21 Ekim 2017, Cumartesi
Home / Güncel Meseleler / ANARŞİYİ-TERÖRÜ DECCALİYET ÜRETİYOR

ANARŞİYİ-TERÖRÜ DECCALİYET ÜRETİYOR

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri asrımızın ve gelecek asırların ortak problemi olan anarşistliğin çıkış sebeblerini ve anarşi ve teröre kimlerin zemin hazırladığını net ve tereddüdsüz bir şekilde ortaya koymuştur.

Bu gün insanları idare etmek ve anariş-teröre çare bulmak ve önlemek mevkiinde olanların maalesef Bediüzzaman Hazretlerinin bu görüşlerinden ya haberi yok, ya da gereken ehemmiyeti vermediklerini görüyoruz.

Bediüzzaman Hazretleri diyor ki:

“Âhirzamanda dinsizliğin iki cereyanı kuvvet bulacak:

Birisi: Nifak perdesi altında, risalet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) inkâr edecek Süfyan namında müdhiş bir şahıs, ehl-i nifakın başına geçecek, şeriat-ı İslâmiyenin tahribine çalışacaktır…

İkinci cereyan ise: Tabiiyyun, maddiyyun felsefesinden tevellüd eden bir cereyan-ı Nemrudane, gittikçe âhirzamanda felsefe-i maddiye vasıtasıylaintişar ederek kuvvet bulup, uluhiyeti inkâr edecek bir dereceye gelir.” (Mektubat sh: 56)

İşte bu ikazda durum gayet nettir. Dinsizlik, İslam Hilafet merkezi olan memleketimizde doğrudan Peygamberimizin (asm) getirdiği din olan İslamiyeti hedef alarak, münafıkça çalışarak, dini yıkmağa çalışacak ve çalışmıştır. Buna İslam Deccalı olan Süfyan diyoruz. Ve kim olduğu fiilleriye ve ilkeleriye bellidir. Diğeri bütün insanlık dünyasında bütün dinleri hedef alan komünizm, materyalizm, kapıtalizm gibi dinsiz akımlardır. Bu “her iki deccal” başlangıçta şahıslar olmakla

Bu “her iki deccal” çoğu zaman beraber hareket ederler. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bunu müteaddid defa ifade eder.

“Rivayetlerde Hazret-i İsa Aleyhisselâm’a “Mesih” namı verildiği gibi her iki Deccal’a dahi “Mesih” namı verilmiş ve bütün rivayetlerde

الدَّجَّالِ الْمَسِيحِ فِتْنَةِ مِنْ

الدَّجَّالِ الْمَسِيحِ فِتْنَةِ مِنْ

denilmiş. Bunun hikmeti ve tevili nedir?

Elcevab: Allahu a’lem bunun hikmeti şudur ki: Nasılki emr-i İlahî ile İsa Aleyhisselâm, şeriat-ı Museviyede bir kısım ağır tekâlifi kaldırıp şarab gibi bazı müştehiyatı helâl etmiş. Aynen öyle de; Büyük Deccal, şeytanın iğvası ve hükmü ile şeriat-ı İseviyenin ahkâmını kaldırıp Hristiyanların hayat-ı içtimaiyelerini idare eden rabıtaları bozarak, anarşistliğe ve Ye’cüc ve Me’cüc’e zemin hazır eder.

Ve İslâm Deccalı olan Süfyan dahi, şeriat-ı Muhammediyenin (A.S.M.) ebedî bir kısım ahkâmını nefis ve şeytanın desiseleri ile kaldırmağa çalışarak hayat-ı beşeriyenin maddî ve manevî rabıtalarını bozarak, serkeş ve sarhoş ve sersem nefisleri başıboş bırakarak, hürmet ve merhamet gibi nurani zincirleri çözer; hevesat-ı müteaffine bataklığında, birbirine saldırmak için cebrî bir serbestiyet ve ayn-ı istibdad bir hürriyet vermek ile dehşetli bir anarşistliğe meydan açar ki, o vakit o insanlar gayet şiddetli bir istibdaddan başka zabt altına alınamaz.” (Ş: 593)

Şimdilerde ve bundan sonraları bu anarşik hadiselerin çok olacağı anlaşılmaktadır. Çünkü “her iki Deccal” cereyanının seksen-doksan senedir maddi manevi tahribatına devam etmektedir.

Bizim memleketimizde ise, kanunlarıyla, ilkeleriyle ve ınkılaplarıyla devlet proğramı olarak devam etmektedir. Milletin seçtiği vekiller bile onun ilkelerine bağlı kalacağına yemin etmeden mebus olamıyorlar. Ne garip bir çelişki.!

Bu felaketten kurtulmanın kısmen de olsa emniyet ve huzur içinde yaşamanın çare-i yeganesi evvela deccal cereyanının tahribatı önlenmelidir. Hiç olmazsa devlet, deccalin ilkelerinden vazgeçmelidir. Sonra mümkün oldukça Bediüzzaman’ın Kastamonu Lahikasında tavsiye ettiği gibi, “bu memlekette, bu asırda, milleti anarşilikten, tereddi ve tedenni-i mutlakadan kurtaracak yegâne çaresi, Risale-i Nur’un esasatıdır.” düsturuna uyulmalıdır.

Check Also

BEDİÜZZAMAN VE MEVLANA

Bediüzzaman Hazretlerinin Mesnevî-i Şerif ve Mevlana Celaleddin-i Rumi Hakkındaki görüşleri. Evvela bir hatıra ile başlayalım. …