurlardan istifade etmek ve istimal etmek istiyorlar.
Bu durumda da hakikatler inciniyor, eserlerin müellif-i muhteremi Bediüzzaman Hazretleri ve onun telifi olan Risale-i Nur ve onun lahika risalelerinde beyan ettiği hizmet tarzı yaralanıyor, bir nevi hakikatler ve bir dest-i inayet altında olan hizmet tarzı, bilerek bilmeyerek tahrif ediliyor. İşte bu sadeleştirme meselesine bu noktadan bakmak gerekmektedir.
En son 1990 yılında Zaman Gazetesinde bu mesele hakkında bir yazı yazdırılmıştı. Buna karşı Üstadın bizzat hizmetinde bulunmuş talebeleri çok geniş bir yazı kaleme alarak cevap yazmışlardı. Risale-i Nurların sadeleştirilmesinin mümkün olmadığını ve olamayacağını, Üstadın sağlığında bizzat durdurduğu sadeleştirme çalışmasından örnekler vererek yazıyı yayınladılar. O zaman için o iş öylece kaldı.
Daha sonra 1994 yılında bizim İttihad yayınevimize komşu olan Kayıhan Yayınevi sahibi MTTB eski genel başkanı merhum Burhaneddin Kayıhan ağabeyin haber vermesiyle tekrar bir sadeleştirme teşebbüsü, bu sefer İttihad İlmi Araştırma Heyetinin yayınladığı “Sadeleştirme Meselesi” kitabıyla önlendi. Yani, Hekimoğlu İsmail Ağabeyin kitabı ilgili mercilere götürüp okumasıyla zahiren önlendi.
Fakat biz biliyoruz ki, bu malum kişi ve kişiler bu düşüncelerinden vazgeçmediler, hep kendilerince uygun bir zemin beklediler. Belki de kendilerince Üstadın hizmetkârlarının vefatlarını beklediler.
Şimdi ise, bütün değerleri yıkarak ve hiçe sayarak, herşeyi göze almışcasına doğrudan Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin eşsiz eserlerinden olan Lem’alar kitabını sadeleştirmiş ve basitleştirilmiş olarak piyasaya sürdüler. Gazetelerde bol reklamını yaptılar ve Ufuk Yayınları etiketiyle yayınladılar. Kendilerince de bir sürü safsatiyatı gerekçe olarak gösterdiler.
Bu Lem’alar kitabı ki, Risale-i Nurun dört ana kitabından biridir. Bakın bu kitab için ne ifadeler var.
Şöyle ki:
“تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ * …Lem'alar, bu zamanda, Kitab-ı Mübin'deki âyetlerin âyetleridir. Yani, hakaikının alâmetleridir ve hak ve hakikat olduğunun bürhanlarıdır. Ve o âyetlerdeki hakaik-i imaniyenin gayet kuvvetli hüccetleridir.” Şualar (709)
* Yunus Sûresi, 10:1; Yusuf Sûresi, 12:1; Hicr Sûresi, 15:1; Ra’d Sûresi, 13:1; Şuara Sûresi, 26:2; Kasas Sûresi, 28:2; Lokman Sûresi, 31:2
Bu ayetlerin işaret ettiği Lem’alara böyle dokunmak ve tahrif etmek gayretullaha dokunur. Lem’alara dokunanların neye dokunduklarını bilmelerinde faydaları vardır.
Ayrıca İmam-ı Ali (R.A) ve Gavs-ı Azam Abdülkadir Geylani’nin (K.S.) gaybi işaretler ettiği Lem’aları bu denli tahrif etmek o kudsi zatların tokatlarını yemeye vesile olur.
Netice: Bu tahrife derhal son vermeye ve basılan kitapları piyasadan çekmeye davet ediyoruz.
Aksi halde maddi manevi bütün mesuliyet size ait olacaktır.
Bu tahrifli sadeleştirme işinin, memleketimizdeki müsbet manadaki gelişmeleri önleme gayesine matuf bir faaliyet ve bir gizli ve sinsi ifsad komitesine hizmetten başka bir faidesi olmayacağı bilinmelidir.
Selam hüdaya tabi olanlara; bütün levm ve itab da heva ve hevesine tabi olanların üzerine olsun..
Bu vesile ile Abdülkadir Badıllı Ağabeyin bu hususlarda yazmış olduğu müdellel mes’eleleri tekrar neşrediyoruz..
RİSALE-İ NURLAR SADELEŞTİRİLEMEZ
SADELEŞTİRME ASRÎ BİR TAHRİFTİR
devam
|
|
Son Güncelleme ( Tuesday, 31 January 2012 )
|
|
Devamını oku...
|
|
Dec
22
2011
|
Yazan ittihad ilmi araştırma heyeti
|
|
Thursday, 22 December 2011 |
|
NURŞİN İLE PARİS ARASINDAKİ FARK
BİL EY MÜSLÜMAN! KÂFİRLERİN MEDENİYETİYLE MÜ’MİNLERİN MEDENİYETİ ARASINDA FARK BUDUR Kİ:
“Nurşin” karyesindeki “Seyda” (K.S.) Hazretlerinin meclisine git! Ve orada o zatın sohbet-i kudsiyesi ile izhar edilen İslâm medeniyetine bir bak, göreceksinki; o Zat-ı Kerim’in irşadiyle fukara elbisesine bürünmüş sultanları veya insan libasını giymiş melaikeleri görürsün...
Sonra bu vaziyeti müvazene etmek üzere Paris’e de git. Ve onların büyüklerinin localarına gir, bak! Orada göreceksin ki, onlar insan elbisesine bürünmüş birer akrep veya benî-Âdem suretine girmiş birer ifrittirler.
(Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye Terc. A.Badıllı sh: 202) |
|
Son Güncelleme ( Tuesday, 24 January 2012 )
|
|
Devamını oku...
|
|
Feb
19
2007
|
Yazan ittihad ilmi araştırma heyeti
|
|
Monday, 19 February 2007 |
|
RİSALE-İ NUR SADELEŞTİRİLEBİLİR Mİ?
Risale-i Nur’un sadeleştirme iddiası daha çok Risale-i Nur ile ciddi meşgul olmayan ve kendi anlayışlarına ve gayelerine göre hareket eden çevrelerden çıkmaktadır. Ancak şu var ki; bu anlayışta olanlar iki kısım olarak görülüyor. Bir kısmı iyi niyetlidirler fakat meselenin iç yüzünü ve inceliğini ve Risale-i Nur’un bu husustaki beyanlarını ve Hazret-i Üstadın sağlığında ortaya çıkan bu tarz fikirlere ve teşebbüslere Üstadımızın izin vermediğini bilememekten böyle fikirlere sahib oluyorlar. İkinci kısım ise bilerek veya bilmeyerek bazı hissiyatın yani: «Bazen arzu fikir suretini giyer. Şahs-ı muhteris arzu-yu nefsaniyesini fikir zanneder.» (Hutbe-i Şamiye:143) ifadesiyle Hazret-i Üstadın tesbit ettiği bir temayülün veya harici telkinlerin ve daha başka sebeblerin tesirinde kalarak usul harici çıkış yapanlardır.
Gerçi bu tarz hareketler hakiki Nurculara bir zarar veremiyor ve veremez. Çünkü onlar, hareketlerinde Risale-i Nur’u merci görür, ona göre hareket ederler ve sadeleştirmeye Risale-i Nur’un izin vermediğini anlayınca harici tesirlere kapılmazlar. Ancak Risale-i Nur Külliyatına yeteri kadar vakıf olamayanlara bir tereddüt getirebilir.
Sadeleştirme iddiasının esası: Risale-i Nur eserlerini herkes anlayamıyor, ifade ve kelimelerini bu zamanın insanları bilhassa gençleri iyi ve rahatça anlayamıyorlar ilh. şeklindedir.
- SUAL: Acaba bu sadeleştirme meselesine Risale-i Nur ne diyor, izni var mı, yok mu? Bediüzzaman Hazretleri bu meseleye nasıl bakıyor?
CEVAP: Bediüzzaman Hazretleri Risale-i Nur’un meziyetlerini anlatırken diyor ki:
|
|
Son Güncelleme ( Thursday, 26 January 2012 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Son >>
|
| Sonuçlar 1 - 4 / 15 |